Tuvalet eğitimi – 1. Sezon 1. Bölüm
24 May 2012 32 Yorum
in ikizlerle gündelik hayat Etiketler:tuvalet eğitimi
İşte tüylerimi diken diken eden konu! Bebeleri Anadolu Lisesi sınavlarına hazırla de hazırlarım. Askeri okula hazırla de hazırlarım. Üniversiteye hazırla de hazırlarım. Ama benden tuvalet eğitimi talep etmeyin be kardeşim. Vallahi hiç bana göre değil! Böyle kakalı makalı şeylerle uğraşamam ben yaa. Altlarını temizlerken nefesimi tutuyor, tavana bakıyorum, bu işin içine bir de elimi sokamam yaa. “Oğlum çişin mi var? /Kızım kakan mı geldi?” diye peşlerine koşamam. Evde sağdan soldan kaka toplayamam, yataklardan çiş çıkaramam. Hem sokakta ne halt edeceğim? Birinin çişi gelirse cümcür cemaat nasıl eve gireceğim? Hem daha düzenli gece uykusuna bile geçemedik, bir de gece çişleriyle uğraşamam. Gördüğünüz gibi bu iş bana göre değil kardeşim, tabiatıma aykırı!
El elin eşeğini… sendromu
24 May 2012 22 Yorum
in Biraz da benden Etiketler:emanet çocuk
Anacım, bu dünyada kendi işini kendin yapacaksın. Kimseden bir iş beklemeyeceksin. Kimseye güvenmeyeceksin. Hele karşındaki tuvalete gitmeyi bile unutan bir ikiz anası ise ondan bir iş vereceksen iki kere düşüneceksin, sonra da vazgeçeceksin!
Konuşuyoruz ama nece konuşuyoruz?
23 May 2012 25 Yorum
Yıllar önce Kanada’da göçmen olarak yaşayan bir Türk aileyle karşılaşmıştım. İlköğretim çağında üç çocukları vardı. Çocuklar ve anneleri Türkçe, İngilizce karışımı garabet bir dil kullanıyorlardı. Mesela annesi “Hemen sit yapın,” diyordu, çocuklar window kenarına oturmak için fight ediyordu. Büyük kız arasında peynir olan bread’i want ederken, küçük oğlan blue topunu evde forget eden annesine kızıyordu. Yemin ederim, aynı böyle konuşuyorlardı. Etraftaki herkes de onlara uzaydan gelmişler gibi bakıyordu. Elbette, – kahretsin ki yine- ben bu durumu çok kınamıştım. Şimdi benim bebelerle konuşmama dikkat ediyorum da keşke Kanadalı göçmen aile gibi konuşsaydık diyorum. En azından onları anlayan çıkıyor, bizi anlamanın imkânı yok. Çünkü ne konuştuğumuzu açıkçası ben bile anlamıyorum!
Bebe komikliği
22 May 2012 5 Yorum
in ikizlerle gündelik hayat Etiketler:çocuk konuşması, bebek konuşması
İnsanın çocuklarla vakit geçirmesi ne güzel bir şey. Hiç gülesi yoksa da güldürüyorlar insanı.
Bir mola verme zamanı geldi hayata! (içerikle biraz alakasız oldu ama içimden geldi)
22 May 2012 17 Yorum
in ikizlerle gündelik hayat, kitap-DVD-çizgi film ve bilumum zımbırtılar Etiketler:çocuklara mola, mola eğitimi, mola vermek
Yıllar önce bebek baktığımı söylemiştim size, değil mi? Amerikalı bir ailenin çocuğuydu. Evde yedi yaşında da bir ablası vardı. Bir sabah abla annesinden çizgi film izlemek için izin istedi. Annesi 8 dakika (evet 8! 10 değil, 5 değil 8! Neye göre hesapladıysa bunu) izlemesine izin verdi. 8 dakikanın sonunda çizgi filmin tam da sonu geliyordu ki kız çat diye ekranı kapattı. Ayy deli oldum. Ben meraktan çatladım valla sonunda ne oldu çizgi filmin diye. O umursamadı, gitti. Sonra yine bir gün bu bir şey yaptı, şimdi hatırlamıyorum ne olduğunu. Annesi kızdı, “Mola veriyorum sana,” dedi. Bu da suratını asıp odanın kenarında yüzü duvara dönük halde bekledi. “Anam dedim bizim bebeleri bağlasan durmazlar. Mola veriyormuş, hıh!” Yine de bu mola işi epey merakımı cezbetti. Daha bebelerim doğmadan kollarımı sıvadım, bu işi öğrenmeye başladım.
“En büyük baba bizim baba” kapışması başlıyor! Buyurun!
22 May 2012 94 Yorum
in İkiz babası Etiketler:çocuklarına bakan babalar, baba olmak, babaların bebek bakması, babalık
Kocamın uzun süredir üzerinde çalıştığı projesi onaylanınca hafta sonları da işe gitmeye başladı. Ekmek parası diyor ama bence benim kefen paramı ayarlamaya uğraşıyor. Biraz daha bu düzende devam edersem gebereceğimin o da farkında. Bu işi bir an önce bitirmek için bir de gece vardiyası bulmasından korkuyorum. İşin aslı evdeyken de varlığıyla yokluğu birdi. Tabi ki de zıkkım kaymakamlık sınavı yüzünden. Allah kocası akademisyen olana yardım etsin, anacıııımmm. Evde ders çalışan koca kadar sinir bozucu bir şey olamaz. Bu sınav olmasa aslında ben de bu kadar perişan olmazdım. Allah için, çok yardımcıdır benim kocam. Her ne kadar “gece ağlayınca oğlana emzik ver” komutunu girmem 19 ayımı alsa da, en azından son 5 ayda bir nebze rahat etmiştim. Kocam iyi hoş da konu çocuk bakımı olunca benim kadar yapamıyor hiçbir şeyi. Çevremdekiler bana kızıyor, ben her şeye yettiğim için kocam elini uzatmıyormuş. Benim canım çok tez. Hakikaten hiçbir şey için bekleyemem. Hemen koşup kendim hallediyorum. Acaba beklesem sonuç değişir miydi? Bilemiyorum.
İkiz analarına SOS! Doğurmak üzere olan biri var!
17 May 2012 11 Yorum
in ikizlerine tek başına bakanlar
Arkadaşlar aşağıdaki yorum da geçmiş yazıların biri için yapılmış. Arada kaynamasın. Belli ki yardıma ihtiyacı olan biri var!
Acar şoför geliyor, düt düüüütt!
17 May 2012 3 Yorum
Oğlan analığı damarım iyice kabardı. Şimdi oğlumun saftirik bir sünepe sanılmaması için yeni bir post yazmaya karar verdim. Efendime söyleyeyim, kız oğlandan iyi konuşuyor ama oğlan da ondan iyi yuvarlanıyor, tekme atıyor, kafa gömüyor, hızlı koşuyor… Elbette kıyaslanacak olurlarsa farklı farklı alanlarda birbirlerine göre daha iyiler. Tabi ben elimden geldiğince kıyaslamamaya çalışıyorum ama ister istemez insanın dikkatini çekiyor. Dün akşam oğlanın iyi olduğu bir başka nokta daha keşfettim.
Ezdirmem oğlumu!
17 May 2012 24 Yorum
Şimdiye kadar karşılaştığım bütün ikiz aileleri çocuklarımdan hangisinin baskın olduğunu sordu. Tuhaf bir soruydu bence. “Herhangi biri daha baskın değil,” diyordum. Onlar da hemen kendi evlerinde kimin baskın olduğunu, öbürüne neler ettiğini anlatıyordu. Ben de için için gülüyordum. İşin aslı, ben eşit davranırsan çocuklar arasında farklılık olmaz sanıyordum. Ne kadar da yanılmışım meğersem.
Cool anne
16 May 2012 15 Yorum
in Biraz da benden Etiketler:anne olmak, çocuklara bağırmak, bağıran anne
Bir arkadaşım vardı. Cırıl cırıl sürekli bebelerine bağırırdı. Ne zaman onlara gitsem kafam tutar, üç gün yatardım. 2-3 yaş aralı üç çocuğu vardı. Bir ona bağırırdı, bir buna, bir de ötekine. Büyük kız okula gidince öğretmeni “Siz buna evde çok mu bağırıyorsunuz?” demiş. Benim arkadaş utanmış, “Nereden anladınız?” demiş, “E bağırmadan hiçbir şey yapmıyor ki,” demiş. Sahiden de ismini normal söyleyince çocuklar tepki vermiyordu. Bağırınca kafalarını kaldırıyor, ama yine de denileni yapmıyor, canhıraş bir feryat sonrası uflaya puflaya denileni yapmaya yöneliyorlardı. Aman ne kınadıydım o arkadaşı! Bugünleri önceden görsem hiç kınar mıydım sanki!

Kim ne demiş?