Az kaldı

Bu yazıyı yazmayayım diyordum ama olmadı. Gittim, geliyorum yazılarını hiç sevmem. Arada kaçamak yapıp gelecek olsa da soğutur insanı. Ben de uğrarım nadir de olsa diyordum ama olmadı. Sağ olsun mail atıp soranlar var, öldüm mü kaldım mı diye merak edenler. Elhamdülllah hepimiz iyiyiz. Sadece elimde işler biraz birikti. İstemeden bir ara verdim yazılara. 8 Mayıs son iş teslimim. Konular hazır, ondan sonra buradayım inşallah. Facete aktifim, oraya da beklerim ;)

 

Pinterest

Madam Secce 6. Bölüm “El kapısı var yavrııııım, el kapısı!”

(Daha önceki madam yazıları için bkz. 1, 2, 3, 4, 5)

Bu yazıyı yazmadan önce yine olayı tarihi akışını bozmadan ele almak için anamın evindeyken hiç yatak topladım mı acaba diye düşündüm. Topladığımı hiç hatırlayamadım valla. Anamın deyişiyle odayı döker saçar okula kaçardık. Döndüğümüzde de pırıl pırıl olurdu oda. Tabi benim anam madam olmadığı için evlendirene kadar bizi peşimizi topladı. Anneannem çok üzülürdü bu duruma. “İlaaa kızııııım, üzük üzük üzüyorsunuz ananızı. Yaptığınız ananızaysa öğrendiğiniz kendinize. Yarın bir gün el kapısı var yavrııııım, el kapısı,” diyerek bizi korkutmaya çalışırdı.  Ama nafile.  El kapısından girene kadar yatak toplamadım.

Pinterest

Pasta bulamazsanız, em em eeemmm ZIKKIM yiyin!

Sanırım ben hiç abur cubur yemeden büyüdüm. Annem aldırmazdı. Markete giderdik birlikte. Bir şey istemeyi de bilmezdik öyle. Hadi o gün arsız günümüzmüş, diyelim ki canımız çekti, kek istedik, “Ooo” derdi annem, “Ben size evde âlâsını yaparım.” Ya da bisküvi isterdik, annem hemen atlar, “Ben size börek yaparım.” Hazır meyve suyu eve sokulmaz zaten. Annem evde yapar. En kötü ihtimal reçel sulandırır verir. Pasta mı istedin? Yine annem yapar! Düdüklüde pandispanya. Biraz un, şeker, süt ile de krema. Al sana pasta. Cips mi? O da ne? Evde patates kızartılır! Demezdik ki anne, bu ne biçim cips böyle / senin bu pastan pastanedekine benzemiyor / hiç bisküvinin yerini börek tutar mı / bu meyve suyu güzel olmamış… Kakalardı annem bize, yutardık ayol. Küçükken çok merak ederdim bu marketlerin abur cuburlarını kim alıyor? Anası olan alamaz, karısı olan alamaz, herhalde bekârlar alıyor derdim.

Pinterest

Trafik çilesi

İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlıyor. Kayseri’de benim yaşadığım yerde, benim yaşadığım zamanda birbirine paralel uzanan iki şeritli dört yol vardı. Üzerlerinden saatte bir otobüs geçerdi. Onun dışında araba görünmezdi. İstanbul’a bir akşam vakti geldik. Binlerce araba farını bir arada görünce dilimi yutuyordum neredeyse. O günden sonra trafik çilesi hayatımızın sıradan bir parçası oldu.  Sürekli söylendik durduk trafikle ilgili. Tabi bunun da bir kıymeti varmış, bilememişiz. Saatlerce köprü kuyruğunda kalmanın, iki damla yağmur yağdığında trafiğin felç olmasının, yol verme yüzünden koca koca adamların arabadan inip birbirlerine yumruklaması beklemenin, günün yarısının otobüsün yolunu gözlemekle, öteki yarısının da otobüse sığmaya çalışmakla geçmesinin…  çok da abartılacak bir şey olmadığını geç anladım. Evet, asıl trafik çilesi bebelerden sonra başladı!

Pinterest

Oturun evinizde!

Geçen hafta pek keyfim yoktu. Belki açılırım diye bebeleri alıp dışarı çıktım. Yağmur yağmıştı. Her yer ıpıslak. Parka gitsek bebeler ıslanacak. Yürüyüş yaptık biraz. Yolda anamı aradım. Uzun yoldalarmış. Ankara’ya dedemi ziyarete gidiyorlar. Karı koca, üç çocuk. Çocuk dediklerim de 25-35 yaş arası. Aile tamam, yani bir ben yokum aralarında. Niye benim haberim yok dedim. Çocukları bırakamam diye söylememişler. E siz söyleseydiniz de ben gelemem deseydim dedim. Mırın kırın. Anladım, iki bebeyle gelirim dememden korktular! Zaten canım sıkkındı. Sıkıntıma da sıkıntı katıldı.

Pinterest