Örgü sevgi işi

Geçenlerde yine dönemsel kışlık-yazlık takasına soyundum. Kızın yatağının altını baza gibi kullanıyorum. Mevsim dışılar orada. Açmışken her şeyi döküp içini temizleyeyim dedim. En arkadan örgüler çıktı. Minnacık örgüler. Anneanneciğimden yelek, -daha dilimiz demeye bile alışmadı ama- “rahmetli” babaanneciğimden elbise, kız kardeşimden orta okul sergisi için örülüp saklanmış, bizim bebelere nasip olmuş bir bere, babaannelerinden süslü bir yelek, anamdan evdeki oyuncak bebelere zor olan boyutta bir prematüre yeleği, arkadaşımdan battaniye… Çocuklara ait her şeyi, kitaplar dahil, kullanılmayacak oldukları an elden çıkarıyorum ama gel gör ki örgülere kıyamıyorum. İnanmayacaksınız ama zamanında beğenmeyip dalga geçtiğim eciş bücüş örgülerden bile sakladıklarım var. Çünkü örgü sabır işi, en önemlisi de sevgi işi. Yeni bebeye bir şey alıp gitmek kolay. Ama oturup bir örgü başlamak, hele de başladığın o örgüyü bitirmek kolay iş değil. İnsana “Seni sevdim, senin için uğraştım” demenin en güzel yolu olduğu için bence hediyelerin en kıymetlisi örgü. Yani tabi altından sonra ehehhehe. 😉

Pinterest

Yetiş Secce Bacı! – 4. Bölüm – Tembel Anadan Pratik Öneriler

Çocuk büyütmek zor iş. Amenna. Ama bizim daha da zorlaştırdığımız da bir gerçek. Bugün “biraz rahat olmak kimseyi öldürmez” diyor kaos ortamında akıl sağlığımı korumamın sırlarını paylaşıyorum. 😉

Pinterest

KodLAMA Atölyesi Talihlisi

Bebeler telefonumu kaçırdığı için Random.org’un resmini çekemedim. KodLAMA talihlimiiiiiiiiiiiiizzzzz…. Ayyyy çok heyecanlı!

Pinterest

KodLAMA Atölye’sinden süper fırsat!

KodLAMA Atölyesi’nden takipçilerime süper fırsat!

Atölyenin facebook sayfasını beğen, son afişini paylaş, bu yazının yorumlarına işlem tamam yaz, bılişler de bu perşembe çekiliş yapsınlar, 1 şanslı takipçi altı haftalık yeni dönem derslerine ücretsiz katılma şansı yakalasın!

Pinterest

ANNNEEEEEAAAAA!!!!!

Küçükken evimizin önü oynamak için çok müsaitti. Kışın pek çıkamazdık ama havalar biraz ısındı mı eve girmeyi de bilmezdik. Hemen hemen her Anadolu veledi gibi akşam ezanıyla birlikte sokakta oynamak için bize ayrılan sürenin sonuna gelirdik. Ve yine hemen hemen her Anadolu veledi gibi biraz daha oynayabilmek için anamıza yalvarırdık.

Evimiz ikinci kattaydı. Aşağıdan bağırırdım “Anneaaaaaa, anneaaaaaa, anneeaaaa!” “NEAAAĞĞĞ” diye bağırırdı annem camın arkasından. “Biraz daha oynayabilir miyim noooluuurrrr?” Cevap hayırsa, anam evet diyene kadar yalvarırdım. Evetse süper. Hemen koşardım geri oyuna. Sonra yine. “Anneaaaaaa, anneaaaaaa, anneeaaaa!” Her seferinde annemin NEAAĞĞĞ deyişindeki öfke seviyesi biraz daha artardı. “NEEAĞĞĞĞĞĞĞĞĞ?” “Biraz daha oynayabilir miyim noooluuurrrr?” Daha sonraki gidişlerimde annemin azabından korunmak için yardımcı oyuncu kullanırdım. Arkadaşlarım aşağı  dizilir bağrışırlardı: “SALİSE TEYZEEEAAAĞĞĞĞ. SALİSE TEYZEEEAAAĞĞĞĞ. Selcen biraz daha oynayabilir mi, noooluuuurrr!”

Böyle uzatmaları oynaya oynaya epey sokakta kalırdım. Eve geldiğimde annemin gözünden ateş fışkırırdı. Hiç anlamazdım, yav ne oluyor da bu kadın bu kadar sinirleniyor?

Pinterest