Yardımcı Abla Aranıyor…

Şu günlerin bunalımına ek olarak yardımcı ablamızın da işten çıkması gerektiğini öğrendim. İyiden iyiye canım sıkıldı. Bebeler doğalı bu üçüncü ablamız. İnternette diğer arkadaşların bakıcı hikâyelerini falan okuyorum. Gözlerim yerinden fırlıyor. Allah iyi insanlarla karşılaştırsın hepimizi. Ne insanlar var ya. Biri yazmıştı da hiç unutamadım. Bebeklerin mamasını kapıya gelen birine veriyormuş. Bu kadıncağızın bebeklerine nişastalı su karıştırıp içiriyormuş. Kadıncağız kamera kurmuş eve de öyle haberi olmuş. Gel de öldürme bakıcıyı.

Ben sürekli evde olduğum için öyle dertlerim yok şükür. Gerçi farklı dertleri oluyor insanın. Bize yakın bir ikiz ailesi var. Kadın 45inde doğurmuş. Adam 50sinde baba olmuş. İkisi bir emekli olmuşlar, ikiz büyütüyorlar. Ama ikisi yetmiyormuş bir de bakıcı bulmuşlar. Onlarla parkta konuşuyordum da deli oluyorlardı. Evde olmaları bir şey değiştirmemiş, kaç bakıcı değiştirmişler kim bilir. Hepsi de yatılı yabancı bakıcılar. Kaçanı mı dersin, bunlar bir bebeyi alıp doktora gittiklerinde eve erkek atanı mı, çalanı çırpanı mı… Hiçbir şey yoksa temizlik anlayışları farklı, ağız tatları farklı…  Bir dolu dert. Son bakıcılarından memnunlardı. O da sürekli et yemek istiyormuş. Başka şey pişse yemiyormuş. Sığır kesip önüne koymayı planlıyorlardı en son. Ne oldu bilmiyorum.

Ben bakıcı konusunda şükür pek şanslıyım. Hep cici kızlar denk geldi. İlk ablamız geldiğinde bizimkiler daha altı aylıktı. En zor dönemini o kızcağız çekti. Ama Allah için iyi de baş etti. Çok memnunduk ondan. Sadece biraz çok konuşurdu. Açıkçası biraz değil epey çok konuşurdu. Hatta amanın bir çenesi vardı, annemle bende altı ayda kafa göz koymadı. Konuşmaya başlamasın diye göz göze gelmemeye çalışırdım. Gözün gözüne değdiği an hiç alakasız bir konu açar, anlatır, anlatır, anlatır… Bir seferinde anneannen hayatta mı demiştim. Kırk beş dakika konuştu. Lafın sonunu babasının babasının nasıl can çekişe çekişe öldüğü anlatarak bitirdi. Laf bitti ama daha ben anneannesinin hayatta olup olmadığını öğrenememiştim. Açıkçası tekrar sormaya da korktum. Bir gün de mesaisi bitecek yarım saat falan kalmış. Bununla odada karşılıklı oturuyoruz. Bebeler aramızda yuvarlanıyor. Bir çene tutturdu. Amaaaaannnn. Zaten yorgunum. Beynim uyuştu. Boş boş bakıyorum yemin ederim. Bu da bir enerjik, bir enerjik. Bilmem kim bir şey demiş ona nasıl cevap verdiğini anlatıyor. Anlatıyor da anlatıyor. “Kızım yorgun değil misin sen? Ağzımı açacak halim yok benim,” dedim. “Yok abla, iyiyim” dedi. “İyiysen hadi kalk da bi süpürge tut eve” dedim. Hıp diye sustu valla. Ama hak etti!

Çenesinin yanı sıra bir de çok acayip bir aileden gelirdi. Sülalece paranoyaklardı. Teyzeler, amcalar, yengeler, dayılar, valla kabile gibilerdi. Dayılarının ikisi hapisteymiş. Ama suçlu olan aslında üçüncüymüş, ama onlar girmiş, suçlu çıkmış, enişte gelmiş falan filan. Altı ay anlattı da hâlâ çözemedim kim kime ne yaptı. Ayrıca çok garip amcaları vardı. Dediğine göre amcaları uydurma isimler açarak bunun feysbukuna falan arkadaşlık teklifi gönderiyorlarmış. Bakalım erkeklerle konuşuyor mu diye test ediyorlarmış. Konuşursa vururlarmış falan. Artık bu mu uyduruyordu bilmiyorum. Sabahları bize babası getirirdi. Akşamları ben götürürdüm. Aslında yürüme yolu olarak on dakikalık yol var aramızda. Ama kendi gelip gidemezdi. Annesi tek başına giderse “Fatmagül’ün suçu ne” olur diye korkardı. Tuhaftı muhaftı, pek konuşurdu ama şeker kızdı. Özellikle oğlan onu çok severdi. Sonra bir gün sekizinci kardeşi doğdu. İşi bıraktı, kardeşine bakmaya başladı.

Derken ikinci kızcağız geldi. Biraz sinirliydi o. Bebelere sesini yükseltiyordu. Ev işlerinde iyiydi ama. Fakat inanılmaz derecede su ve deterjan harcıyordu. Bir bardağı yıkamak için bir kova su gidiyordu. Bardağı da makineye koymak için yıkıyordu. Kokmasın diye! “Ne kokacak yaa su içtik onda” diyordum. “Yok abla, yok, kokar, hava sıcak diyordu.” Sanki işedik bardağa. Hiç unutmuyorum bir gün nereyiyse bir yeri temizlemek için yarım kutu cif ve yarım kutu bulaşık deterjanıyla bir solüsyon hazırlamıştı. Bir leğen de su. Altı üstü bir karış yer temizleyecek. Direk el koydum leğene. Ben onunla üç bayram temizliği yaparım be. Onun olduğu ay gelen su faturası karşı hamama gelmedi valla. Ama yine de çıkarmaya korktum, başkasını bulamam diye. Ha bir de boğazını doyuramazdım. Valla ben kocamdan saklıyordum yemekleri, kocam ondan saklıyordu. Çat çat ne bulursa yerdi. Ortada bir şey bırakmazdım. Bulur yine yerdi. O gelince bebeler de inanılmaz (!) boyutlarda yemeye başladılar. Her biri sekizer köfte falan. Nereye gitti köfteler diyorum, bebeler yedi diyor. Nasrettin Hoca misali tartacaktım valla. Bize gelince kısa zamanda göt göbek saldı zaten. Şükür çok kalmadı. Bir gün köye gitti iki günlüğüne. Gelince haber veririm dedi. 10 ay geçti hâlâ haber yok.

Son yardımcı ablamızla da sekiz aydır birlikteyiz. Bebeler onu çok seviyor. Hatta oğlan onunla uyumak isteyip uyanınca da ablaaaaa diye bağırarak kaynanalık damarıma basıyor. O gidince evde döne döne abla arıyor bizimkiler. Sekiz ayda kaşla gözle konuşur olduk. Bizim evi benden iyi biliyor valla. Evine gidince bazen telefon açıyorum ona. Şu nerede, bizde şundan var mı diye. Alışverişe gidince de canlı bağlanıyorum, eve ne lazım diye. Ama o da gidiyor işte. Şimdi yeni biri lazım. Şöyle bebelerle iyi anlaşanından, az konuşanından, bol oynayanından, annesi menopoza girmiş olanından, çok deterjan harcamayanından, evde ne varsa silip süpürmeyeninden, köye gidiyom deyip kaçmayanından… Çıta gittikçe yükseliyor anlayacağınız. Her gelen de çıtaya bir şeyler ekliyor. Bakalım sonunda nereye varacağız.

Pinterest


11 Responses to Yardımcı Abla Aranıyor…

  1. sitare diyor ki:

    okurken içim şişti
    sen yaşarken hamurabi olmuşsundur:)
    hayır yani ikizlerin olmasa beebn tek olsa si…r et bakıcıyı derdim diyemiyorum .belli bir yaşa erene kadar varlıkları gerekli. yoksa sıyırırsın bacım.
    umarım gönlüne, kulak zarına, bütçene ve mutfak kilerine göre birini bulursun.

    • secce diyor ki:

      haha yok ayol bizimkiler de hikaye mi? milletinkileri okurken dudaklarım uçukluyor.benim kızlar iyiydi çok.yenisi de öyle olur inşallah

  2. Habibe diyor ki:

    Umarım çocukların dilinden, senin halinden anlayan yardımcı bulursun.. ama ne bulursan bul, hikaye çıkaracağın kesin :))

  3. hatice diyor ki:

    bir tanıdığım var seninle nasıl irtibata geçebiliriz?

  4. hande diyor ki:

    Ben de sizinkine benzer olaylar yaşadım. Ayrıca kızım 1,5 yaşındayken yaşadığı yaz dönemi boyunca bahçede,parkta ve komşularda gezen, eve girmek istemeyen bir çocuk olmuştu. Eylül ayında yağmurlar başlayınca ne yapacam diye düşünüp duruyordum, acaba haftada 2-3 gün yarımşar günden yakınımızda tavsiye edilen bir yuvaya göndereyim diyordum ki bizim türkmen bakıcı memleketine döneceğini söyledi. Fırsat bu fırsat yeni bir bakıcı almadım ve hem işyerimden bir arkadaşımın hem de siteden bir komşumun çok memnun kaldığı ve tavsiye ettikleri bir yuvaya kızımı 18 aylıkken gönderdim. Etrafımdaki insanların bir kısmı aayyy daha çok küçük derken, çoğu insan da çok iyi yapmışsın dediler. Kızım iki ay sonra 4 yaşını bitirecek ve şöyle bir geriye dönüp bakıyorum ki iyi bir karar vermişim. Siz yuva düşünmüyor musunuz?

    • secce diyor ki:

      yok yuva düşünmüyorum.ben evdeyim nasıl olsa. 4-5 yaşından önce okul da düşünmüyorum. çift doğurdum birbirleriyle oynasınlar yuva masrafı olmasın diye:)

  5. fatma diyor ki:

    Merhaba üniversite öğrencisiyim eğer part time çalışacak birini arıyorsanız bu işle ilgileniyorum :)

  6. perimasali diyor ki:

    Okadar güldüm ki ne diim sana secce baci allah eksikligini vermesin..iyiki varsin da bu stresli dönemimde senin yazilarinla gülüp egleniyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pinterest
Email