Sevimsiz bir konu ve bir kitap tanıtımı

Üzerinde geyik dönemeyen konularda yazmayı hiç sevmiyorum. Zaten ciddi yazılar yazmayı beceremiyorum da. Mutlaka bir tarafından su alıyor konu. Ama bugün çok ciddi bir yazı yazmaya niyetlendim.  Başlıktan da anlayacağınız gibi hiç hoş şeyler okumayacaksınız bugün. Ne yazık ki bunlar –üzerine konuşmaktan hiç hoşlanmasak da, daima üstünü örtsek de- çevremizde yaşananlar. Başımıza gelmez sanmayalım, ona göre önlemimizi alalım diye yazıyorum.

Uzun zaman önceydi. Geçen yaz mıydı acaba? Çocuklarla evden uzaktaki bir parka gittik. Bir kedi bulduk. Onunla oynuyorduk. Kedi kaçtı. Bebeler peşinden zırladı. Ben de kedi oraya mı gitmiş buraya mı gitmiş diye ararken parkın yanındaki apartmanın duvarının dibindeki banka oturmuş bir yaşlı teyze ile torununu gördüm. Onlar beni görmedi. Torun şortunun üzerine cinsel organını çıkarmış, teyze de gülerek bir şeyler söylüyordu.  O parkta daha önce de gördüğüm insanlardı. Kadın ya anneanne ya babaanneydi. Birlikte gelirlerdi hep parka. Onları öyle görünce çok şaşırdım. Bu arada hemen aklınıza gelebileceği gibi, belki çocuğun çişi geldi, sünnet oldu, yarası vardı… gibi bir durum değildi. Açık konuşayım, ortada sapıklık olacağını da düşünmedim. Büyük ihtimalle eski usul, kadın “çıkar pippine de bakayım,” dedi. Oğlan da çıkardı, gülüşüyorlardı.

Ne yapacağımı bilemedim. “Aaa olur mu, öyle şey, ayıp  ayıp, ne yapıyorsunuz siz” diyeyim dedim. Diyemedim. Sadece kendi çocuklarıma seslenerek orada olduğumu belli ettim. Çocuk utandı hemen kapattı zaten.

Sonra yine karşılaştım, çocukla da yanındaki kadınla da. Hatta çocuğun annesiyle de. Gidip bir şey söyleyeyim dedim. Verilecek tepkiden korktum. Cesaret edemedim. Ama bir yandan da içim içimi yedi doğrusu.

Derken bir gün konuyu feyste gündeme getirdim. Sizce söyleyeyim mi dedim. Söyleme diyen bir iki kişi çıktı. Hemen hemen herkes “söyleeeeeeeeeee” diye bağrıştı.

Çok çekindim ama bulduğum ilk fırsatta çocuğun annesine söyledim. Tahmin ettiğim gibi ilk başta inanmadı. Kayınvalidem öyle şey yaptırmaz, çocuğum da açmaz dedi. “Valla,” dedim, “gözümle gördüm. Sokağın ortasındaydı. Sen istersen gözünü üstlerinden ayırma.” Kadıncağız çok teşekkür etti haberdar ettiğim için. Açıkçası bu kısmı beklemiyordum. Sırf kabul etmemek için yalancı çıkartılacağımı, hatta kocasının kapımıza dayanacağını, vay anama iftira atmışsın diye yeri göğü inleteceğini falan düşünüp korkuyordum. Ne kadar büyüttüysem kafamda artık.

Konuyu böylece kapattım. Birkaç kez daha karşılaştık. Sadece selamlaştık. Üzerine tekrar hiç konuşulmadı.

Yine o konunun üzerine feysime birbiri ardına özel mesajlar gelmeye başladı. Ama ne mesajlar. Çocukken tacize uğrayan, şimdi çoluk çocuk sahibi kadınların mesajları.  İşte bugün onlara yer vermek istedim. Bir ikisinden kendisinin yazmasını istedim. Ama olmadı. Mesajları derledim ben de.

İlk annemiz şu an otuz yaşının üzerinde. İki çocuklu.

“Küçükken annem kimsenin evine gitmeme izin vermezdi. Arkadaşlarım hep birbirlerinin evine giderdi. Ben de çok özenirdim. Ama annemin korkusundan gidemezdim.

İlkokul dördüncü sınıftaydım. Bir arkadaşım evine davet etti. Evindeki kedi yeni doğum yapmıştı. Yavrulara bakacaktık. Gitmek istemedim, ama bir arkadaş daha vardı, o da gidecekti. Annem duymazsa kızmaz diye düşündüm. Gittim. Kedilere bakarken eve babası geldi. Yanımıza geldi, sohbet ettik. Sonra “Sizinle oyun oynayalım mı?” dedi.  Babamla çok oyun oynardım. Hiçbir rahatsızlık duymadım. “Sırayla mutfağa gelin, size sır vereceğim,” dedi. Önce kendi kızı gitti. Sonra öteki arkadaş. En son da ben gittim.

Bu kısımları çok net hatırlamıyorum. Mutfak karanlıktı. Tam olarak ne dedi, nasıl yaptı bilmiyorum. Bana dokundu, öptü. Yanlış bir şey yaptığını biliyordum, ama korktuğum için bir şey söyleyemedim. Ev bahçe kattı. O sırada camın önüne çocuklar geldi. Sesleri duyuldu. O da hemen beni mutfaktan çıkardı.

Sonra ben arkadaşımla dışarı çıktım. Arkadaşım “Sana ne söyledi?” dedi. Ben de yaptığını anlattım.  Ona da aynısını yapmış. Hatta daha da ileri gitmiş. O biraz daha gösterişliydi benden. Göğüsleri filan çıkmaya başlamıştı.

“Şimdi ne yapacağız?” dedim. “Hamile kalmış olabiliriz, bir ağaçtan atlamalıyız, çocuğu düşürmeliyiz,” dedi. Çok korktum. Hamile olmamak için bahçedeki bütün ağaçlara tırmandık, atladık. Bu kadar çocuktuk işte!

Bu konudan aileme hiç söz etmedim. Gitme dedikleri halde gittiğim için bana kızacaklarını düşündüm. Bir de açıkçası bunun bu kadar korkunç bir şey olduğunu anlamamıştım. Büyüdükçe, aklım başıma geldikçe, ne yaşadığımı idrak ettim.

Bu olayın beni çok etkilemediğini düşünüyordum. Ta ki otuzlu yaşlarımın başında başka bir sebepten psikiyatriste gidene kadar. Uzun konuşmalar sonrası psikiyatrist yaşadığım sorunları o günün travmasına bağladı. O zamana kadar kimseye anlatmamıştım. Doktordan çıkınca anneme de anlattım. Şok oldu. Çok çok üzüldü.

Çocuğum olduğunda onun ne kadar üzüldüğünü daha iyi anladım. Evlatlarım böyle bir şeyle karşılaşmasın diye çok dikkatli davranmaya çalışıyorum. Ama en önemlisi sanırım çocuğumun benden korkmaması, çekinmemesi. Ben de o gün annemin kızacağı bir şeyi yaptığım halde bunu anneme söylemekten korkmuyor olsaydım o pislik herif yaptığının karşılığını kat be kat görürdü. Kim bilir kimlere neler yaptı. Acaba hâlâ yaşıyor mu? Yine öyle sırıta sırıta geziyor mu? Allah günün birinde onun suratına tükürme fırsatı bana verir mi, çok merak ediyorum.”

 

İkinci arkadaş da yirmili yaşlarında. Bir çocuk annesi:

“Orta okuldaydım. Kantin kolunda. Haftanın belirli günlerinde öğle tatilinde kantinde görev yapardık. Kantin nöbetçisi bir öğretmen vardı. Sürekli beni taciz ederdi. Kimseye bir şey söyleyemezdim. Ben söylemedikçe o daha da azardı. Okula gitmek istemiyordum, ağlıyordum. Hatta geceleri altıma işiyordum. Annem de sabah kalkınca beni dövüyordu. “Koskoca kızsın, hâlâ altına işiyorsun,” diyordu. Hiçbir zaman niye işediğimi merak etmedi. Çok çocuklu bir ailenin kızıydım. Annem babam birbirleriyle kavga etmekten bizimle doğru dürüst ilgilenmezdi.

Öğretmenin tacizi ortaokul boyunca çeşitli zamanlarda ve yerlerde devam etti. Lisede başka okula gittim. Üniversite sınavına girdiğim sene psikolojik rahatsızlığımdan dolayı tüm kaşlarımı ve saçlarımı yolmuştum. Onun üzerine ailem beni bir psikoloğa götürmeyi akıl etti. Tam sekiz sene sürdü seanslar. Sekiz sene her seansta böğüre böğüre ağladım. O aralar evlendim. Çok iyi bir eşim var. Ama onunla da çok problemler yaşadık sırf o olaylardan ötürü. Hatta çocuğum oldu, göğsümü açıp emziremedim bile.

Şimdi şimdi biraz daha iyiyim. Artık bu konuda konuşabiliyorum. Benim tavsiyem annelere şu: lütfen çocuğunuzda beklenmeyen bir şey gördüğünüzde ona çıkışmak yerine onunla ilgilenin. Yaptığının altında yatan sebebi araştırın.”

 

Üçüncü annemiz de iki çocuklu, otuzlu yaşlarda.

“İlkokul son sınıftaydım. Dayımlar bize yakın otururdu. Sık sık giderdik. Dayımın benden küçük bir kızı, benden de büyük bir oğlu vardı. Benim de bir ağabeyim bir de erkek kardeşim. Hep birlikte saklambaç oynardık. Dayımın oğlu ısrarla benimle aynı yere saklanırdı. Bu da genellikle dolap olurdu. Orada kucağına oturmamı isterdi. Bir tuhaflık olduğunu anlıyordum, ama ne olduğunu tam olarak kestiremiyordum.

Anneme hiç bahsetmedim. Bana kızar diye korktum. Dayımın oğlunun tacizleri artarak devam etti. Ne zaman onlara gitsem, ne zaman bize gelse, beni yalnızken sıkıştırıyordu. Sonunda dayımın tayini çıktı da pislik oğlu da defoldu gitti.

Hâlâ bayramlarda, tatillerde karşılaştığımız oluyor. Elbette hiçbir şey olmamış gibi davranıyor. O benden büyüktü, hatırlamaması imkânsız. Ben yüzüne bile bakamıyorum. Tiksiniyorum. Bu kadar yıl geçti, kimseye anlatmadım.

Benim diyeceğim ne kadar yakınınız, ne kadar tanıdığınız olursa olsun kimseye güvenmeyin. Kimseyle çocuğunuzu yalnız başına bırakmayın. Çocuğunuzla çok şey paylaşın ki yarın bir gün başına bir şey gelirse size gelebileceğini bilsin.”

 

Ne yazık ki bunlar, hatta bunların kat be kat fazlası sıradan olaylar olarak yaşanmaya devam ediyor. Çocuklarımızı bu tip olaylardan korumak için onlarla konuşabilmemiz, onlara anlatmamız gerekiyor. Her saniye tepelerinde dikilme ihtimalimiz olmadığına göre onları kendilerini korumaları için bilinçlendirmemiz lazım.

Ne konuşacağız, nasıl konuşacağız derseniz, elime bu aralar bir kitap geçti: Timaş Çocuk yayınlarından: Cinsel Tacize Hayır!

Aslında bu bir seri: NELERE HAYIR DEMELİYİZ serisi. Diğer kitaplara da verdiğim linkten bakabilirsiniz. 9 yaş ve üzeri için yayınlanmış.

Kitapta karikatürlü örnekler üzerinden giderek bir çocuğun başına gelebilecekleri ve bunlarla nasıl başa çıkabileceğini anlatmış. Bu örneklerden yola çıkarak çocuğunuzla rahatlıkla konuşabilirsiniz.

Eğer kitaba ilgi duyarsanız bir sonraki yazıda onu da çekilişle vereceğim. Aklınızda olsun.

Oof yazarken bile içim şişti yemin ederim. Sonuç paragrafı yazamayacağım. Tek bir duam var: Allah kötülerden korusun, herkesi, en çok da çocukları! Amin, amin.

Pinterest


14 Responses to Sevimsiz bir konu ve bir kitap tanıtımı

  1. burcu diyor ki:

    amin canım :( ben de cok korkuyorum simdi ilkokula da baslayacak :( bir de duygusal bir cocuktur buyuk oglum, icine kapanık :( cok korkuyorum cok ve gercekten icten bir amiinnn diyorum duana..

  2. Aylin diyor ki:

    Off, öyle sevimsiz bir konu ki gerçekten… ve öyle yaygın ki maalesef… Allah bizlere çocuklarımızla hakkınca iletişim kurabilmeyi, anlayabilmeyi ve onları tüm fenalıklardan muhafaza eyleyebilmeyi nasip eder inşallah :(

  3. öyle adsız diyor ki:

    evet iğrenç bi konu bende yaşadım.teyzemin oğlu 17 filan yaşlarında bende 8..sürekli beni yere yatırır taciz ederdi. aslında kötü bişiler hissediyordum ama tam olarak anlayamaıyordum

  4. Su diyor ki:

    Allah hepsinin belasını versin.. sanırım iki hafta önceydi Ayşe Arman bir röp. yapmış belki okumuşsunuzdur. kendi öz babası ve üvey abisi tarafından taciz edilen bir çocuk hakkındaydı. okuduktan sonra parkta sokakta markette kızımın yanından kim geçse herkese sapık pedofili gözüyle bakıyorum. Allah bütün kuzuları kötülerden korusun inş..

  5. Buket akter diyor ki:

    Âmin âmin âmin…

  6. feray diyor ki:

    Otuz yasında iki cocuk anasıyım 5-6yasımdan 9 yasıma kadar özhalamın tacizine uğradım. Kendisi hatırlamadığımı sanıyor ya hatırlıyorum, Allaha havale ettiğimden kin öfkede duymuyorum. Ailemden kimsede bilmiyor ama cocuklarımı kimseye guvenmem

  7. Tugba diyor ki:

    Gozyaslariyla okudum. Burada boyle seyler okumaya hic alisik degiliz ama iyi oldu cunku aklima hayalime gelmeyen seylerdi bunlar. Hadi ogretmeni anladimda akraba hic dusunemezdim. Rabbim hepimizi hayirli insanlarla karsilastirsin ve hepimizi korusun…amin.

  8. şirin diyor ki:

    aminamin amin Allah korusun çok korkuyorum.bilinçlenmek lazım.uynaık olmak lazım.ürkütmeden korkutmadan kendimize bağlamak lazım.offf of…

  9. Ben de bu konuyu hep ruyalarimda görüyorum cocuklari, kucuk kardesimi, kan ter içinde uyanıyorum günlerce kendime gelemiyorum. Allahim sen bütün evlatlarimizi koru

  10. çınar & yiğit diyor ki:

    allahım yavrularımızı korusun :( 2 erkek evlat sahibiyim ama erkeği kızı yok hepsi tehlikede :(
    inşallah yavrularımızla iletişimiz çok iyi olur bende hep bunu istiyorum

  11. Melek diyor ki:

    Ben daha şimdi görüm bu yazıyı ne salakmışım ya. Çok iyi bir konuya değinmişsin ellerine sağlık. Çocuklarınızı dinleyin çok öenmli bunlar yalan söyleüyşrlardır demeyin. Hürriyet GazetesiAyşe Arman geçtiğimiz günlerde üniversetelerin Profları ile röportaj yaptı. Okuyun, yastık altına atmayın anneler babalr.

  12. birpipilibabası diyor ki:

    Çocuğa mahremiyeti öğretmek gerekiyor sanırım en temel olarak. Çocuk psikoloğu Levent Kayaalp’le yapılmış bir röportajdan (italikler benden):

    Çocuk istismarı ve taciz mevzuunda çocuğu korkutmadan nasıl önlem alınır?

    Bunun uç örnekleri bir dönem batıda yaşandı. Evde babaların hepsi potansiyel tacizci gibiydi. Bunu bir takım feminist örgütler de provoke etti. Baban dokunmasın, baban dokunursa haber ver, vs. Burada önlenemeyen bir şey var. Her toplumda sapıklar var. Gelişmişlikten bağımsız, batıda da var doğuda da var, her yerde var. Yapılabilecek olan bir takım tedbirler almak. En önemli tedbir kurumlara düşüyor. Bu tür insanların çocuklarla temasını önlemek gerekiyor bir şekilde. Batıda kiliseden çok çıkar, genellikle papazlar çok taciz eder çocukları. Bizde öğretmenlerde yaygın.

    Basından görüyoruz olup bitenleri. Bir şekilde bir eliminasyon olması lazım. Çocuklarla temas edecek insanlarda seçici davranılması lazım. Oradaki prosedürler çok yıpratıcı ve çoğu zaman çok caydırıcı olmuyor çünkü hukukçular bu konuda çok farklı düşünüyorlar. Ailelerin yapabileceği bir tek şey var. Çocuklara bir takım temel şeyleri öğretmek. Burada en kırılgan çocuklar, zihinsel gelişimi diğerlerine göre çok yavaş olanlar. Bunlar diğerlerine göre daha çok kandırılabiliyor. Belli bir yaştan sonra çocuk zaten tanıdığını tanımadığını ayırt ediyor. Mesela ben çok karşı çıkıyorum nüdist anlayışa. Evde çıplak gezelim, banyoya birlikte girelim. Mahremiyet saygı gösterilmesi gereken bir şey, çocuğa da saygı gösterilmeli. Çünkü çocuk farklılığı değerlendirebilecek durumda değil. Sizin onu çıplak görmeniz bakım gereği, ama onun sizi çıplak görmesi gerekmiyor. Şunu öğrenmeli; sadece belli kişiler çocukların mahrem bölgelerini görebilir, kimse kimsenin mahrem bölgesini görmez. Bunları yerleştirmek gerekiyor.

    Ben çocukların anne-babsıyla yatmamasından yanayım. Çocukların gece vakti çat kapı anne-babasının odasına girmemesinden yanayım. Neden? Orada bir şey göreceğinden değil. Ama şunu bilmeli; çocukların bilmediği bir dünya var. Her şeyi bilmeleri, anlamaları mümkün değil. Hani denirdi ya bize sen daha küçüksün büyüyünce öğreneceksin. Ki çocuğun büyümeye bir motivasyonu olsun. Kuşak farkı var çocuklarla anne-baba arasında, bunun bir göstergesi de çocuğu yanına alıp yatmamak. O odada yatmak anne-babanın işi özellikle gece. Gündüz Pazar sabahı çocuk anne-babanın yanına gelir, keyif yapılır, ama o yatakta yatılmaması gerektiğini, orada bir giz olduğunu bilmeli. Çünkü çocuklar bilmiyor ki büyükler ne yaparlar. Siz istediğiniz kadar anlatın. Onların kafasında bir şey var. Okullarda o kadar cinsel eğitim veriliyor. Ben hâlâ çocuklara soruyorum; onlara anlatıldığı halde, çocuklar hâlâ, cinsel ilişki, yumurta, bilmem ne diyor. Sorduğunda ilkokul çocuğuna, “anneler yiyor yiyor, karnında bebek oluyor, sonra poposundan çıkıyor” diyorlar. Çocuğun kuramı bu, istediğiniz kadar anlatın siz ona. Onu tahayyül edebileceği bir şey değil ki. Onun kendi cinsel kuramı var. Bazen ben soruyorum, tamam annenin karnında oluyor o bebek de, kim koyuyor o bebeği? “Allah baba koyuyor” diyor. Daha uyanık olanı “doktor amca koyuyor” diyor. Kimse okulda öğretilenlerden kalkıp “baba koyuyor” demiyor. Onların tahayyül edeceği bir şey değil. Onun için görsün öğrensin dememek gerekiyor. Mahremiyeti erken yaşta öğrenmeli çocuk, bunu öğrenirse hiç kimseye mahrem yerlerini göstermez, hiç kimseye elletmez. Kimse onu kandıramaz. Çocuğun herkesin yanında soyunma ve başka büyükleri çıplak görme rahatlığı olmasın. Çünkü bu kaydediliyor baştan itibaren. O yüzden ben diyorum ki çocukların yanında soyunmayın. Siz sadece temel ihtiyaçları dahilinde onu çıplak görün ya da çıplak bedenine dokunun.

    Denize de mayoyla falan sokmak lazım.

    Evet. Çünkü çocuk öyle yetişiyor ve bunu çok doğal karşılıyor. Bir yetişkin de soyununca onu da doğal karşılıyor. Halbuki onu görmemesi gerek.

    En azından cinsel suçların olduğu bir dünyada görmemesi gerekiyor.

    Büyüyünce görecek envai çeşidini. Bir de mümkün olduğu kadar yabancılardan bir şey almamayı öğrenmeli. Yabancı düşmanlığı değil bu. Bizde sınırsızlık da vardır. İyi niyetle gelir birisi çocuğunuzu mıncıklar, yanağından öpmeye başlar. Batıda bir çocuğa dokunamazsınız, adam şikâyet eder. Bizde yolda falan saldırırlar.

  13. Esma diyor ki:

    Ben de cok etkilendim ve Allah korusun hayatta en korktuğum şeydir bu :( Eklemek istediğim bir sey var. Tacize ugrayan cocuklara “neden sesini cikarmadin” diye soruldugunda, “bana kizacagindan korktum” diye cevap verdiklerini okumustum. cocuklarin size her seyi anlatmalarini sağlamanın yaninda, Cocukların her duygu gibi ofkelendikleri zaman da öfkelerini yasamalarina izin vermeliyiz ki bu tarz durumlarda kendilerini koruyabilsinler. Hic degilse bağırıp kaçmaya çalışsınlar.

  14. zeynep diyor ki:

    bu konuda Adem Guneş in Çocuklarda Mahremiyet Egitimi isimli kitabını tavsıye ederim…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pinterest
Email