Yeni evliyken yakın bir arkadaşım vardı. Bebek bekliyordu. Bir gün konuşurken “Eşim işteyken sancım tutacak diye çok korkuyorum, o işten çıkıp gelip beni alıp doktora götürmeye yolda doğururum valla,” dedi. Gülüştük. Evi bana yakın olduğu için, eşi olmadığında beni aramasını söyledim. Zaten evden çalışıyorum, tüm gün ister istemez evdeyim. Eşim de işe arabayla gitmiyordu o zamanlar. “Ben seni götürürüm,” dedim. İnşallah maşallah ayrıldık. Vay be, demiştim ama Allah biliyor ya hiç aklıma gelmezdi doğuma götürmem için beni arayacağı.

Bir gün telefon geldi. “Yetiş bacım, doğum başladı,” diye. Ay elim ayağıma dolaştı yemin ederim. Allah’tan kocam evdeydi o gün. Hemen onu da aldım, atladık arabaya. Kızı almaya gidiyoruz, hastaneye götüreceğiz. Allah biliyor işte, kuldan niye saklayayım, o zamanlar doğumla ilgili tek bilgim Türk filmlerinden gördüğüm sıcak su, havlu yetiştirme hadisesidir. Bak bissürü de bebe doğurdum hâlâ da bilmem sıcak sulu doğum nasıl olur. Neyse işte hiçbir şey bilmediğim halde, kadınlık iç güdüsü herhalde, yola çıkmadan önce kırk yıllık tecrübeli ebe bilmişliğiyle kocama tembihledim: “Bak kadın bağırır çağırırsa, sen sakın panik yapma. Hemen doğurmaz o. Daha kim bilir kaç saat sancı çekecek. Bakma doğuruyorum dediğine.”

Beş dakikada kızın kapısındaydık. Kızı aldık, eltisi de geldi, ikisi bir arkaya oturdu, yola düştük. Baktık e-5 tıkalı. TEM’e vurduk hemen. Ara ara dikiz aynasından kıza bakıyorum ben. “Nasılsın” diyorum “İyiyim” diyor ama durum hiç de iyi değil. Kızarıyor, morarıyor, yerinden kaykılıyor, ellerini sıkıyor, yüzünü tırmalayacak oluyor… Ayy görseniz bir halini. Ama Allah var kızın gıkı çıkmıyor. Kendini sıka sıka oturuyor. Şimdi o bağırıp çağırmıyor diye eşimde de hiç telaş yok. Hafta sonu sayfiyeye çıkmışız gibi araba sürüyor. Bir de city sightseeing hizmeti veriyor yol boyunca: “Aaa bu dere ıslah edilecekti, hâlâ edilmemiş mi? / Uuu Kiptaş’ın konutlarına bak, kaba inşaatleri bitmiş bile / Bak bak bizim Fuat diyordum ya, işte şuradan ev aldı.” Hasbinallah çekiyorum. Lan kız arkada doğuruyor, şimdi sırası mı bu muhabbetin? Panikletmemek için de bir şey söyleyemiyorum. Dikiz aynasından kızı gözlüyorum. Oooo dört dakikada bire düştü sancı. Kızcağız morarıp duruyor, ara ara hopluyor. Benim adamda hâlâ muhabbet yerinde, kağnı hızıyla yol alıyor. Durdum duramadım artık “Yav acele etsene biraz, bırak şimdi sağa sola bakmayı, kız doğuracak arkada!” dedim. Ay demez olaydım!

Adamcağız bir panik yaptı, direk öndeki tıra çıkıyorduk. Dörtlüleri yaktı, bir gaza bastı, şaha kalktı yeminlen araba, vın vın vın, onu geçtik bunu geçtik, uçuyoruz. Aman diyorum, yavaş diyorum. Adama vermişim bir kere gazı. Durdurabilene aşk olsun. Yol bitti,  Temden çıktık. Girdik şehir içine, önüne gelene korna, bize korna çalana camdan küfür, el kol, bacak, “Ulan eşşeoğlu eşek kadın doğuruyor, keyfimden mi yol istiyorum!”  Dat dat dat! Yemin ederim ne kırmızı ışıkta durduk, ne polisi salladık. Önümüzdeki yayalar sağa sola atlıyor tepelemeyelim diye. Ben camdan bağırıyorum, “Kusura bakmayın, doğuma yetişiyoruz da!” Bir yandan da moda girdim ağlıyorum hüüüü. Sanki ben doğuracağım. Onu solla, bunu sağla, hastaneye bir düştük ki abooovvv şükür yaradana.

Şok halinde kapıyı açtım, tir tir titriyorum. Kızı çıkartayım diye kapısını açtım ki allı morlu hatun gitmiş, rengi mengi uçmuş bembeyaz olmuş, korkudan titriyor. Eltisi dersen ondan fena durumda. Bunları indirdim arabadan, eşim arabayı park etmeye götürdü. Kızlar derin bir nefes alıp dile geldiler: “Kızııımmm, sen sakın doğuma kocanla gitmeeee, bir taksi falan çağırın, valla aldığı gibi duvara vurur seni.”

O zaman çok gülmüştüm. Derken sıra bana geldi. Oyy oyy. Keşke ben de o kız kadar şanslı olup doğuma kendi arabamızda gidebilseydim. Kocam sağdaki soldaki evleri, ağaçları anlatsaydı, ben de “Doğuruyorum uleeen bırak çeneyi de gaza bas biraz!” diye naralar atabilseydim. Hatta direksiyona falan atlasaydım daha hızlı sürsün diye. Neler yaşayacakmışım da haberim yokmuş. Kısmet işte. Hadi benim doğuma gidişimi de başka bir gün anlatayım.

 

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: