İkizleri benimkilerden birkaç yaş büyük bir arkadaşım var. Oğlanları tek başına büyütmüş. Onlar dört yaşındayken de üçüncüyü doğurarak jübilesini yapmış. Hiç unutmuyorum, bebeleri birinci sınıfa başladığında bana demişti ki “Çocuklar okula başlayınca göreceksin resmen çocukların doğduğu yıla dönüyorsun. Aynı uykusuzluk, aynı koşuşturma, aynı stres…” He he deyip geçmiştim. Nasıl olsa okula daha çok vardı. Hem de mümkün değil o kadar zor olamazdı. Yıllar çabucak geçti, bebeler okullu oldu. İkinci haftanın ortasındayım ve tüm açık yürekliliğimle diyorum ki yok asla -Allah sağlık verdikçe- hiçbir şey ilk yıl gibi korkunç olamaz ama yine de şöyle diyeyim son yılların en zor zamanlarını yaşıyorum! Bakın gün boyunca neler yapıyorum:

Güne altıda uyanarak başlıyorum. Gece erkenden sızdığım için uykumu almış olarak kalkıyorum. Çayımı ocağa koyup hızlıca beslenme hazırlığına başlıyorum. Beslenme işi evde yeni bir sektör doğurdu: Beslenme kabı yıkayıcılığı.

image1-4

Resmi internete koyunca yuh dedi millet! “Sen ne ile besliyorsun çocukları?” 2 x (öğle yemeğine termoslu kap + suluk, beslenme saatine ya 4 gözlü kap (kahvaltılık için) ya da tekli kap (tost / kek) + küçük meyve kabı (meyveler kabuksuz, dilimlenip gelecek dendi) + suluk). Gördüğünüz gibi aslında çok bir şey yok da çarpmanın toplama üzerindeki dağılma özelliğinden dağılıyor mutfak. 😉 Ayrıca hepsi aynı gün gitmiyor tabi, ne gidecekse ona göre kap.

Beslenme en büyük derdim. Saat 10.20’de beslenme teneffüsleri var. Bir de 12.20-1300 arası öğle tatilleri. Beslenme saati için liste var. Kek, börek, poğaça, tost… İşin pis yanı kızın ve oğlanın liste farklı. Öğretmenler listeye önem verilmesini rica ettiler. Aslında kiminle konuşsam uymuyor ama bir kere denilince önemsememezlik yapamıyorum işte. Mümkün olduğunca uyuyorum. Belki sektörde yeniyim, ondandır. 😉

Bu sabah kıza kek pişirdim mesela. Biliyorum, akla ilk şey keki niye akşamdan yapmadığım sorusuydu. Bir görselle açıklayayım efendim. Ya da vazgeçtim açıklamayayım. Koyacağım resme bakınca utandım, vazgeçtim. Şöyle diyeyim, mutfakta dağılmamış milimetre kare yoktu. Akşam yemeğinden sonra saatlerce enkaz toplayıp hafriyat boşalttıktan sonra üzerine bir de kek yapacak halim kalmadı. Nitekim ayaklarımın üzerinde zor duruyordum. Sabah yaparım deyip yattım.

Aslında planım sabah bir yumurtayla küçük kağıt kaplarda kek yapmaktı. Üç beş tane işte. Ama kalıbım kalmamış. Öff. Koca kalıpla yapmam gerekti. Hiç alışık değilim sabahın köründe pastaya böreğe. Yumurtayla şekeri çırpmayı unutmuşum. Bütün malzemeyi doldurmuşum kaba. Lan bu kekte bir tuhaflık var diyorum ama bulamadım. Ayrıca unum da kalmamış. 7’ye çeyrek kala komşudan un aldım. Ayrıca dolaptaki kabartma tozu sandığım şey de vanilyaymış. 7’ye beş kala da kabartma tozu aldım komşudan. Ayrıca kek kalıbını da iyi kapatamamışım, kek aktı kenardan. Ayyyyy. Sabah sabah deli oldum.

Oğlanın kek günü yarın. Bir dilim ona ayıracağım. Bir haftadır sözde kek yapıp buzluğa atacağım, elim değmedi valla. Neyse, oğlanın menü tost, meyve ve ayrandı. Onu da hazırladım.

Gelelim öğle yemeğine. Öğle yemeğini okulda yesinler istiyordum. Kişi başı 9 tl’ye 4 kap yemek çıkıyor. Geçen hafta bir gün birlikte gittik. Tabakları silip süpürdüler. Sevindim. Eve de tok gelecekler, ben de rahat edecektim. İkinci gün de yemeğe birlikte indik. VE YEMEKLERE DOKUNMADILAR! Hatta kız yemem diye ağladı. Oğlan da iki kaşık makarna alıp tepsiyi bıraktı. Ziyan olmasın diye iki tepsiyi de ben yedim! Okulun yemeğini yemek istemiyorlarmış. Peki efendim. Yemeğe yazdırmadım. O da kaldı mı başıma?

Termos kap aldım. Evden öğle yemeği koyuyorum. Pazartesi sabah yedide pilav pişirip tavuk kızarttım! Bugün de dolma koydum. Yarına Allah kerim. Artık evde ne varsa, sabah sabah ne pişirebilirsem işte.

Beslenme listesinde meyve suyu var. Hazır meyve suyu almıyorum. Evet, iş çıkarıyorum diye ben de kızıyorum bazen kendime ama meyve suyu diye satılan şey bildiğin şeker yüklemesi. Bu hafta için evde vişne şurubu yaptım. İki gün idare ediyor. Sırayla kaynatacağım işte kuru kayısı, üzüm, erik… Seviyorlar. İçine zencefil, tarçın falan da atıyorum. Belki faydası olur gribe falan karşı.

Beslenme kapları hazırlanınca kahvaltıyı hazırlıyorum. Sadece aç gitmesinler diye bir iki lokma. Bazen krep yapıyorum, bazen gözleme… Yanına da bal, pekmez falan.

Her şey hazır olunca 7.30’da çocukları uyandırıyorum.

Aslında bütün günü bir yazıda yazacaktım ama baktım da çok uzayacak yazı. Dizi olsun bari. Bugünü sabanın ilk ışıklarında bırakalım. Yarın bebeleri yataktan kaldırıp okula götürmeye çalışacağım. 😉

DEVAM EDECEK… 😉

Paylaş: