En son yazıya yarın devam ederim demişim, bir haftayı geçmiş yahu! Koşturmaktan bilgisayarın başına oturamadım ki! Evet, bugün kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sabah güneşten önce kalkıp bebelerin beslenmelerini ve kahvaltılarını hazırlamıştım. Şimdi geldi kalk borusunu öttürüp bebeleri uyandırmaya.

İşin aslı oğlan zaten uyanmış oluyor. Yedi gibi ben mutfakla cebelleşirken pıt pıt bir ses geliyor arkamdan. Arkamı dönüyorum yok oluyor, önümü dönüyorum tekrar pıt pıt. Sabahları hiç değişmeyen oyun: Huuuu evde hayalet var! Nasıl gözün açılıyor da oyuna düşüyorsun be oğlum!

image3

 

Kaçış yok, oynanacak. Aman arkamda kim vardı, yoksa bir ses mi duydum, amanın karanlıkta biri mi var… Harala gürele, koşturmaca… En sonunda küçük hayalet yakalanıp sağı solu ısırılacak. Harrrrrr. Hadi biraz daha kaçayım, sen yine yakala muhabbeti. Sabahın 7’si ayol! Altımızda da insan yaşıyor. Yeter bu kadar! Ayrıca mutfakta da işim var. Küçük adamı oyuncaklarıyla baş başa bırakıp mutfağa dönüyorum.

 

Sabah 7 - Yedi!

Sabah 7 – Yedi!

 

Okulun bizim için en büyük yan etkisi oyun zamanlarının kısıtlanması oldu tabi ki de. O yüzden her fırsatta oğlan oyun kuruyor.

Prenses hazretleriyse bu süreyi uykuda geçiriyor. 7.30’da her şey hazır olduğunda kızı uyandırıyorum. Akşam 9’da yattığı halde zor kalkıyor. Her sabah uyandırma mücadelesi verirken gerçekten de küçükken hiç uyumayan bebeğin bu olup olmadığını düşünüyorum. Acaba daha sonrasında bir doktor kontrolünde falan mı karıştırdım? Ya da benden habersiz antidepresan mı alıyor? Bu nasıl uyku ayol?

Tüm enerji depoları full olarak kalkan oğlanın aksine kız yataktan zor çıkıp mır mır mırlıyor. El yüz yıkama faslıyla kahvaltıya oturtuyorum. Onlar kahvaltıdayken elime çayımı alıp hızlandırılmış turda sağı solu toplamaya, evden çıkış için hazırlanmaya başlıyorum. İlk durak çantaları. Akşamdan çantayı kendilerine toplatmış oluyorum ama illa ki kontrol etmem gerekiyor. Sonra koştur koştur formaların bulunması, kirli mi temiz mi, yenisi mi giyilecek, ütü mü yapılacak, çoraplar nerede, elim değmişken yatağımın kapatılması, kirlilerin çamaşıra atılması… Bu hengamede çayımı nereye koyduğumu unutup yenisini alıyorum. Sonra koşmaya devam. Bu arada çay yine kayboluyor, bir tane daha alıyorum. İlk çayıma rastlıyorum. Buz kesmiş. Tazelemeye gidiyorum, sahi son koyduğum çay nerede?

Geçen gün kayıp çaylardan birini anam bulmuş. Bebelerin dolabında! Lan o kadar da bakmıştım oysaki! Bir sürü laf yedim yok yere!

 

image4-1

İyi saklanmış ama ha!

 

Bu sırada bebeler kahvaltıyı bitiriyor. Tuvalete oturma faslı. Okula büyük tuvalet olayı kalmasın diye klozet başında rehin alıyorum bebeleri. Tuvaletten çıkan yine oyuna düşüyor. Evdeki dayak isteyen sevimli hayalet sayısı ikiye çıkıyor. 😉

 

okula gitmemek için duvarda kamufle olmuş bebeler. ;)

okula gitmemek için duvarda kamufle olmuş bebeler. 😉

 

Hayaletler yakalanıp giyinmek için odaya atılıyor. Ya sabır çekerek giyinmelerini bekliyorum. Ele alınan her çorap teki, pantolon, don… yeni bir oyuna kapı açıyor. Zor bela üstler giyiniyor, pijamalar katlanıyor. İşi biteni ayna karşısına alıp hart hart saç tarama, saça şekil verme, bit tokası takma operasyonu. Oğlana da yakasına bit rozeti aldım. Etkisi olur inşallah.

Hmm bebeler hazır. Onlar ayaklarını giyerken ben de giyiniyorum. En geç 8.30’da okul yoluna çıkmaya hazırız.

Bugün çok yoruldum, okula da haftaya götüreyim inşallah. 😉

DEVAM EDECEK… 😉

Paylaş: