Günün en çok hangi vaktini seviyorsun deseniz, kesinlikle sabah sekizde okula yürüyüş derim. Bizim için aile terapisi gibi bir şey. “Tabi evde manyak çok olunca…” dediğinizi duyar gibiyim. Ne alakası var be? 😉

Okul aslında yürüme mesafesi. Ama herkes servisle gidiyor. Bizdeyse bebeleri ben götürüyorum. Tabi ki tabanvayla! Yok valla servis parasına cimrilik ettiğimden değil. Yoo araba kısa mesafede çok yakıyor diye benzin parasını da dert etmiyorum.  Kilometresi işliyor arabanın, satarken değeri düşüyor diye binmek istemediğim de nereden çıktı? Ay üstüme iyilik sağlık! Herkeşler gibi sınıfın ağzına kadar bebeyi arabayla sokmuyorsam cimrilikten değil, bilakis çevrecilikten anacım, çevrecilikten! Siz iki metre yol yürümeyeceksiniz diye doğal kaynaklar tükeniyor aloooo! Küre ısınıyor! Ozon deliniyor! Ayrıca sabah yürüyüşü metabolizmayı çalıştırır, zihni açar, boşaltımı kolaylaştırır. 😉

Okula yürüdüğümüzü kim görse “Hele şimdi havalar güzel. Bozsun da görürsün yürümeyi!” diyorlar. “Ayol millet okula gitmek için dağ aşıyor, şuncaaz yolu mu yürüyemeyeceğiz?” diyorum. “E görürsün!” diyorlar. Sırf tükürdüğümü yalamamak için bir köşe başında donmuş halde bulunabilirim bu kış. Bakalım. 😉

Aceleci karı olduğumdan mütevellit 9’da başlayacak ders için 8.10’da kapıya düşüyorum. Yol 10 dk! Şu aralar dizginlemeye çalışıyorum kendimi. Biraz geç çıkayım da en azından bebeleri okula bırakınca BİM’in kapısında beklemeyeyim. 😉

Okulun yolunu çok seviyoruz. Vitesi boşlayıp yokuş aşağı salınıyoruz. Hatta biraz yolumuzu uzatıp parktan ve incir ağaçlarının altından geçiyoruz. Bebeler de yürüyüşü seviyor. Şemsiye aldığımız günden beri de her gece yağmur duasına çıkıyorlar. Allah’ım lütfen şakır şakır yağmur yağsınmış, okula şemsiyeyle gidelimmiş. Ben de yan odadan anti-dua yapıyorum, Allaaam sen bakma onlara, ne dediklerini bilmiyorlar, nolur yağmasın diye. 😉

Okul yolu sohbet demek bizim için. Kakara kikiri gülüşerek gidiyoruz. Kâh okul dedikoduları kâh bir gün önce okuduğumuz kitap. Bol miktarda da yaramaz çocuk anlatıyorum bu aralar. Yaramaz çocuk ödevini yapmamış, cuma akşam yaparım demiş, cumartesi sabah yaparım demiş, pazar öğlen yaparım demiş… Evet, o zibidi de okullu oldu. 😉

Bir de bolca dua ediyoruz okul yolunda. Okuldaki görünür görünmez kazalardan korunmak için, arkadaşlarımızla güzel anlaşmak için, öğretmenimizle güzel vakit geçirmek için, zihnimizin açık olması için, dünyada ahirette bize faydası olacak ilimler öğrenmek için… Bebeler bir de yarın yağmur yağsın diye ekliyorlar. 😉

Ve geldik okul kapısına…

Üç haftayı geçti ama hâlâ alışamadım, elimde değil, okul kapısına geldiğimde çok duygulanıyorum. Bebeler de beni duygulanmış görünce duygulanıyorlar. “Anneciğim, çok üzülüyorsan bizi bırakma, birlikte geri dönelim,” diyorlar. “Yok yok gadasını aldıklarım, bağrıma ben taş basarım, siz üzülmeyin, zaten göz açıp kapayıncaya kadar yine kavuşacağız,” diyorum. Evet, harbiden de göz açıp kapayıncaya kadar kavuşuyoruz şükür. 😉

Çocukları bırakıp ipini koparmış it gibi eve koşuşumu görenler “Oh oh Secce, hadi attın çocukları başından, iyisin yine!” diyorlar. Nerede arkadaş yaa. Asıl iş evde beni bekliyor! Ve tabi ki bebeleri okula atmakla birlikte hızlandırılmış tur başlıyor!

O da bir sonraki yazıda. 😉

img_0870

Paylaş: