Yine üç gün bir yere gidip bir ömür anlatma dönemine girmiş bulunmaktayım. 😉 Daha İtalya’yı bitirememiştim. 😉 Ay çok seyahat annecim, seyahat blogu mu açsam, ne yapsam. 😉

Şimdi önce şunu söyleyeyim de, son umre yazım üzerine “Ayy ben de çocukları götüreyim diyordum, götürmeyeyim bari” yorumlarına ister istemez üzüldüm. Sabi sübyanın hakkına girmeyeyim. Evet zor, kabul ediyorum ama çocuklarla gitmenin de ayrı güzelliği var. Şimdi düşündüm ne güzelliği var diye, yazacak bir şey bulamadım ahahha. Ama yine de onlarsız olmazdı yaa. Bu aklımla şimdi olsaydı yine götürür müydüm? Evet, götürürdüm. Birlikteyken her şey daha güzel. Elhamdülillah.

Olumsuz mu yansıttım size bilemiyorum ama açıkçası beklediğimizden çok daha güzel geçti umremiz. Dönemimiz harika denk geldi, çok tenhaydı. (Şubat tatili öncesi) Hava bahar gibiydi. Mescitin temizliğine şaşırdım. Daha benim ev böyle temizlik görmedi. Bal dök yala, yeminle! Binlerce insan giriyor, çıkıyor, yiyor, yatıyor, uyuyor, oturuyor… Ama anında herkesi yallahlayıp tertemiz yapıyorlar. Gıpta ettim vallahi.

“Bakın, nasıl yapıyorlar iyice belleyin de bizim evde de yapın çocuuum.”

Görevliler dersen sinirleri alınmış organizma mübarek. Ayrı dilden, ayrı kültürden o kadar insanla uğraşmayı düşünemiyorum bile.

Peki hiç mi olumsuz bir şey yoktu? Ne yalan söyleyeyim, vardı. 😉 İki olumsuzluk benim dikkatimi çekti: Birincisi oteldeki çamaşır makinesi adı altında sergilenen şey.

Puhahaha! Bu ne kız??

Görünce dumur oldum. Ehehe. Ayol bizim köylerde kalmadı bu makinelerden. Bir de Arabistan’a zengin derler.  Kralı görsem söyleyecektim valla. Bu nasıl makine hacııı! Allah’tan tarih uzmanı anneannemi de götürmüştük de kadın aydınlattı makinenin kullanımı konusunda bizi.

İkincisi de şehre serpilmiş chicken translation örnekleri.

Havuzlar kadınlar ne loğ??? Toylet yazsana dölecik 😉

 

😉

Çok fena çevirmen damarıma bastılar. İnsan bir tercüman tutamıyorsa da yoldan geçen bir Türk’ü kolundan tutar sorar “Kardeş şöyle yazdım ya iyi olmuş mu?” diye. 😉

Bunlardan başka da bir olumsuzluk görmedim. Zaten orada kimseye bakmamak lazım. Kendinle uğraşacaksın kardeş. Sen sen olacaksın, kimseyi beğenmemezlik etmeyeceksin. Küçümsemeyeceksin. Hiçbir yerde yapmayacaksın ama özellikle orada daha dikkatli olacaksın. Allah’ın evine ziyarete gelmiş birinin kusurunu görüp de gülmeyeceksin. Hele yanında çocuk varsa asla ve asla yapmayacaksın bunu! Sonra başına gelmedik kalmıyor. He ben yaptım da oradan biliyorum. 😉

Bir sefer toylette çocuk bekliyorum. Bir kadın geldi içeri. Çıplak ayak! Pıtır pıtır girdi tuvalete, çıktı. Pıtır pıtır çekti gitti. Puhahahah dedim ardından. Çıplak ayak toylete mi girilir! Ne insanlar var! Iyyyy.

Ertesi gün ailecek mescide gittik. Annem, anneannem locadan yer kaptı, oturuyorlar. Biz tavafa girelim dedik. Sırtımıza yük olmasın diye de içinde ayakkabımızın bulunduğu sırt çantalarını anama bıraktık. Nasıl olsa anneannem oraya demir attı, kolay kolay kalkmazlar yerlerinden. Biz daha iki tur attık, kız demez mi toylet! Sabır hacı sabır! Neyse kalabalığı yardık, çıktık tavaf alanından. Dışarı çıkacağız. AAAA! Ayakkabılar! Anneannede bırakmıştık, doğru ya! Anneanneye gitmek lazım. Ara da bul anneanneyi! Anneanneyi bıraktığımız yere temizlik ekibi gelmiş, yallah demiş, başka yere postalamış herkesi, harıl harıl temizlik yapılıyor. Kız zıplıyor. Anneanne yok! Çanta yok! Ayakkabı yok! Kız zıplamaya devam ediyor! Anneanneyi bulmak mümkün değil! Kız zıpır zıpır! Biraz oraya koştum, biraz buraya koştum…

Yapacak bir şey yok!

O gün biri büyük biri küçük iki hacı tuvalete gitti. Çıplak ayak. Pıtır pıtır! :/

Paylaş: