Çocukları büyüttüm. Ay hamdolsun. Ne güzel şu cümleyi kurmak. Hızımı alamadım, tekrar yazacağım: Çocukları büyüttüm. Oooh elhamdulillah. Verene, bağışlayana hamdolsun. 💕
Geçen bir hanımla tanıştım, her gururlu anne gibi ikinci dakikada çocuklarımı göstereyim diye telefonun arka planındaki kız, oğlan ve ben olan fotoğrafı açıp uzattım. “Ayy maşallah sende üç tane mi? Boy boy büyütmüşsün, ne güzel!” dedi kadın asdfhfgj. Hayır üç tane değil şekerim, ortadaki büyümeyen küçük boy benim. Yanımdaki büyük boylar da çocuklarım. 😀
Şu aralar nicedir görüşmediğim kimi görsem, “Ooo bebeleri büyüttün hadi yine iyisin,” diyor. Normal şartlarda bir yurdum kadını olarak bu pası “Ayyyy öyle deme, büyüdükçe dertleri de büyüyor, ne rahatı!” diye gözlerimi devirip mızırdanarak cevaplamam gerekiyor ama hiç de o modda değilim valla. Dertleri mertleri büyümedi, Allah dert vermesin. Neydi o eski günler yaa, şakaklarım şaklayarak kafamda alev topuyla gezerdim. Artık şakağım şaklamıyor, kafam alev almıyor mu? Yani ne yalan söyleyeyim, oluyor bazen öyle şeyler ama pek nadir. Ne zaman mı? Elbette kızla alışverişe çıktığım zaman! 🤐
Arkadaş eskiden ne rahattı, yanında alışverişe götürmene bile gerek yok, bul bir şey, yaşına göresini al gel, o da sevinsin ayıla bayıla giysin!
Oğlan hâlâ aynı. Zaten nefret ediyor alışverişe filan gitmekten. Ne verirsen giyer. Vermezsen de yok demez, bulduğunu giyer. Haha şunu anlatmadan geçemeyeceğim. Hani eskinin yünleri vardı ya, kalın çatır çatır yünler. Öyle bir kaç kazak vardı evde. Yanlışlıkla makineye atmışım, küçülmüş. Ya da çok eskidiği için ipliklenmiş filan. Onları elden çıkaramadım. Bazen böyle insan çok hasta olur, takır takır titrer, ısınayım diye evde ne var ne yok üzerine geçirir ya, heh işte tam öyle günler için dolabın bir köşesinde tutuyordum.
Anlattım ya geçen, mösyö oğlum, valizini toplarken hiç karışmadım, ne almış ne bırakmış diye bakmadım bile.
Ertesi gün görüntülü aradım ki ne göreyim! Üzerinde eski püskü, pejmürde bir kazak! 😱 Yeminle koyun gütmeye gidecek olsan takmazsın onu sırtına, o kadar diyeyim. Len sen nereden buldun da götürdün onu? Götürmeyi bırak bir de el içinde mi giydin? “Ne olacak ki yeaaaaa!” Daha ne olsun oğlum? Koskoca madamın oğlu çulsuz gariban gibi mi geziyor? Utancımdan yerin dibine girdim valla. Daha da konuşmayı uzatıp altındaki atleti sormaya korktum. İnşallah camın kirini almak için biriktirdiğim eski atlet zulasını bulmamıştır velet asjdhfg.😀
Gördüğünüz gibi oğlumun giyinmekteki tek amacı setr-i avret. Üstünü örtsün yeter.
Kıza gelince…
En son yanımda yokken ona bir şey alma gafletini o altıncı sınıftayken yaşadım. Üstelik o zaman da görüntülü arayıp göstermiştim, sözde kendi seçmişti istediklerini. Birini bile takmadı üstüne. Aylarca dolapta beklediler, en son söylene söylene, saya söve toplayıp hepsini evden çıkardım. Bu da son oldu. Artık o görüp de beğenmeden hiç bir şey almıyorum.
Tabi bir de beğense…
Şu geçtiğimiz bayram, Allah biliyor işte, kaç gün mesai yaptım. Al sana açık çek. Bir şey beğen de al be yavrum. Gitmediğimiz yer, bakmadığımız şey kalmadı.
Yani yemin ederim neyin peşinde olduğumuzu ben de bilmiyorum. Aramakla bulunmaz bir şey aradığımız kesin, çünkü bir türlü bulamıyoruz. Her ne istiyorsa belli ki henüz üretilmedi.
Bakıyoruz, bakıyoruz, bakıyoruz, bakıyoruz…
Tam bir şey bulmuş gibi oluyor, üç saniyeden fazla bakmasından anlıyorum, bir an heyecan yapıyorum, şükür Allah’ım bulduk gidiyoruz diye, ama dördüncü saniyede zırt diye bırakıyor. E ne oldu diyorum. Şurasını beğenmedim deyip bir şey gösteriyor. Gözümü kısıp bakıyorum, zira görmek mümkün değil, keşke büyüteç filan getirseydim yanımda diye hayıflanıyorum, yok olmadı telefonla foto çekip büyütüp bakıyorum, yemin ederim beğenmediği de tırnak kadar bir şey. Minik bir motif ya da logo diyelim. Çıplak gözle göremezsin, o kadar yani. Onu görüyor ve beğenmedim deyip bırakıyor. İşte o an şakaklarım şaklamaya başlıyor.😤
Renk beğenmiyor, düğmesine laf ediyor, boyu uzun, eni dar, paçası kötü, kumaşı gıcık, arkadaşında var, tarzı değil, topuğu bilmem ne, çok kalın, fazla ince, modeli kötü, DNAsı bozuk, enerjisi düşük, karakteri uyumsuz…
Artık sormuyorum kusuru nedir diye. Var mutlaka bir kusuru.
Bulunmadık Hint kumaşını bul getir, yemin ederim iade kodu çıkarttırıp geri gönderir.
Yani her şeyi dört dörtlük olmasın, giyecek bir şeyin olsun, ne olacak, evde giyersin, ders çalışırken, sokağa giyersin… No. İçine sinmeyince almak istemiyor.
Onunla alışverişteyken kafam alev alıyor, bir kibrit çakıp yakasım geliyor tüm çulları çaputları.🤯
Ayh.
Yazıya çok hevesli başlamıştım ama devam ederken alışveriş anını yeniden yaşadım, yüreğim kurudu. Devam edemiyciim asjhfg.😀