Çocuklarım olalı acayip sosyalleştim. İnanılmaz bir çevre edindim. İnanılmaz diyorum çünkü çevremin yüzde doksanı 60 yaş üstü teyzeler! E çocuklar yüzünden kış yaz parkta yaşayınca ister istemez torun gezdirmeye /  bacaklarını güneşlendirmeye / gelin çekiştirmeye / spor aletlerine oturup kıpırdamadan spor yapmaya (!) / çekirdek çitlemeye… gelen teyzelerin hepsiyle tanış oldum. Çoook severler beni. Ben de onları çok severim. Mutlaka çene yapar gülüşürüz her karşılaşmamızda.

Bu teyzelerin günlerinin büyük kısmını parkta geçirmenin yanı sıra bir büyük özellikleri de günlük gezme aramalarıdır. Her gördüklerine “Bir gün sana gelmek istiyoruz,” derler. Veeee evet bana da dediler! Yaklaşık 4 sene önce!

Önceleri pek sallamadım. Hee hıı dedim. Zaten bebelerim çok küçüktü. Günü zor kurtarıyordum. Ev de almış başını gitmiş. Bir de misafir abovvv kafayı yerdim valla. İnşallah maşallah deyip hiç üstüne uğramadım.

Ama teyzeler yılmadı. Beni her gördüklerinde “Bir gün de sana gelmek istiyoruz,” demeye devam ettiler. Lan bir insan parkta tanıştığı birinin evine niye gitmek ister? Görmek istiyorlarsa parkta görüşüyoruz işte. Hem belki ben katilim, belki sapığım. Belki ben New York polisinin ne zamandır aradığı bebek yüzlü seri katil Selo’yum da haberleri yok. Belki bize geldiklerinde onların da derilerini yüzüp koltukları kaplayacağım. Cesetlerini dipfrizde saklayacağım. Hiç mi Müge Anlı izlememişler anlamadım ki. Nasıl güveniyorlarsa bana? Kendim için değil valla onları düşündüğüm için söylüyorum. Artık kimseye güvenmemek lazım. Öyle değil mi ama? Hiç yani!

Neyse, teyzeler benden korkmadı, ama ben onlardan korkuma parka çıkamaz oldum bir müddet. Sonra bir gün yine bir yerden geliyorum, bunlardan biriyle yolda karşılaştım. Bizim apartmanın yaklaşık 500 metre ilerisindeyiz. İki cümle sonra tabi hemen “Bir gün sana gelmek istiyoruz,” dedi. “Hee hııı tabi inşallah,” diye savuşturmaya çalıştım ben de. Ama teyze bu kadar çabuk bırakmayacaktı bu sefer. “Sen şu apartmandasın di mi?” dedi. Başıma gelecekleri anladığımdan hııı hıııı dedim tedirginlikle. “Hangi daire?” dedi. Çok fena köşeye sıkıştım, artık kaçış yok, parmağımı uzattım tam bizim camı işaret edecektim ki abovvv perdelerin halini bir gör. Her biri başka tarafa uçmuş. Kimi cama kısılmış, kimi dışarıda dans ediyor. Cam desen leş gibi. Bu teyze de çok titiz, biliyorum yani. Gelinine vır vır edip duruyordu anası iş belletmemiş diye. Şimdi çenesine bir de ben düşmeyeyim. Baktım üst komşunun camları, tülleri çok muntazam, onun evi gösterdim, aha şura diye. “Hee şu kirli camın üstü mü?” dedi. :/ Lan bi de yok gözüm görmüyor yok kulağım duymuyor diye şikayet eder. 500 metreden gördü camın kirini. Pes! 

Allah’tan o sırada bebeler biri ağladı da yırttım sorgudan. Eve koşturmaya başladım, “Bir gün sana gelmek istiyoruz,” diye bağırdı arkamdan. “Ay buyruun buyruuunn ne zaman isterseniz,” dedim koşar adımlarla olay mahallinden kaçarken.

Aradan bir süre daha geçti. Artık rahatlıkla misafir ağırlayabiliyordum. Bebelerim büyüdü elhamdulillah. Bir gün dedim ki “Lan şu kadınları çağırayım gari. Belli ki bitmeyecek bu muhabbet. Her gördüğümde yerin dibine geçiyorum. Daha ne kadar idare edebilirim ki? Gelsinler de konusu kapansın hiç olmazsa.”

Sonuç olarak nihayet teyzeleri alabildim. Biri biraz geç geldi, yanlışlıkla üst komşuya çıkmış da! 😉 Çok güzel bir gündü. Kendimce epey malzeme topladım. Ve tecrübelerimi paylaşmak için sizlere bir yurdum teyzesi ağırlama rehberi hazırladım. 😉

Evde yurdum teyzelerini ağırlayacaksan…

Yalnızca birine haber ver: Teyzeleri tek tek çağırmana gerek yok. Evlerini ya da telefonlarını bulman zor zaten. İçlerinden birine “Şu gün müsaitim, buyurun. Arzu edenleri de beklerim,” demen yeter. Zaten tespih gibidir yurdum teyzeleri. Birini çeksen hepsi bir gelir. Tek tek ulaşmak için kaygılanmaya gerek yok. Sen daha eve gitmeden organize olmuşlardır bile, hiç merak etme.

Çelişkilere hazır ol: Her gördüklerinde anlaşmış gibi “Bir gün sana gelmek istiyoruz!” diyen teyzeler eve geldiklerinde ne hikmetse “Ay niye zahmet edip de çağırdın, sen çocuklu kadınsın, tüh hiç zahmet etmeseydin,” derler. Komedi yemin ederim! “Puhahahha lan ben mi çağırdım, gelecem diye öldürdünüz beni!” falan demeye kalkma. Ayıp olur. “Ayy teyzeciiiim, ne zahmeti Allah aşkına, şeref verdiniz, ben de ne zamandır istiyordum, bir türlü alamamıştım, kusura bakmayın,” de.

Hediyelere şaşırma: Teyzeler ilk kez geldikleri için tabi hediye getirirler. Meyve suyu, kocan için içlik don, petibör bisküvi, sana yün fanila (burun kıvırma, nereden baksan en az 50-60 tl!), patik, havlu, iki metrelik parça kumaş, lif… gibi değişik şeyler gelebilir. “Ayy ben bunu napcaaam,” deme. Allah razı olsun de koy bir tarafa. Kullanmasan bile yarın bir gün elin boş gidemeyeceğin bir gezmeye gidersin lazım olur.

Soru-cevap kısmını atlama: İlk oturuşta sana tek tek “Nasılsın yavrum? Efendin nasıl? Yavrular nasıl?” diye soracaklar, şaşırma. Merak etme, sağır değiller, cevabını duymadıkları için tekrar tekrar sormuyorlar. Yalnızca nezaket gösteriyorlar sana. Yılmadan her birine tek tek “Çok şükür iyiyiz. Çocuklar da, beyim de ellerinizden öper, iyiler. Bir yaramazlık yok. Asıl siz nasılsınız? Hacı amca nasıl? Kardeşler, gelinler, kızlar….” diye sor.

Evi temiz tut: Artık kadın mı alıyorsun, ananı bacını mı çağırıyorsun, ne yaparsan yap, evini temizle. Koltuk arkalarını, vitrin kenarlarını, masa altlarını unutma. Her an bir ip yumağıyla test edilebilirsin. Benim pasaklı evi temiz göstermenin sırları bu teyzelere sökmez. “Gözüm iyi görmüyor,” dediklerine aldanma. Ne anasının gözüdür onlar! “Çocuklar batırıyor,” falan da sökmez. “Biz hem çocuk büyüttük, hem evimiz mum gibiydi. Kocamı da bir akşam yemeksiz bırakmadım, misafirim de hiç eksik olmazdı. Aaah ahh şimdiki gençler pek tembel,” konulu bir konferansa maruz kalabilirsin. Evi güzelce temizle, işini şansa bırakma.

Çok çeşit yapma: Teyzelerin midesini çok karıştırma. Hassastır onların mideleri artık. Bu yaş teyzelerinin tansiyonu, şekeri de olur. Ona göre sade yap ne yapacaksan. Hele mayonezli, krem şantili, kremalı abidik gubidik şeylerden uzak dur. Yeni buluşlardan da kaçın. Yap güzelce herkesin bildiğinden bir kısır ya da patates salatası. Yanına bir börek, bir kek yeter canım. Varsa turşu çıkar. Sonra “Aman bi geline gittik, pasta yapıyom diye tuhaf tuhaf şeyler yapmış, abuuu niydi o gıı,” dedirtme arkandan. Lokum da ikram etme. Protezlerine yapışır. Salonun ortasında dişleri çıkarıp şakkırı şakkırı temizlemek zorunda bırakma insanları.

Çeyizini ser: Annenin çeyizine koyduğu, “Annea bu ne yeaaa, ben kullanmam öyle şeyler, koyma bunu,” dediğin her şeyi çıkar ortaya. Dantellerini ser. Oyalı havluları, yazmaları dök ortaya. İçlerinden mutlaka “Sen yeni gelinsin, sende güzel modeller vardır, bir modellerine bakayım,” diyen biri çıkar.  “Ne yeni gelini, on sene oldu ben evleneli yeaa,” deme. O teyzeler evleneli nereden baksan elli altı sene oldu. Yenisin tabi!

Sohbete müdahil olma: Sen hizmetini yap, güler yüz göster, sorarlarsa cevap ver şekerim.  Teyzelerin arasındaki rahmetli, günlük cinayet kuşağı, dizilerde neler oldu, romatizma ağrıları, doktorun birinin verdiği bilmem nereye iyi gelen ilaç, bilmem kimin gelini… muhabbetlerine girmene gerek yok.

Arabulucu kullan: Mümkünse eve teyzelerle aynı dili konuşan, tercihen romatizmalı bir büyüğünü çağır. Anneannen, babaannen, yaşlı komşu teyze… olabilir. Onlar aralarında muhabbet döndürürken sen ikramları hazırla.

Ser ver, sır verme: Teyzeler ara ara laf atarak kocanla, kaynananla, görümcenle, eltinle, komşularla aranın nasıl olduğunu anlamak için ağzından laf almaya çalışırlar. Dikkatli ol. Anlattıkların daha sonra aleyhine delil olarak kullanılabilir. Dökme her şeyi ortaya!

 İlginç fikirlere hazırlıklı ol: Özellikle çocuk büyütmeyle ilgili çocuğun sarılığının geçmesi için bezine yumurta kırılması, gece altına işeyen çocuğun sidik kesesini büyütmek için tavuk taşlığı yedirilmesi, bebenin gözünün parlak olması için gözünün içine limon sıkılması gibi değişik şeyler duyabilirsin. İtiraz etme. Hee, hıı de geç. Bu teyzelerin hepsi öyle büyüttü çocuklarını, hiçbiri de ölmedi. Yok yerden polemiğe gerek yok. Misafirini kırma.

Evinin pazara dönmesine ses çıkarma: Teyzelerin arasında mutlaka don, havlu, tayıt, çorap satan birileri olacaktır. Çay faslından sonra çantalar açılıp malı ortaya dökerlerse şaşırma. “Ay ihtiyacım yok, sağ olun” filan deme. Al şekerim bir don. Bir dondan ne olacak yani? Kırma kadınları. Don giy donan. En kötü ihtimal birine acil durum hediyesi olarak sakla bir tarafa. Bak çocukların da büyüyor. Lazım olacak iki gün sonra ani çıkan doğum günleri için. Temiz bir atlet, don daima bir köşende bulunsun.

Zamanlamaya önem ver: Mümkünse teyzelerin gelişini çocukların uyku saatine denk getir. Hem sen rahat edersin, hem de teyzelerin kafası tutmaz. Aksi halde “Abuuu onlar nasıl bebelerdi, eşkıya gibi. Çok şımartmış anaları,” diye kulağına laf gelebilir, haberin olsun.

Bol bol gülümsemeyi unutma: Allah ömür versin de bu teyzeler evine bir kere gelir, bir daha nasip olur mu olmaz mı Allah bilir. O yüzden altın vuruş yap. Daima gülümse, kibar ol, neşeli ol… Geldikleri için mutlu olsunlar, seni daima iyi ansınlar, etrafa da iyi anlatsınlar, şanın yürüsün.

Haydi göreyim seni. İyi oturmalar.

Şimdi şu kadar lafın üzerine hazır seni yakalamışken söyleyeyim, bir gün de sana gelmek istiyorduk. 😉

 

 

Paylaş: