Daha çocuklar çok küçüktü. O zamanlar SPK’ya çok itibar ederdim. Çocuklarla Doğru İletişim diye bir kitabını okuyordum. Kitabın son sayfası çalışan anneye ayrılmış. Klasik “çocukla beraber olunan sürenin uzunluğu değil, bu sürenin nasıl kullanıldığı önemlidir” temalı kısa bir yazı okudum. Altında da şu örnek vardı ki bayılmıştım:

“Her akşam yemeğinden sonra kızımla bohçamızı açıp ona bir bebek diktik. Bu bebeği dikmemiz aylarca sürdü, çünkü dikişe ayırabildiğimiz süre yalnızca 15 dakika idi. Ben yorgun argın işten geliyordum. Yemek bulaşık derken ona ayırabileceğim zaman daralıyordu. O da anaokuluna gitmek için erken kalktığından, uykusu erken geliyordu. Bebek dikme süremiz akşamları sadece 15 dakika idi, ama onunla diz dize oturup sohbet ediyorduk. Bebeğin saçı ne renk olsun, çorap giysin mi giymesin mi hep o karar veriyordu. Bazen bu 15 dakika sadece bir karara varabilmek için geçiyordu. Yakasına dantel dikip dikmemeye ise 3 günde karar verebilmiştik.”

Bunu tekrar tekrar okudum. Gözümde o kadar tatlı bir sahne canlandı ki. Diz dize oturmuş ana kız, konuşa gülüşe bebek dikiyorlar. Sonra anası kıza kocaman bir öpücük konduruyor. Derken yıllar geçiyor, kızı o mutlu sahneyi hiç unutmuyor. Ne mutluluk Allahım!

Aradan uzun zaman geçti ama gözümden bu sahne hiç gitmedi. Hep böyle özel bir an yaşamak istedim. Ama dikiş dikmeyi bilmiyorum! Yırtık don bile dikemezken bebeyi nasıl dikeceğim? Derken bir gün bir kitaba rastladım. Kızıma aldım. İçinden bir sayfa açtım ki sevincimden neredeyse çığlık atacaktım.

IMG_20140504_112315Yıllardır beklediğim an! Bez bebek! “Ah” dedim, “Bebelerimle diz dize oturup bu bebeyi yapacağım. Dünyanın en mutlu anası ve bebeleri bu evde olacak! Üstelik ben çalışmıyorum. 15 dakikadan çok daha uzun vaktim var. Kaliteli dakikalar değil saatler geçireceğiz. Yavrularım hiç unutamayacak bu güzel günü!” Bebelere de hemen dedim ki, “Canlarıııım, bakın mükemmel anneniz size ne yapacak? Bebek! Bayılacaksınız! Sizinle birlikte kaliteli zamanın dibine vuracağız! Paçalarımızdan oluk oluk kalite akacak! Allahım ne şanslı ana ve çocuklar var bu evde!”

Tabi her zamanki gibi evde malzeme yoktu. Bir gün anneanneye gittik. Bakmayın benim beceriksizliğime, anam terzidir. Ondan artık kumaşlar aldık. Renk renk. Eve geldik, sevinçten uçuyoruz. Bir pazar sabahı, kahvaltıyı ortada bırakıp kitabımızı elimize aldık.

IMG_20140504_121516Kız heyecanla yanıma oturdu. Oğlan sağı solu karıştırmaya başladı. Besmele çektim, geçtim bebenin başına. İyi de bunun kalıbı nasıl çıkacak? Bir kalıp çizdim, görenler Casper sandı. Kafayı küçülttüm, kıçı büyüdü. Kıçını küçülttüm, kolu uzadı. Kartonla dövüşmeye başladım. Resim dersinden oldum olası nefret ederim zaten. Kalemle kartonla boğuşurken, kitaptan resmi mi kessem acaba diye bir düşünce aldı beni. Kessem mi kesmesem mi diye karar vermeye çalışırken aaaa ayol koskoca bebek kalıbı varmış kitapta. Zaten iki satır yazı vardı. Onu da okumamışım. Neyse kalıbı çıkardım.

Bu arada oğlan sıkıldı. Tepemde dönüp duruyor. İğnelerle oynuyor, kalemlerle çiziyor. Tepem attı. Götürüp bilgisayarın başına bağladım herifi. Kızım, yavrum pek sabırlı, heyecanla bekliyor bebeğini. Ben de ona sorular soruyorum, tıpkı kitapta okuduğum gibi “Bebeğin saçı ne renk olsun? Çorap giysin mi giymesin mi?” Hep o karar versin istedim ama saçını yeşil istedi. Bebenin kıçına da dantelli külotlu çorap. Daha bacağını yapamamışım ne külotlu çorabı? Ayrıca yeşil saç mı olur? Uzaylı mı bu? Siyah, kahve tonları neyine yetmiyor? Hadi sarı da olsun. Ama yeşil ne?

Neyse efendim kıza çene verirken ben kumaşı kestim, kenarından iğneardı dikişiyle (öhöm kitaptan öğrendim adını) tutturmaya başladım parçaları. Bu sıra kız başladı, “Annea, ne zaman bitecek?” demeye. “Dur annem bitecek,” dedim ama ay biteceği falan yok. Bir saat geçti, iki saat geçti, ben hâlâ kafasını dikiyorum kocakafanın. Kız gelip gidip “Hadi, hadi,” diyor. Yanımda beklemekten sıkıldı, çizgi filmin başına geçti. Oğlansa ekran başında iyice sersemleşti. Ben mükemmel anne olarak kendi başıma kaliteli zaman geçirip bez bebek yapıyorum bebelerime. Sanki kızın hiç bebeği yokmuş gibi! Sanki bebekle oynarmış gibi!

IMG_20140504_144601Bebe konusunda epey yol aldım. Ancak bu sefer de ipim bitti. Tek bacağını gri, donunu da sarı iple dikmek zorunda kaldım. Pamuk da yokmuş. Kızı komşuya pamuğa gönderdim. Pamuğunu içine teptim, iyice canım çıktı. Saatler geçti, hâlâ bebe bitmedi. Oğlan TV başında hepten hoşafa döndü. Kız yanımda ne zaman bitecek diye zırlayıp duruyor. Benim bebe yaptıkça uzuyor. Şeytan dedi bitir de ağzını burnunu kır şu veledin!

Yorgunluktan omuzlarıma ağrı girdi. Sinirlerim iyice bozuldu. Sinirden titreye titreye ağzını diktim. Gülen bir ağız yaptım ki o güldükçe biz de güleceğiz hesapta. Ama ağlamak üzereyim yemin ederim. Oğlanın TV başında ateşi yükseldi. Kız hâlâ zırıldıyor. Ev göçüyor. Kahvaltı masası bile ortada. Ben oturmuş dikiş dikiyorum! Daha elbisesi ve yüzü var! Bir de yatak yorgan yapacağım diye söz verdim kıza. Artık iyice tepemden ateş çıktı. Yüzün kalanını dikmeyi bırakıp boyadım. Uyduruk da bir elbise yaptım üzerine. Aha sonuç:

IMG_20140504_151328

Bebeği nihayet tamamlamış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Tek bacağı kalın, tek kolu uzun, kafası yamuk, elbisesi iğrenç ama olsun, o kadar kusur kadı kızında da olur diyerek kendimi teselli ediyorum. Kızım da çok sevindi. “Eee hani bebeğimin yatağıyla yastığı?” dedi. “Ay anneciğiiiim, çok yoruldum, başka zaman yapayım,” dedim, bastı bağırtıyı.

Onun sesine TV başında iyice hoşaf olan oğlum geldi sağa sola vurarak. “Raaa kardeşime bebek yapmışsın, bana da yap,” diye zırlamaya başladı. Yok yea? Bu saatten sonra bir bebe daha yapacağım öyle mi? Oğlum, ben pratik olsun diye ikinizi bir doğurmuş insanım, uğraşamam tek tek bebeyle. Ölmüşüm zaten.

Ben hayır deyince oğlan hepten kudurdu. Kendini yerlere atıyor. Çekti bebeyi kızın elinden aldı. Kız bu sefer yırtınıyor, vay bebem gitti diye. Ben bas bas bağırıyorum ikisine birden. Bu sırada dışarıda arabayı yıkamayla meşgul olan babaları eve döndü. Car car carlayıp komşulara canlı yayın yapıyorum diye bana bağırdı. Bebeler daha çok yırtınmaya başladı. Ben hışımla mutfağa gittim. Masayı toplamaya uğraşıyorum. İki bebe zırlayarak mutfağa geldi. Hâlâ bebek çekişiyorlar. İkisini bir haşladım, içeri gönderdim.

Altı üstü oğlanı TV’ye bağlayıp kızı da zırlatarak geçirdiğim yarım günlük kaliteli zaman sonunda ev savaş alanına döndü! Bez bebek mi? Ona ne mi oldu? Heaaa, ne olacak, bizim evde geçirdiği birkaç saat sonunda tabii ki de oğlan ağzına tükürdü. Bebe de verem oldu, kan kustu!

IMG_20140504_213347Tek kendi olsa o da iyi. Bize de kan kusturdu velet. Kız onu o halde görünce vay bebeme ne olmuş diye kendini yerlere attı. Oğlan yeniden bebek istediğini hatırladı ağlamaya başladı. Tekrar kavga dövüş…

Çocukları bilmem ama ben bu kaliteli zamanı ömrüm boyunca unutamayacağım. Bu arada bir kez daha anladım ki kalite yaramıyor bize anacım. 🙁  En iyisi sal çayıra, Mevlam kayıra modu. ;/

Paylaş: