Sevgili Kate,

Geçen mektubumda o kadar anlattım, laf dinlemedin, bak yine gazetelerin diline düştün. Loğusa depresyonu olmuşsun ha. Git Allah aşkına, loğusa depresyonu da ne? Bizim zamanımızda depresyon mu vardı? Anam, babam depresyonla mı büyüdü? Tamamen psikoloji uydurması bunlar. Vırt desen zırt desen, bir suratını assan, iki moralini bozsan adı hemen depresyon oluyor. İlaççılara yeni para kapısı bu, başka da bir şey değil. Bakma sen onlara. Seni düpedüz kırk basmış, bacım. Boşuna mı sana lohusasın, kırk gün dışarı çıkma, hatta eşik atlama dedim. Aha işte şeytan eşiğe yatmış, ayağına çelme takmış. İyi oldu, fink atıyordun meydanlarda. İyi ki bir oğlan doğurdun, kırıta kırıta boy boy pozlar verip duruyordun. Sanki oğlan doğuran bir sensin. Hem yakından inceledim o resimleri: sırtında lizöz yok, ayak desen cıbıldak, karnına kuşak bağlanmamış… Neymiş? İngiltere’nin en sıcak yazıymış. Lohusa üşüdüğünü bilmez, kızım. Ah işte yel kim bilir nerenden girdi de hasta etti. Üstelik alır el kadar bebeyi çıkarsan dünyanın önüne, çekersin böyle işte. Daha şükret nazara gelip de bebe çat diye çatlamadı. Elin gözü dağ devirir diye boşuna mı çene yordum ben?  Yine dua et, insaflı kadınım da sana bu durumdan nasıl kurtulacağını anlatacağım.

Gazetedeki haberlerine baktım da bebeden şikâyet etmişsin. Öncelikle unutma: bunlar daha iyi günlerin. Böyle böyle büyüyecek, alışacaksın. Sen nasıl büyüdün sanıyorsun? Cennet niye anaların ayağının altına sanıyorsun? Ne doğurmayı bekliyordun, balkon saksısı mı? Bebe dediğin ağlar. Öyle her vırt dediğinde zırt dediğinde bakma. Alışmasın. Bırak ağlasın. Oğlan çocuğunun ağlaması iyidir derler, ciğerleri gelişir. Hem her fıkırdadığında sussun diye kucağına alırsan kokuna alışır, hep seni ister, yaka biti gibi yapışır yakana, bırakmaz seni. Öncelikle bebeyi iyice bir kundağa sar. Şöyle kitabe gibi olsun, ayağından tutunca kafası dik dursun. Odana bir çingene salıncağı kur. Koy bebeyi içine. Gözünü de tülbentle kapat. Gel git bir tane vur salıncağa. İyice sersem olsun bebe, sesi çıkamasın. Acıkınca emzir, geri yerine koy. Milletin vıdı vıdı etmesine de aldırma. Biz hepimiz böyle büyüdük, hangimiz manyak olduk, geri zekalı olduk?

Sonra ‘Çocuğu kendim büyütmek istiyorum’ demişsin bakıcı almamışsın eve. Maşallah. Biz bakıcıyla mı büyüdük sanki. Şimdi bir de bakıcı modası çıkardılar. Evde otura otura analar, bakıcıya baktırıyorlar çocuğu. Unutma, bir çocuğa en iyi anası bakar. El elin eşeğini türkü çağırarak arar diye boşa dememişler. Bakıcı ne kadar bakacak Allah aşkına? Hem yatılısı bir dert gündüzlüsü ayrı dert. O konuyu hiç açmadığın iyi olmuş. Ama ev, bebek, koca… derken yıpranırsın vallaha. En iyisi sen on beşte bir yarım gün bir kadın al temizliğe. Kapıyı, camı silsin, iyi olur. Misafir gelecek olursa öncesinde de çağır kadını. Hanımannen de gelsin, bebeyi tutsun. Siz ikiniz dip köşe iyi bir temizleyin evi. Gelen çocuk doğurmuş demez, lafını eder. Kimse prensesliğine mrensesliğine bakmaz, adın pasaklıya çıkar Allah muhafaza. Ayağını denk al.

‘Kocam da işe gitti, yalnız kaldım, hüü’ diye ağlamışsın bir de. Ana tövbe tövbe, daha neler duyacağız? Bir de böyle er sevmesi çıktı. Kocanı dizinin dibinde oturtmaya mı evlendin a kızım? O çalışacak ki evinin rızkını getirecek. Bütün gün el el üstünde, göz göz üstünde oturulmaz ki. Tamam işte, bebe doğurdun diye adam üç beş gün oturdu evde, kaldı yanında. Daha ne istiyorsun? Ahaaa anladıııım, sen adamı eve bağlamak için çocuk doğurdun. Bak sen şu işe! Erkek kısmı eve böyle bağlanmaz güzelim. Madem adamı evde istiyorsun, gelince mutlu etmeyi bileceksin. Kapıyı açınca güler yüz, tatlı dil göstereceksin. Öyle paçoz paçoz giyinip salya sümük ağlayıp “Vay çektin gittin de, ben bebe baktım da, gece hiç uyumadım da, ben bu bebeyi babamın evinden mi getirdim de….” vır vır dır dır edersen o adam tabi ki de evden kaçar, şekerim. Hadi bakayım naş naş sil gözyaşlarını. Gözüne iki kalem çek, saçını bir tara. Bu ne hal böyle, kılık kıyafet köpeklere ziyafet! Çarşamba karısına dönmüşsün. Git, üstüne güzel bir şeyler giy. Biraz kendine bak ki kocan da sana baksın.

Bir de ‘İçim daralıyor, içim daralıyor,’ diye tutturmuşsun. Daralır tabi. Lohusalık kolay mı? Boşuna mı lohusanın mezarı kırk gün açık olur demişler? Şimdi çok hassas dönemin senin. Allah korusun üç harflilere karışırsın, ben asıl ondan korkuyorum. Bir kurşun döktür. Nazara da iyi gelir, üç harflilere de. Göz çoktur şimdi sizin üzerinizde. Abovv aklıma geldi de büyü müyü yapan olmasın? Evlerden ırak. Sen en iyisi kapının eşiğini sirkeli su ile yıka. Geldikleri gibi gitsin gözler. Adamın da banyo suyuna çaktırmadan sirke kat. Eski kız arkadaşlarının gözü falan kalabilir üstünde. O da bir iyice öfelene öfelene yıkansın.

Sen bunları dene bir bak, hâlâ iç sıkıntın devam ederse haber ver, bir tanıdık var, büyü falan var mı diye ona baktırayım ben. İnşallah öyle bir şey çıkmaz, sonra uğraş dur.

Neyse bacım, ocakta yemeğim var. Uzatamayacağım. Sen yine aklına takılan bir şey olursa sor. Dediğim gibi ben bilmesem de feysteki kurtlu karılar mutlaka bilir.

Haydi, kal sağlıcakla.

Secce Bacı

Paylaş: