Şiföööör Şiför…

Bazen eski günler geliyor aklıma. Bir buçuk yaşındaki iki çocuğu güreşerek uyuttuğum, hemen kalkmasınlar diye ikisini ayrı ayrı hamaklara yatırıp ortalarına oturduğum bir yandan onları sallayıp bir yandan blog yazdığım günler. Vay be üzerinden yıllar geçmiş, öyle ki hamak kelimesini bile unutmuşum, yazabilmek için googledan görsel aratarak bulup adına baktım. 😃

Bazen çocuklara eski yazılarımı okuyorum. Çok ama çok gülüyoruz. Hayret ki ben unutmuş oluyorum çoğunu, okurken aaa evet ya böyle olmuştu diyorum. İyi ki yazmışım diyorum. ❤️

Bir süredir çok istediğim halde yazının başına geçemiyordum. Bugün artık daha fazla beklememeliyim diye düşündüm. Bismillah dedim. Önce biraz birikmiş havadisleri eriteyim. 🏃

Şu yazıyı yazarken 11-12 yaş kategorisi açtım. Bugün 6 Nisan 2022. İkizler 11,5 yaşında. Eski yazılarımın birinde “şu çektiklerimi unutur da ne çabuk geçti yıllar” yazarsam saçımı yolun, yüzümü cırın” yazmıştım, şu an tam sopayla dövülecek kıvamdayım. 😃 Ama ilk yıllara gitmek ister misin diye sorsanız cevabım hâlâ aynı: Bebeleri bir öpüp gelmelik süre olur. Daha fazlası noooooooooooooooooooooo!

Bu yıl çocuklar 6. sınıfta. İlkokul 4. sınıftalarken başlayan pandemide 5. sınıfta da göndermediğim için tam 1,5 yılı evde geçirdiler. Bu 1,5 yılda tek satır kitap yazamadım. Çünkü yalnız kalıp kafamı toplama şansım yoktu, ayrıca evdeki boğaz ve temizlik girdabına düşmüştüm. Bir de evde bana çalışabileceğim bir bilgisayar kalmadı. 😃

Allah biliyor ya zorunlu olmasa 6. sınıfta da gönderemezdim okula çocukları. Neyse ki zorla aldılar elimden.😃

Bu sene okulların başlamasıyla rahat bir nefes alacağımı düşünüyordum, ama yine işler pek tahmin ettiğim gibi gitmedi.

Öncelikle bin yılın manyaklığını yaparak çocukları iki ayrı okula verdim. 😀 İlkokul 4’te sınavlar başlayınca oğlanın kendini sürekli kızla kıyaslamasından o kadar bunalmıştım ki okulda birbirlerini görsünler bile istemedim. Birini bir okula attım ötekini başka okula. Sonuç: oğlan, arkadaşımın oğlu ile aynı sınıfa düşüp kendine kıyas yapacak yeni birini buldu, kızın gittiği okula servis ayarlanmadı, bu arada seneye geç başladık (başka yazı konusu) oğlana da serviste yer kalmadı, olan yine bana oldu. 😃

Bu sene ünlü ev kadınlığı, yazarlık, madamlık, analık, hacılık ve bacılıktan oluşan kimliğime bir ünvan daha ekledim: Kaptan Secce Kuzu. Düt Düüüüttttt! 🚗

Şimdi günlük rutinim şöyle: Sabah kargalardan önce kalkıp kızı bir okula oğlanı başka okula atıyorum. Vınnnn diye eve dönüyorum. Hızlıca evi toparla, öğle yemeğini koy, yazılacaklarla ilgilen, spora yetiiiişşşşş, oyyyy kızı alma saati gelmiş bile. Hemen kıza git, kızı eve at, önüne yemeği at, akşam yemeğini ocağa at, oğlana koş, vınnn oğlanı al gel, ağzına yemek tep, derse öğrenci gelsin, onları çalıştır gönder, bu arada birinin sporu ötekinin kursu… vınn vınnn vınnn, akşam yemeği ve kapanış. 😴

Tabi bunların yanına üç kedim, gelenim gidenim, marketim pazarım da eklenince günün yoğunluğunu varın siz düşünün. Şu kadar aydır hasta olmam dışında iki saat kesintisiz evde kalabildiğim hiç olmadı. 🤦🏻

Ramazan’ı dört gözle bekliyordum. Dersleri ve sporu Ramazan boyunca askıya aldım. Haftaya da okul tatil. Sevinçten dört köşeyim. Hemen blogumu çıkardım köşeden. Fırsat varken biraz yazı gireyim. 🤓😉

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.