Yıllar önceydi. Üniversiteye hazırlanıyordum. Sahaflardan ikinci el test kitapları aldım. Bir gün kitapların birinin içinden bir kâğıt parçası çıktı. Kurşun kalemle yazılmıştı. Belli ki kitabın ilk sahibi koymuş arasına. Satarken de görmemiş herhalde. Yazıyı okudum, üç aşağı beş yukarı şöyleydi: “Allah’ım, iyi bir üniversiteyi kazanmamı nasip et. Bana hayırlı bir koca nasip et. İstediğim puanı alayım. Lütfen zengin bir kocam olsun. Çok ders çalıştım, lütfen boşa gitmesin. Kocamın evi olsun, son model arabası olsun. Sınavımda kolaylıklar nasip et. Allah’ım lütfen kocam zengin olsun. Kendi işi olsun. Ailesi de iyi olsun. Onlar da zengin olsun. Üniversiteyi kazanamazsam çok üzülürüm, lütfen kazanayım. Kocamla çok mutlu olayım. Lütfen Allah’ım lütfen lütfen, iyi bir bölüme gireyim, sonra da iyi bir kocam olsun. Zengin. AAAMİİİİİİNNNNNN!”

Günlerce evde mektuba gülüştük. Hey gidi hey, kulakları çınlasın, buldu mu acaba hayalindeki zengini? O zamanlar çok anlamsız gelmişti bu dua, ama zamanla tutkunun, bir şeyi tutkuyla istemenin ne olduğunu anladım. Elbette bılişlerimden sonra. 😉

Eskiden de dua ederdim elbette. Babam her gece yatarken bir dua okuturdu bize. “Allah’ım sana inandım, sana sığındım…” diye başlayan. Yıllarca ne istediğimi tam olarak anlamadan ezbere okudum bu duayı. Sonra araya dersler girdi. Duanın sonuna eklemeye başladım. “Allaaam nolur beş alayım sözlüden / fenci bana taktı galiba, lütfen Allaaam tayini çıksın adamın,” falan gibi. Ve eş dostan dua talebi tabi. Ara sıra onlar konuk oldu dualarıma. Kim üniversite istiyor, kim evlenmek istiyor, kim bebe istiyor… Söylerdim işte, ısmarlandığı şekilde.

Çocuklarım olduktan sonra dua konusunda benim için her şey ama her şey değişti. Bir şeyi tutkuyla, aşkla istemenin ne olduğunu işte o zaman anladım. Ezbere söylenen, uyuklayarak edilen, sıkça da unutulan dua cümlecikleri gitti. Yerine yeri geldiğinde ağlaya ağlaya, yalvara yalvara tekrarlanan, bazen isterken yüzümde engel olamadığım gülümsemeler bırakan, yılmadan, sabırla, tekrar tekrar edilen dualar geldi. Hayatımın hiçbir döneminde, kendim dahil kimse için böyle içten, böyle tutkulu dua etmedim.

Evet, şimdiye kadar hiç bir şeyi çocuklarımın sağlıklı, güzel ömürlü, dünyada ve ahirette huzur içinde olmaları kadar istemedim. Onların kaderlerinin güzel olmasını arzuladığım kadar hiçbir şey arzulamadım. Bize ihtiyaçları olduğu müddetçe başlarında olabilmek, maddi manevi rızıklarının geniş olması, Allah’ın sevdiği hayırlı, güzel insanlardan olmaları, kötülüklerden uzak kalmaları, kötülere uymamaları, iyi insanlarla karşılaşmaları, işlerinin rast gitmesi, kıymetlerini bilenlerle eş olmaları… daha neler neler.

Aklımı fikrimi çocuklarıma dua etmeye taktım.  Gece uykum kaçar hemen dua, dua, dua… Sabah erken kalkarım, güne başlanacak hemen dua, dua, dua… Gün arası iş telaşına kısa bir mola, dua, dua, dua… Yolda bir şey görürüm, kalbim titrer, dua, dua, dua.. Bir şey duyarım, neşe dolarım, dua, dua, dua…

Her daim yavrulara dua, dua, dua…

Allah cümlemizin yavrusuyla birlikte, hepsine güzel ömürler versin, bize de hep güzel günlerini göstersin inşallah.

AAAMİİİİİİNNNNNN!

 

Paylaş: