İddia ediyorum, feysbukun Türkiye’deki ilk kullanıcılarından biri de bendim. Ben feysbuktayken hiç biriniz yoktunuz, anacım. Benim de hiçbir arkadaşım yoktu. Sonra yavaş yavaş dökülmeye başladılar. Yıllardır görmediğim arkadaşları görmek beni çok mutlu etti. “Aa o da buradaymış, ooo bu da buradaymış,” diye diye ekledim herkesi. İlk şaşkınlığım geçince bir baktım ohoooo kimi gitmiş harvırda marvırda, kimi fıstık gibi koca bulmuş, kimi nur topu gibi bebe doğurmuş, iş kuranlar, dünyayı dolaşanlar, ohoooo… Açık konuşuyorum, çatır çatır çatladım. Silip attım feysbuku. Bir daha da açmaya niyetim yoktu. Ta ki bugüne kadar.

Sabah, seneye üniversiteli olacak biricik genç takipçim Hale tivitırda benim yazıların bir kısmının feyste yayınlandığını söyledi. Tabi ki anonim olarak. Hemen bastım adı geçen feysbuk sayfasını. Oooo beğenen beğenene, gülen gülene. Yüzlerce beğeni almış, yorum yapılmış. Bir zahmet sitemin adresini de koysalarmış okuyucu sayısında köşeyi dönermişim valla. Çok kızdım! “Derhal ben de bir feysbuk sayfası açıyorum,” dedim. Açıkçası pek de derhal olmadı sayfa açışım. Beceremedim bir türlü. Feysbuk çok değişmiş, şekerim, tanıyamadım valla. Orayı burayı kurcaladım, sağa sola sordum. Zor bela açtım. Aha budur: http://www.facebook.com/birkizbiroglan

Bu arada kişisel blog sayfası nasıl açılır bulamadım, tanınmış kişi olarak açtım. E bir zahmet sağa sola haber verin de yalancı çıkmayayım, tanınmış kişi olayım.

Ben şimdi bu yazı oraya nasıl konacak ona biraz kafa yorayım. Haydi görüşürüz inşallah.

Paylaş: