Her şey birkaç ay önce başladı. Bir gün Hürriyet Bumerang’dan mail aldım. Görüşelim, sizin için süper bir teklifimiz var diyordu. Görüştük. Bilen bilir de bilmeyen için anlatayım: Hürriyet’in Bumerang diye blog sayfaları var. Blogun varsa üye oluyorsun. İçeriği oraya da yazıyorsun. Hem oradan trafik alıyorsun hem de anlaşmalı kurumlardan reklam alma şansın oluyor. Benim blogu da -kelimeyi tam hatırlayamıyorum ama- “orjinal” içeriğinden dolayı seçmişler. Daha önce bumerang mumerang duymamıştım ben. Amanın ne havalara girdim. Hemen atladım tabi. Ama bir türlü üye olamadım. WordPress kullanıyordum, banner indirmeye izin vermiyor o. Sırf onun için hosting almam gerekiyordu. O da bir sürü para. Zart parası zurt parası, bir de bir sürü işi var. Allah’tan bacımın o zamanki nişanlısı -şimdiki kocası- bana beleş bir yer ayarladı. Tabi ben siteyi taşımayı filan da bilmiyorum. Düğün arefelerinde işi gücü bıraktı, siteyi taşıdı. Ben de patroniçe edasıyla baktım “o olmamış şunu şuraya koy” dedim, “tamam abla” dedi, “yok bunu böyle yap” dedim, “peki abla” dedi. Bu arada tema falan da elden geçti, iyi oldu. Ellerine sağlık, ömrüne bereket. İş bitince koşarak üye oldum Bumerang’a.

Ben bekliyorum ki ben hesap açar çamaz “Huhahaha ne güldük yav” diyen şirketlerin hepsi atlayacak bloguma. “Abla ne olur bizim reklamı koy,” diye sıraya girecekler. Ama nerdeeeeee!!!!!! Haftalar, aylar geçti, ben siftah bile yapamadım. Bu arada tabi heyecanla yüklüyorum yazılarımı Bumerang’ın sitesine, beşer beşer. Binlerce trafik olacak, millet beni omuzuna alacak, havaya atıp tutacak falan diye bekliyorum. Bekledim, bekledim, bekledim… Üç beş reyting aldım. Görüp göreceğim o oldu. Nasıl bozuldum anlatamam. Hemen girdim en çok okunan yazılara baktım. Aha en çok okunan konulardan bir kaç başlık şöyle: Zeytinyağlı börülceli abidik gumbidik çorbası / Bölgesel zayıflama – Koca kıçınızdan kurtulun! / Cinsellikte bilmem ne için on altın, beş bronz, 3 gümüş kural. (Açık yazamıyorum yine gugıl amca millete yanlış adres verir diye) / Dolgun göğüslere sahip olmak için yapmanız gerekenler….

Şimdi bu okuyucu kitlesine hitap edecek ne vardı ki elimde? Yemek tariflerimi yazayım desem evde ne pişiyor da ne yazayım? Dün akşam yemekte kahvaltı ettik, kahvaltıda yemek yedik. Böyle tersten bir hayatım var. Diyet desem, o da ne? Uzaktan yakından ilgim olmaz. Bir kere kokmayayım diye dolaptaki pastırmayı yememeye karar vermiştim de iki saat dayanamadım. Aklımda kalmasın diye hepsini bitirdim de yattım. Diyetle en yakın ilişkim oydu. Diğerlerine de gelince hmmm. Neden olmasın dedim! İşte o gün kesin kararımı verdim, ikiz göbeğimden kurtulup yazıların eksenini biraz kaydıracaktım. Gerçi “okunmak için soyundu” falan diye adımın çıkmasından da korktum ama “Şurada bir sanat icra ediyoruz kardeşim. Sanat için soyundum” der konuyu kapatırım diye düşünüyordum. Ama güzel haber o ki göbeğimden ayrılmama hiç gerek kalmadı. NİHAHAHAHAHAHA. Keşfedildim sonunda!

Son iki günde iki Bumerang reklam teklifi birden aldım. Hemen koyayım dedim, öffff bin tane işi var. Yok resmi yükle oraya yapıştır, yok videoyu koy buraya yapıştır. Başlığı şuradan gireceksin, içeriğe şunu diyeceksin. Of kim uğraşacak? Bir bebe ayağımda, öteki kucağımda yazı yazıyorum zaten, anlatacak bin tane şeyim varken, ona nerede sıra gelecek? Böylece konuyu şimdilik kapattım. Bunu da yazayım da dedim sonra reklam falan alamıyorum sanmayasınız. Çok vermek istiyorlar da ben koymuyorum, hıh!

Paylaş: