Çocuklar doğduğundan beri vırvır ediyorum babaları hiç yardım etmiyor diye. Her iş benim üzerimde anacım. Bebeleri yediren benim, yatıran benim, kaldıran benim, giydiren benim… Ev işleri de zaten hep benim.  Bazen düşünüyorum da bekâr anneden ne farkım var acaba? Açıkçası son günlerde ne farkımın olduğunu çok iyi anladım! Bir daha söylenmek mi? Tövbeeeeeeeeeeeeee!

Eşimin uzun süreli bel problemi vardı. Ara ara fizik tedavi gördü, ilaç kullandı, iğne oldu… Nisan ayından beri yine azdı bu derdi. Öyle böyle idare etti şimdiye kadar. Zaten sevmez doktora gitmeyi, zor bela doktora gitti, bu sefer de MR çektirmedi. Ramazanın son haftası ayyuka çıktı sancısı. Tekrar doktora gitti, MR’dı fizikti derken, acil ameliyat dendi. Dün ameliyat oldu. Allah şifa versin inşallah, şimdilik iyi, kendi Anaevi Dinlenme Tesisleri’nde istirahate çekildi.

Yani yaklaşık son üç haftadır eşim belinin derdinde, iki büklüm yaşıyor, yürümekte zorlanıyordu. Rapor aldı, işe de gidemedi. Bu arada o rahatsız olduğu için –aslında onun yaptığı ama benim fark bile etmediğim- bütün işler de üzerime kaldı!

Mesela yıllardır arabamız var, ben de kullanıyorum, ama ilk kez arabaya benzin almam gerekti! Kocasızlıktan! Hep o düşünür öyle şeyleri. Benzin mi lazım, arabanın tekeri mi indi, farların ayarı ne âlemde? Ben hiç anlamam ki böyle şeylerden. O gün arabaya bindim ki benzin ışığı yanıyor. Allah şahit hangi benzini alacağımı bile bilemedim! Adamlara rezil olmayayım diye benzinliğe varmadan telefon açtım kocama, güldü telefonda. 95 oktay mı ne dedi. Tam anlamadım. Benzinliğe girdim, nerede 95 yazıyor diye ararken pompanın tepesine çıkıyordum. Allah’tan yanlışlıkla arabayı istop ettirdim! Çok acıklı bir kadın şoför izlenimi verdim tabi. Yolunacak kaz geldiğini anlayan bütün çalışanlar da başıma üşüştü. Abla suyunu kontrol edeyim mi? / Abla yağına bakayım mı? / Abla tekerlerin havasını ölçeyim mi? Nasıl gariban bir tablo çizdiysem oturup kendi halime ağlayacaktım. Höykürerek “Ben hep sürerim araba, acemi değilim, sadece ne benzini alacağımı bilmiyordum, kocam alır da hep, o şimdi hasta hüüüü…” diyecektim. Gözyaşlarımı içime akıttım.

Sonra para lazım tabi. Hep kredi kartı kullanıyorum ama para diye de bir şey var, çok da lazım oluyor ve bende hiç kalmadı! Kulağınıza ilginç gelecek biliyorum ama hayatımda hiç ATM’den para çekmedim. Kocam verir yav benim paramı. Kaç lira lazım söylerim, çat diye çıkarır verir. İş yaparım, hesabıma para gelir, çat diye çeker getirir. Dışarıda parasız kalırız, ATM bulur, çat diye parayı alır gelir… Şu an beş parasızım, nerede olduğunu bile bilmediğim en yakın ATM’ye gidip sıradakilere rezil mi olsam, komşudan mı istesem diye kara kara düşünüyorum.

İş sadece sokak işleriyle de bitmiyor tabi. Kocamın hastalık döneminde yine hayatımda ilk kez gece çocuklarla evde yalnız kalmam gerekti. Şimdiye dek izlediğim bütün korku filmleri bir şerit gibi gözümün önünden geçti. Gece ışıkları açık bıraktım, telefonumu kapatamadım, camları sıkı sıkı örttüm, korkudan iki bebeyle aynı yatağa girdim… Kocamın horultusu bile ne büyük nimetmiş de haberim yokmuş. Sabaha dek üç dakikada bir evde biri mi var diye korkudan zıplayarak geceyi zombi olarak tamamladım! Lan ulan Dexter, bu yapılır mıydı bana lan? Hem de böyle hassas bir günümde?

Sonra bütün “erkek işleri” de başıma kaldı. Doğalgaza ihbarname gelmiş, saati söküp gidecekler, bir an önce nereden ödendiğini bulmam lazım. Hem bankada otomatik ödememiz yok muydu bizim? Peki, oradaki ödemeler nasıl kontrol ediliyordu? Diğer ödemeler yapıldı mı acaba? Yoksa iki haftaya elektrik ve su da mı kesilecek? İmdaaaaaaaaat!

Ayrıca tüm “erkek gücü” isteyen işler de üzerimde. Alışveriş torbalarını taşımaktan kollarım uzadı. Sokaktan gelince bebeleri kollarından tutup lavaboya uçurmaktan boynum yan yattı. Kapıya gelen damacanayı gücüm yetip içeri alamadığım için suyumuzu apartman boşluğunda içmek zorundayız! Tülleri takayım derken çocuklarla kanepeden yuvarlandım! Daha neleeeeeeeer neler! An itibariyle hem boynum, hem belim, hem sırtım ağrıyor! Bu gidişle benim adamın fıtığı düzelene kadar ben fıtık olacağım!

Şimdi anladım niye iğne ucu kadar koca dağ kadar iş görür dendiğini. Hiç bilmemişim herifimin kıymetini hiiiiç. Allah bir an önce ona şifa versin, başımdan hiç eksik etmesin, beni de şu işlerden bir an önce kurtarsın inşallah. Amiiiiiiiiiiiiiiiin! Bir daha söylenmek mi? Tövbeeeeeeeeeeeeeee!

Paylaş: