Kardeşlerin birbirinin hayatına karışmasından hiç haz etmem. Yani ufak tefek şeyleri demiyorum da hani bizim kültürde vardır ya ağabey diye sözü baba kelamı yerine geçer. Anneden izin alınmaz ağabeyden izin alınır. Sonuçta o da çocuk yahu!  Sırf erkek diye böyle bir üstünlük atfedilir mi bebeye? Ana baba varken, ağabey de neymiş? Aaah ah yine büyük konuşmuşum!

Benim de bir ağabeyim var. Büyürken çok dövüştük, çok tartıştık ama ben bir güne bir gün bana şunu yapamazsın, bunu yaparsın dediğini hatırlamam. Hiç öyle bir rolü olmadı ağabeyimin. Ama bir arkadaşım vardı. İki ağabeyi vardı, kendisinden bir iki yaş büyük. İkisi de birbirinden manyak. Her şeyine karışırlardı. Ne giyiyor, nereye gidiyor, kiminle oynuyor. Bahsettiğim kız da daha ilkokul yaşında. Büyüyünce kıza neler yaptılar, Allah bilir.

Bir gün oyun oynuyoruz. 9-10 yaşlarındayız. Üç beş kız. Hani her küçük kızın rüyası “mankencilik” oyunu vardır ya, aha işte oyun o. Elimizde renkli tüller var. Apartman boşluğunda o tüllerden süsler yapıp elimiz belimizde kırıta kırıta merdivenlerden iniyoruz. İnen alkışlanıyor. Sonra başka biri üst kata çıkıyor, elindeki tüllerle abidik gubidik bir şey yapıp haydi o da kırıta kırıta iniyor… Kâh gelin duvağı oluyor tül kâh etek kuyruğu.

Oyun oynarken kendimizden o kadar geçmişiz ki uzun süredir o kızın ağabeyinin bizi camdan izlediğini görmemişiz. Sıra arkadaşıma geldi. Eteğini iki yandan donuna sıkıştırmış, derin bacak dekoltesine de tülleri iliştirerek şahane bir kombin yapmış, dudağına da kırmızı kalemle ruj çalmış merdivenlerden havalı havalı iniyor. Lan nereden çıktı anlamadım, “Sen başımıza orospu mu olacaksııın!!!!” diye yırtınarak ağabeyi bir çıktı ortaya, kızı saçıdan bir yakaladı, tüllerini yoldu, tüylerini yoldu, saçlarını çekti, merdivenlerden takır takır sürüyerek götürdü. Her şey bir iki saniye içinde oldu. Diğer arkadaşlarla ağzımız açık bakakaldık. İşte o gün profesyonel mankencilik hayatıma noktayı koydum, podyumlara dönmemek üzere veda ettim.

Çocuklarım ortaya çıktığından beri birbirlerine karışmamaları için azami gayret gösteriyorum. Biri ötekine karışınca “Sen ona karışamazsın, kardeşin kendi kararını kendi verir,” diyorum. Kız zaten pek karışmaz. Zaten karışsa da oğlan on paraya almaz onun fikrini. Ama benim oğlan var ya benim oğlan, bacak kadar boyuna aldırmadan kardeşinin her şeyine burnunu sokuyor. “Melikeaaaaaaaaaaağ, öyle yapılmaz! Melikeaaaaaaaağ böyle yapılmaz! Melikeaaaaaaaağ gel buraya! Melikeaaaaaaaaağ gitme oraya!” İşin tuhaf yanı, onu dinlememesini söylesem de kız onun sözünden bir adım çıkmıyor!

Kışın içinde bir arkadaşa oturmaya gittik. Çok kalabalık bir grubuz. Ortada en az on bebe var. Hepsinin de yaşları birbirine yakın. Ben salonda oturuyorum. Çocuklar oturma odasında oynuyor. Ara ara çocukları kontrole gidiyorum. Bir gittim ki ne göreyim? Odanın ortasında bir salıncak var. Sırayla çocuklar sallanıyor. Benim kız da yazık bir kenara yaslanmış sallananları izliyor. Belli ki o da dâhil olmak istiyor oyuna. Ama oğlan hiç onu rahat bırakır mı? Hiç başkasıyla oynatır mı? “Melikeaaaaaaağ sen buraya gel!” Çocuk odasında oğlan. Bir çadır bulmuş, başında bağırıyor: “Melikeaaaaaaaağ çadıra gir!” Kız da yazık kalbi oyun oynayanlarda kala kala çadıra girdi. “Bırak dedim, kiminle, nerede oynamak istiyorsa onunla oynasın kardeşin.” “Hayış” dedi oğlan “Melikeağ çadırda benimle oynayacak.” “Çık kızım çadırdan, git arkadaşlarının yanına” dedim, o da çıkmam diye tutturdu. Ay yemin ederim kaç saat oturduysak bir an olsun oğlan bırakmadı ki kız diğer çocuklarla oynasın, çadırdan çıksın. Öbür saftirik de demiyor ki sana ne, ben çıkacağım!

Geçen gün annem bir yere gidiyor. Oğlan da peşine düştü. Kız aslında gitmek istemiyor, ama oğlan gidiyor ya onun yolundan çıkamıyor. “Kızım sen dur, kardeşin gitsin istiyorsa,” diyorum, yok valla lafımı takmıyor, istemeye istemeye oğlanın peşine düştü. Ay bir canım sıkıldı. “Lan” dedim “O lafından çıkmadığın, aklını çok beğendiğin kardeşin var ya çişi gelince nerede olduğuna bakmadan donunu indiriyor. Geçen gün bir baktım marketin ortasında indirmiş donunu salkım saçak geziyor. Aklı daha bu kadar işte. Sen niye ona uyup onun her dediğini yapıyorsun? Onun kafası daha kendine yetmiyor!” Yok valla, ikna edemedim kızı. Beni iplemedi, oğlanın lafından çıkmadı, çekti gitti. Bilmem nereye varacak bu işin sonu!

Paylaş: