Ben öğrenciyken anne babamın okuluma geldiğini hiç hatırlamıyorum. Bırakın arkadaşlarımı tanımayı, öğretmenimin adını bile bilmezlerdi. Öyle ki ben dördüncü sınıfa giderken babam öğretmenim için kitap ciltletmiş, üzerine de öğretmenimin Zübeyde Bostan olan adını Sümeyye Baston olarak yazdırmaya kalkmıştı da son anda durumu kurtarmıştım.

Ödevlerimizden hele hiç haberleri olmazdı. Okulun ilk günü elimize alınacaklar listesi verilir, onları tamamladılar mı anne babanın okulla ilgisi kesilirdi. İşte olursa yılda bir, en fazla iki Pazar üşenmeyip yataktan kalkarlarsa veli toplantımıza gidilirdi. O kadar!

Ama şimdi böyle mi, Allah aşkına? Artık çocuklar değil veliler okullu! Eve gelen ödev bile “Sayın Velilerim, bugünkü ödeviniz…” diye başlıyor. Çocuğunuzu okutun, dikte ettirin, saydırın…

Hadi bunlar yine neyse. Çocuk bizim çocuğumuz, atacak değiliz; okuturuz, yazdırırız, amenna. Ama bir de bizi hiç ilgilendirmeyen şeyler var. Mesela o gün kim ateşli okula gelmeyecek, kimin ishali henüz kesilmedi, kim ödevini yapmadı, kim defterini evde unuttu, beslenmesini açmadan eve getiren kim… Kısacası sınıfta olan biten ne varsa artık gündemimizde! Nasıl mı? Tabi ki WhatApp veli grupları sayesinde!

Yazının devamını merak mi ettiniz? 😉

Öyleyse ay sonu gelmeden hemen bir gazete dergi bayiine gidip Nihayet Dergi‘nin Nisan sayısını kaçırmayın. 😉

nihayet_28_kapak-1-480x640

Paylaş: