Çok ilginçtir, kiminle konuşurken kedimden söz açılsa, aralarında anlaşmışlar gibi “Evde yaşayan kediler evdeki insanları büyük kedi sanıyormuş,” diyor. Yani hangi kedi röportajında ya da hatıratında okudular bunu bilmiyorum, ama yeminle hiç duymadıysam yüz elli kere duydum şu cümleyi. Tabi hemen arkasından sormayı da ihmal etmiyorlar: “Sizin kedi de öyle mi?” Valla ne diyeyim, bizim kedide durumlar biraz karışık. Sanırım Jüpitaklı Lulu bizi kedi değil de, kendini insan sanıyor. 😁

canım insanım

Lulu geldiğinden beri sokağa birlikte çıkıyoruz. Bir ara ikizlerin peşinden koşardım, şimdi kedi peşindeyim. Tam bir bebek gibi, ben olmazsam sokakta oynamıyor. Bir arabanın altına giriyor ve çıkmıyor. Ama ben varsam gönlünce koşup oynuyor. Hani yeni yürümeye başlayan bebekleri bırakırsın, iki adım atar, arkada mısın diye kontrol eder ya. Aynen öyle. Bazen oyuna daldığında eve sıvışıyorum, dönüyorum ki gittiğimi anlamış, araba altına girmiş beni bekliyor. 😀 Yavrum, sen kedisin, ağaca tırmanmak için de ananı bekleme aa. 😒

En insanı özelliklerinden biri de sokakta tuvaleti gelince de eve koşması. 😀 Yüzümde, “Çiş” diyen torununa, etrafı süzüp kimseyi göremeyince “Şuraya akıt” diye ağacın arkasını işaret eden büyükanne ifadesiyle ” Yavrum sen kedisin, işe çaktırmadan bir yere” diyorum. Nayır, naslaaa. Ayağıma dolanıyor da dolanıyor eve götür diye. Eve geliyor koşarak tuvalete gidiyor. Sonra yine dış kapıya koşuyor, sokağa dönmek için. 😁

Akşam sofrayı hazırlıyorum, “Çocuklaaaar haydi yemek hazııır,” diye içeri sesleniyorum, ilk gelen kim? Elbette Lulu. 😀 Halbuki yemekten önce besliyorum ki onu masaya saldırmasın diye. Tok olduğu halde koşup gelip bir sandalye kapıyor. Baktık böyle olmayacak salondan sandalye getirdik ona. Geçen gün doğum sonrası bana geldiğinde annem mutfak topluyor. Bu sandalye fazla götür, dedi. Ne fazlası ya dedim, o Lulu’nun sandalyesi, artık mutfağın demirbaşı. ♥️

Tabi bebekler gelince biraz düzenimiz değişti. Özellikle ilk hafta Lulu tüm zamanını bebeklerle yuvada geçirdiği için pek görüşemedik kendisiyle. Yemeğe bile gelmedi. Sandalyesi boş kalınca ağlamaklı olduk. Neyse ki birkaç gündür emzirme aralarında yine bizimle takılmaya başladı.

Lulu’ya doğum ve sonrası için oturma odasını ayırmıştık. Köşedeki masayı yuva yaptık, rahatsız olmasın diye de o odayı kullanmıyorduk.

Bu arada çocuklar Lulu’dan özendi, evdeki battaniye, yorgan, yatak döşek ne varsa kızın odasına taşıdılar. Yuva yapıyorlarmış kendilerine. 🙂 Kocaman bir çadır yapmışlar orada. Onun içinde uyuyorlardı kaç gündür.

Geçen gece iftar sonrası ezildim. Erkenden yattım. Gece on ikide çığlık kıyamet. “Annecim Lulu bebekleri taşıyor!”

Yataktan fırladım. O da ne! Lulu bebekleri ablasıyla abisinin çadırına taşıyor asdjhgfjg. Hele iki gündür onlarla çadırda takılıyordu. Kendini köşeye atılmış hissetti herhalde. Ben de bu evin çocuğuyum, ben niye ayrı odadayım dedi. Şimdi maaile çocuk odasındalar.

E tabi o bir insan, ne işi var masa altlarında. 😁😉

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: