Ne kadar uzun zamandır bloga yazı girmediysem, nereden girileceğini bir türlü bulamadım. 😁 Aslında nicedir aklımda yazılacaklar ama Temmuz ayı çok çetin geçti. Ağustos nispeten iyiydi şükür ama ha yazdım ha yazacağım derken onun da sonu gelmiş. En iyisi kaldığım yerden devam edeyim.

Nerede kalmıştık?

Hımm…

En son evdeki yedi yavru yetmezmiş gibi bir de süt bebek almışız…

Evde sekiz yavru, bir anne kedi olduğunu duyan “Ayyyyy Allah yardım etsiiiin” diyordu, Allah biliyor ya ben de gülüyordum, yardım edilecek bir şey yok, keyfimiz yerinde diye. Meğer daha ben olayı anlamamışım. 😁

Bebekler küçükken gerçekten de dert edecek hiç bir şey yoktu. Zaten kızın odasını kedi ailesine tahsis etmiştik. Annelerini emip yumuş yumuş uyuyorlardı. Bir tek anayı beslemek yeterli oluyordu. Tuvalet diye bir problem de yoktu. Anaları yalayarak temizliyordu. Bize de öpüp okşayıp koklamak kalıyordu. 💕😻🐾

O dönem Lulu hastalandı. İshalle başladı her şey. Bir kaç gün sürünce veterinere götürdüm. Tedavi uygulandı, biraz toparlandı ama emzirdiği için antibiyotik verilemediğinden tam olarak iyileştiğini söyleyemem. El kadar haliyle sekiz boğaz besliyordu, kolay mı? 🐈

Bebekler biraz büyüyünce ek gıdaya geçtik. Tabi yemekle birlikte tuvalet olayı da başladı. Allah biliyor ya çok korkuyordum tuvaletten. Malum, tuvalet işini milyarlarca nöronlu beyni olan iki insan yavrusuna altı sezonda öğretebilmiştim. Öyle ki yaşadığım travmayı seneler sonra bile hâlâ atlatamamış, nerede “Annea bittiiii” diye bağıran bir çocuk duyarsam tuvalete hamle yapıyordum. 🙂 Sekiz kedi bebeğe bu işi nasıl kavratacaktım? 😱

Bir gün baktım ki beklenen an gelmiş, kızın yatağının arkasını umumi helaya çevirmiş veletler. Tuvaleti gelen saklanıp oraya yapıyormuş. Harekete geçme vakti deyip başladık tuvalet eğitimine. Maşallah hepsi yarım günde öğrendi çıktı. İnanılmaz. Bir kere de fire veren olmadı. Yeri eşeleyeni Lulu ile aldık kuma koyduk, bittiiiiiii. 🔚🏁

Tuvalet eğitimi

Aslında bitti derken her şey yeni başlamış da haberim yokmuş. 😁 Bebeklerin yemeye ve tuvalete başlamasıyla birlikte milletin niye “Ayyy Allah yardımcın olsun” dediğini anladım. Çılgınca bir masraf ve iş yükü çıktı ortaya. 💸

Bebeklere yakın olsun, zorluk yaşamasınlar diye kumlarını da yemeklerini de odalarına koymuştum. Günde on posta oda silip süpürmeye başladım. Yemeğin içine giren pıtır pıtır geziyor, her yeri yağ, yoğurt, yemek ediyordu. 🐾🐾🐾 Yemeği biten kuma koşuyor, yarısının içine ediyor kumun kalan yarısını da odaya saçıyordu… 😱

Kum desen her gün yeni bir paket açılıyor, akşama toplanıp çöpe basılıyor. Her gün marketten kilolarca kum taşımaktan kollarım sarktı.

Bu arada süt bebeği, ötekilere de meme kalsın diye hâlâ biberonla besliyordum. Gece birde, üçte ve beşte kalkıp mama veriyordum, yoksa tövbe billah Lulu’nun memesinden kopmuyordu. Bu sefer Lulu sinirleniyor odadan kaçıyor hiç birine meme vermiyordu. Bebekler acıkıyor ağlıyor, Lulu meme verecek oluyor hepsi birbirine giriyor, memeönü meydan savaşları yaşanıyordu. 🤺

memebaşı

Bu arada hareketlenen bebeler başka odaların da olduğunu keşfetti. Her gün yeni bir oda fethetmeye başladılar. Ne çekmece kalıyor yerleşmedikleri, ne dolap içleri… Ertesi gün toplanıp öbür odaya taarruz düzenliyorlar. 🤺 Elini nereye atsan altından kedi çıkıyor. 😁 Üzerlerine basmayalım diye parmak ucunda geziyorduk.

her yerdeler 😀

heeeeeer yerde 😀

Bütün bunlar yetmezmiş gibi karantina kalktı sabah akşam millet gruplar halinde bana kedi sevmeye geliyor. Bir yandan onlara koşuyorum, bir yandan kedilere, bir yandan kendi bebelerime, bu arada çeviri yetiştirdim, yeni kitap yazdım, yemekti, temizlikti, ütüydü derken… Tam tımarhaneliktim yemin ederim. 😁 Şimdi bakıyorum ve bu kadar işin altından nasıl kalktım diye kendime şaşırıyorum.

Oynatmaya az kaldı, doktorum nerde 😀

Gerçi her şeye rağmen çok mutluydum. Asıl zorluklar bundan sonra başladı. Onu da bir sonraki yazıda anlatayım. 😉

Paylaş: