Ebeveyn canavarı

Anlatmıştım ya, ben küçükken çok çalışkan bir öğrenciydim. Tamamen kendi isteğimle, çok da severek çalışırdım. Notlarım hep yüksek gelirdi. Ama gel gör ki notumu babama hiç beğendiremezdim. 4 alsam “Niye 5 değil,” derdi. 5 alsam, “Kaç üzerinden?” diye sorardı. 85’ten 5, 5 sayılmaz. 90 olursa yeni soru: “Kaç kişi daha 5 aldı?” Tek değilsem ayvayı yedik. “Onlar… Okumaya devam et Ebeveyn canavarı

Sorgu sual

Küçükken çok çenesi düşük bir kızdım. Beş saat okula giderdim, gelir on beş saat neler yaptığımı anlatırdım. “Bugün okulda ne yaptınız?” düğmeme basıldı mı susmak bilmezdim. Şu şunu demiş, bu bunu demiş, şu olmuş, bu olmuş… Çürük çeneydi adım. Anam değil de babam beni çok dinlerdi. Bir de sorardı ha, şu noldu, bu noldu diye…… Okumaya devam et Sorgu sual

Hacı Secce – 1. Bölüm: Allah Allah!

Küçükken Allah’la nasıl tanıştım hiç bilmiyorum. Aklımda sadece birkaç sahne var. Birincisi, uyumadan önce Allah’ı hayal etmeye çalıştığım sahneler. Ne hikmetse, Allah’ı hep tuğlalarla örülmüş bir duvar olarak düşünürdüm. (Hâşâ tabi. ) Çoook yüksek bir duvar. Aşağıdan bakıyorum, ucunu göremiyorum. Herhalde “Allah çok büyüktür,” ya da “Allah’ı göremeyiz,” dendiği için böyle bir hayal kurardım.

Maraton

Okulun ilk günü yazısını yazalı ben neredeyse iki ay geçmiş aradan. O zamanlar çok büyük hayallerim vardı. Bu süre zarfında hayallerimin tek tek suya düşüşünü izledim. Bu hayallerin başında bloga sık sık yazı girmek vardı ama tabi onu da yapamadım. İşin açıkçası çocuklar okula başlayalı sudan çıkmış balık kıvamındayım. Can havliyle debelenip duruyorum. İnanmayacaksınız biliyorum… Okumaya devam et Maraton

Kayda değer bir duyuru!

Bebelerden önce kitap fuarlarını hiç kaçırmazdım. Daha doğrusu öğrenciyken diyeyim. O zamanlar bedavaydı çünkü 😉 Öğrencilik bitince ulaşım maliyeti, araba parkı maliyeti, içeri giriş parası falan derken “Amaaan bu paraya üç kitap daha alırım,” mantığıyla internetten yapıyordum çoğunlukla alışverişi. Ama bu sene fuara bedava girmenin yolunu buldum. 😉

Yayım tarihi
Biraz da benden olarak sınıflandırılmış

Aşk Aşk Aşk

Instagramım yok. Daha doğrusu bir hesabım var da kullanmıyorum. Aslında seviyorum resimlere bakmayı ama dünyanın vaktini alıyor. Bu aralar diğer bloglarda sıkça instagram yazılarına denk geliyorum. Hepsi de komik şeyler. (İki örnekle pekiştireyim: Hülya’dan, Yeliz’den) Geçen epey merakımı celbetti, hazır gece de uykum kaçmıştı, başım da nasıl ağrıyor, belki biraz açılırım diye instagramı açtım. Ayy… Okumaya devam et Aşk Aşk Aşk

Boya oğlum, boya kitabı!

Bugünle birlikte yedi gündür okula gidiyor bebelerim. İlk gittikleri günden beri her gün bir sayfa boyama yapıyorlar. Gün bitiminde çocuklar ellerinde bu boyama kâğıtlarıyla çıkıyorlar okuldan. Annelerine gururla gösteriyorlar. Ve tam yedi gündür oğlum sadece iki çiziktirik atıyor bu kâğıtlara. Çiziktirik bile denmez, çi denir buna. O kadar az, o kadar uyduruk ki. Hiç üzerinde durmadım.… Okumaya devam et Boya oğlum, boya kitabı!

Okul yolu düz mü gider? Yok daha neler!

İkizlerin okula kayıtlarını yaptıralı henüz üç gün oldu ama açıkçası bizim evde okul heyecanı tahmin edeceğinizden çoook daha önce başladı. Daha ikizler dünyaya bile gelmemişken, evimin dibine bağımsız anaokulu yapılacağı dedikodusu dolanıyordu etrafta. Doğmamış çocuğa don biçip yakın çevredeki okul hayallerine daha o gün daldım. E dile kolay, yürüme mesafesinde koskoca bağımsız anaokulu olacaktı, her velinin… Okumaya devam et Okul yolu düz mü gider? Yok daha neler!