Bugünkü yazıya tü tü tü tü maşallah diyerek başlıyorum. Allah nazardan saklasın, bugün pek mutluyum. İçim kıpır kıpır. Acayip enerji doluyum. Hani kurtlu Anadolu kadınlarının “Ay bugün pek mutluyum, kalkıp şu camları sileyim,” dedikleri mod var ya işte tam o moddayım. İşin sırrının ne diye sorarsanız vallahi bir sır yok.

Güne gayet sıradan bir şekilde, “Annea, kalk, ayı kitabı oku” denilerek gözüme sokulan ayı kitabıyla, güneşten önce başladım. İşin ilginç yanı hiç oflayıp poflamadım. Sanki ilk kez okuyormuşum gibi heyecanla ayı kitabını hatta sonra üstüne köpek ve ahtapot kitaplarını da okudum. Beşer kez!

Kahvaltıda da özel bir şey olmadı. Gayet sıradandı. Bebeler önlük giymeyiz diye tepindiler, her şeyi kendileri yemek istediler, yumurtalı ekmeği kafalarına sürdüler, bir bardak sıcak çay içemedim, hatta henüz bir lokma bir şey yiyemedim, haa bir de kız kahvaltının sonunda yedirdiğim ne varsa üzerime fışkırttı. Sabah bir de ekstra kusmuk temizleme operasyonum vardı yani. Ama yine de gayet mutluyum. Hatta bir ara mutluluktan şarkı söyleyecek oldum, repertuvarda mutlu bir şeyler olmadığı için Yunus’tan içimde bir dertli bülbül ilahisini göbek atarak söyledim. Çocuklar da sevinçten oynadılar.

Kahvaltıdan sonra oğlanı temizleyip giydirmeye çalışırken kızın mutfak lavabosuna çıkıp koca sabunu tırnak tırnak parçalayıp saçlarına, kollarına, yeni giydirdiğim elbiseye sürmesine bile kızmadım.

Evimi sorarsanız, elbette her zamanki gibi döküm saçım. Utanmasam buraya bir resmini koyardım ama hâlâ evde bekar iki kız kardeşim olduğunu göz önünde bulundurarak bu isteğimi şimdilik erteliyorum. Toparlamaya bir türlü başlayamadım. Önce odamı toplayım dedim, sonra gözüme bebelerin dolabı çarptı, o sırada koridor, oturma odası, mutfak… Kısacası her yer her yerde ama yemin ederim hiç stres yapmıyorum. “Nasıl olsa alan almış, satan başından savmış, amaan anasını satayım, dünyaya ev toplamaya mı geldik,” diyorum.

Sonra… sonra… Bakayım başka ne oldu? Çamaşır makinesini çalıştırdıktan iki saniye sonra makinedeki çamaşırların bir kısmının itinayla oturma odasına taşındığını fark ettim. Vallahi o bile mutluluğumu engelleyemedi.

Hatta şu anda bir an önce yazı yazmayı bırakıp onları oynatmam için ikisinin iki paçama yapışıp zırlaması da beni sinirlendirmiyor.

Kısacası bugün o kadar mutluyum ki anlatamam. Hayata inanılmaz pozitif bakıyorum. Sabahtan beri bebelerimin benim gibi anaları olduğu için ne kadar şanslı olduklarını düşünüyorum. O kadar yani!! Üstelik yazacak bomba gibi de bir yazım var. Bililerimin uyumasını bekliyorum. Bu esas yazı değildi, canım. Sadece ne kadar mutlu olduğumu söyleyeyim istedim. Hep ne kadar geberdiğimi, içimin kuruduğunu mu okuyacaksınız. Bir kere de mutlu bir şey okuyun, yüzünüz gülsün!

Paylaş: