Vay be bloğa başlayalı yazmaya hiç bu kadar ara vermemiştim.  Bir hafta olmuş yahu. Bu arada sadece yazıları ihmal ettim sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Gelen yorumlara doğru düzgün cevap bile veremedim. Mailimi bile adam akıllı kontrol edemedim. Feys açtım, yüzünü göremedim. Tivitleri okuyamadım. Sebebi mi?? Off off.

Yazı yazmak için yegane vaktim iki bebeyi gündüz uykusuna yatırdığım zamandı. Zaten ne yapıyorsam o kısacık zamanda yapıyorum. Tuvalete gitmek, yemek yapmak, sağı solu toplamak, biraz uzanmak… Bazen bir türlü karar veremiyorum hangi birini yapacağıma. Allah razı olsun, bebelerim beni bu sıkıntıda uzun süre bırakmıyorlar. Hemen biri zırlayıveriyor, ben de ne yapacağımı düşünmekten kurtuluyorum. İşte bu kısıtlı zamanda fırsat buldukça bloğa da yazı giriyordum. Sanırım bu lüksüm de artık elimden alındı. Bebelerin bir türlü kuramadığım uyku düzenleri hepten tepe taklak oldu.

Akşam kaçta yatarlarsa yatsınlar oğlan güneşle birlikte dikiliyor ayağa.  Tabi ilk işi gelip bacısını uyandırmak. Mekkiiii diye kapıda uluyor. Ben de sürünerek yataktan çıkıyorum. Oğlan kızı uyandırmasın diye öteki odada saatlerce oyalıyorum. Yok kitap okuyorum, yok arabacılık oynuyorum, yok camdan baktırıyorum… sürekli bir etkinlik hali. Yakasını bıraktığım an gidip kızın başına çörekleniyor. Bu arada prenses hazretleri dokuz buçuk, ona kadar uyuyor. O uyandığında zaten 2-3 saattir oğlana çene vermekten başım zonklamaya başlamış oluyor. Sonra günlük rutin ikisiyle devam ediyor işte. Üst, alt değiştirme, kavga ayırma, kahvaltı… Saat 11’de oğlanın uykusu geliyor. Kızın tacizlerinden kurtarıp zor bela uyutuyorum. Ama kız daha yeni güne başlamış oluyor. Mümkün değil onu yatıramıyorum. Resmen güreşiyor benimle uyumamak için. Ne yapayım artık? Öteki odaya geçip bir iki saat de oğlanı uyandırmasın diye onunla uğraşıyorum. Derken onun da hali kalmıyor. Memmeee diye zırlamaya başlıyor. Ben de hemen uyutmaya geçiyorum. Pıt diye sızıyor. Tam şükür secdesi yapacak oluyorum ki bu sefer de oğlan zıplıyor yataktan. Hem de full enerji, sırıtık surat, muzır bakışlar… Haydi bakalım sil baştan. Tabi ben karşısına pestil olarak çıkıyorum. Yine debelenip duruyorum. Bu sefer de oğlan kızı uyandırmasın diye uğraşıyorum. Bir iki saate kız uyanıyor. Ben iyice perişan olmuş oluyorum. İkisi birleşip voltranı oluşturup son canımı da alıyorlar. Akşam nasıl oluyor, yatağa nasıl giriyorum, ağzım kaç santim açık uyuyorum, en çok sızlayan kemiklerim hangileri, sahi bu arada ne yiyoruz, ev ne durumda… ne siz sorun ne ben söyleyeyim.

Aklıma gelmişken söyleyeyim, ikisini aynı anda uyandırmayı da denedim. Oğlan kalkınca kızı da ayağa diktim. Sırf öğlen uykusuna aynı saatte yatsınlar diye. Yok anacım, o da olmadı. Güne zırıltıyla başlayan kız iflahımı kesti. Oğlanın uyku vaktini sarkıtmaya çalıştım, kızınkiyle kesiştireyim diye uğraştım. I-ı. O da olmadı. Uykusu başına vuran bebe evde deprem etkisi yaptı. Hani bunlar ikizdi? Hani biri ağlayınca öteki de ağlar, biri uyuyunca öteki de uyurdu? Aldatıldım!

Anlayacağınız herkes kafasına göre takılmak istiyor bizim evde. Peki ya ben? Benim kafam? Ot mu yetişiyor lan bunda? Bunun da dinlenmesi lazım ki işe yarasın. Bu gidiş gidiş değil arkadaş, bakalım yolun sonu nereye varacak…

Paylaş: