Vakti zamanında bebek bakımı konusunda kocalarımızı çekiştirirken bir arkadaşım “Bebelere erkekler baksa, insan türü çoktan yok olmuştu,” demişti. Ay ne gülmüştüm. Haklı kız valla. Ben bir tek bizim evde durum böyle sanıyordum ama gördüğüm ve duyduğum kadarıyla her evde de aşağı yukarı aynı. Bebek bakımı denince erkeklerde bir baştan savmacılık, bir vurdum duymazlık, bir duyarsızlık, bir kafa attırmalık gıcıklık… Önce pek bir sinirleniyordum kocama, benim gibi bakmadığı için çocuklara. Ama sonra baktım ki erkeklerin kodlarında yok anacım. Yedisinde de yok, yetmişinde de yok. Çok da yüklenmemek lazım. Bakın size durumu beş örnekle pekiştireyim. Bakalım kaçı size tanıdık gelecek. (Hemen söyleyeyim, “Ayy benim kocam süper çocuk bakar / benden iyi bakar / kadın gibi bakar / kocama çocuğu bıraktıysam gözüm arkada kalmaz… gibi hava atmaya, benim gibileri çatır çatır çatlatmaya yönelik yorumlarda lütfen bulunmayınız! Aile saadetimize bir balta da siz vurmayınız!)

Örnek 1. Rumuz: Bıdık  Yaş: 2 olacak yakında, teyzesiiiii

Annesi ondan oyuncak bebeyi sallayarak uyutmasını istediğinde bebeyi sallayıp sallayıp anasının kafasına geçirdi. Bebeye su içirmesi istendiğinde suyu kendi kafasından aşağı döktü. Bebeğin pijamasını giydirmesi rica edildiğinde önce elindeki bebeğe sonra da pijamaya baktı. Pijamayı havaya atıp caart diye bebeğin bacaklarını ayırdı. Halbuki aynı karından aynı anda çıktığı bacısından aynı şeyler istendiğinde hepsini gayet başarıyla yerine getirdi. Hatta “Annea, bebeye çoğap ver, üşür,” diyerek kadın soyunun insan yavrusuna karşı duyarlılığını bir kez daha gösterdi.

Örnek 2. Rumuz: Komşuoğlu  Yaş: 5

Annesiyle komşuya oturmaya gitti. Kendisinden bir buçuk yaşlarındaki bir çocuğu oyalaması istendiğinde çocukla güreşmeye kalktı. Hem de o sırada yerde yatan bebenin direk üzerine atlayarak. Çocuk elinden zor alındı. Odadaki kadınlar kaynanalarını çekiştirmeye daldıkları bir anda çocuğun boynuna kollarına geçirip havaya kaldırmaya çalıştı. Kadınların çığlıkları üzerine morarmış bebe Komşuoğlu’nun kollarından kurtarıldı. Kendisine bunu niye yaptığı sorulduğunda “Yeaaaaaaaaaaaaa bir şey yapmadım ki kucağıma alıyordum,” dedi. Kendisiyle yaşıt komşusunun kızına bebe oyala dendiğinde yarım saatten fazla bebeleri sakin oyunlarla oyaladığı, onlara şarkı söylediği görüldü. Üstelik kucağına almaya çalışırken de bebeleri boğmaya kalkmıyordu.

Örnek 3. Rumuz: Komşuoğlu2 Yaş:15

Anne iki bebeyle dışarı çıktı. Bebeler bahçede maç yapan ergenlerin toplarını almak istedi. Ergenler topu vermek istemedi. Anne bebeleri olay mahallinden uzaklaştırmaya çalıştı ama beceremedi. Ergenlerden bebelere iki dakika göz kulak olmalarını, yaklaşık 200 metre ilerideki evlerine koşup çocuklara top getireceğini söyledi. Ergenler peki dedi. Anne grup halindeki ergenlere çok güvenemediğinden içlerinden en büyüğünü kendine hedef seçti. Ona bebeleri ona emanet ettiğini, arkasını döndüğü an bebelerin kaçabileceğini, o yüzden iki dakika hiçbir şeyle uğraşmayıp sadece bebelere bakması gerektiğini söyledi. Komşuoğlu2 tamam dedi, hatta söz verdi. Anne koşarak gitti. 3 dakika 13 saniye içerisinde olay mahalline döndü. Olay mahallinde ergenler oturmuş taso tipi birşeyle oynuyorlardı. Etrafta bebelerini göremeyen anne çılgına döndü. Çocukları sorduğunda ergenlerin hepsi ablak ablak sağa sola baktı. Sanki hangi bebelerden bahsedildiğinden bile haberleri yok gibiydi. O sırada anne 300 metre ilerideki bir arabanın tekeriyle oynayan bebelerini görünce Allah’a şükrederek yanlarına koştu. Bir daha da erkeklerin orta boy hallerine bile çocuk emanet etmemeye yemin etti.

Örnek 4. Rumuz: Baba Yaş: 31

Bebelerin biberonlarını içip uyuma saatleri geldiğinde anne taşmasın diye ocaktaki sütün başında bekliyordu. Ev o gün yeni temizlenmiş olduğundan sütü bırakıp gidemedi. Elbette babaya da sütü emanet edemedi. Mazallah Baba gazete okumaya falan kalkarsa süt taşar, ocak batardı. O yüzden hazırladığı biberonları bebelere vermesini Baba’dan rica etti. Baba biberonları ve bebeleri alarak içeri gitti. Az sonra bebeler ellerindeki boş biberonları alıp “Baaazz daaaa” (biraz daha) diyerek annenin yanına geldiler. Anne ocaktaki sütü kapattı, biberonlara baazz daaa süt koyarak bebelerle birlikte içeri gitti. Odaya adımını attığında birden ayağının altının ıpıslak olduğunu hissetti. Ayağını kaldırdığında bebelerin iki biberon sütü halıya boşalttıklarını gördü. O sırada anne hemen üç adım ilerilerindeki gazete okuyan babaya kafa atmamak için kendini zor tuttu.

Örnek 5: Rumuz: Dede Yaş:60

Dede torunlarını çok özlediğini, kızına gitmek istediğini anneanneye söyledi. Anneanne daha bir gün önce orada olduğunu, oraya gidince çok yorulduğunu, haftasonu dinlenmek istediğini söyledi. Dede “Sen ne biçim annesin, kızın bize ihtiyacı var, gidelim yardım edelim diyorum, gitmiyorsun,” diyerek anneannenin vicdanına bir kene musallat etti. Sonra da bununla kalmayıp bir torba daha laf etti. Anneanne yediği laflara ve kemirilen vicdanına daha fazla dayanamayınca dedeyle birlikte kızının evine gitti. Kapı açıldığında şeytanın bile eniğini kaybedeceği bir dağınıklıkla karşılaştılar. Allah’tan kendi torunlarını bulmaları zor olmadı. Anneanne evi toplamaya girişti, anne bebelerle uğraşmaya devam etti, bir yandan da yemeğe soyundu. Bu arada sahi dede neredeydi? Dağınıklıkta kaybolduğu sanıldı ama horultusu kendini ele verdi. Dede sabah erken kalktığı için kanepeye sızmıştı! Dede, anneannenin elinden zor kurtarıldı.

Paylaş: