Geçenlerde tam olarak ne olduğunu şimdi hatırlayamıyorum ama bir şey ararken elime CV’m geçti. İster istemez baktım. CV’mde 2010 yılında her şey donmuş.  E boru mu ikiz dünyaya getirdim. Aslında yine ara ara ufak tefek işler yaptım ama belli ki CV’ye eklemeye fırsatım olmamış. Bebelerim henüz iki yaşına basma eşiğinde. İşe dönmek için biraz daha vakit tanıyorum kendime ve onlara. 4 yaşından önce okula göndermeyi düşünmüyorum. Bu yıllar da CV’de koca bir boşluk olarak sırıtacak. Artık bir yerlere başvuru yaparken o koca boşluğa büyük puntolarla İNSAN YETİŞTİRDİM- HEM DE İKİ TANE – HEM DE AYNI ANDA yazmayı düşünüyorum. İlk anda bakınca aslında bunun insanın iş hayatına olumlu bir etkisi yok gibi geliyor ama işin aslı hiç de öyle değil. Bakın şu son iki yılda çocuk büyütmek bana neler kazandırdı. Zamanla kim bilir daha neler kazanacağım.

* Her şeyden önce fiziksel olarak inanılmaz güçlendim. Kollarım Arnold Schwarzenegger ile yarışır. Her tarafı salkım saçak pazu. E kolay mı 15’erden 30 kilo taşıyorum nereye gidersem. Bebeleri indir, kaldır, hoplat, zıplat derken komanda eğitimi almıştan ne farkım kaldı, Allah aşkına? Bir de bebe arabası var tabi, ikiz arabası mı öküz arabası mı diye ayırt edemediğim. Tabi ikiz bebek çantasını söylemeyi unutmamalıyım, maşallah içi Çin pazarı gibi, yok yok. O ince, narin kız gitti, cep herkülü oldu geldi. (Şimdi şuraya parantez açayım “Ama sen geçen konservenin kapağını bile açamamıştııııınn” diyeceklere hemen söyleyeyim, elim kaymıştı da açamamıştım, güçle ne alakası var onun?)

* E fiziken güçlenir insan da dayanıklılığı artmaz mı? İki bebe sayesinde günlerce aç, susuz, uykusuz yaşaya yaşaya dayanıklılığım da uçtu gitti. Beni bundan sonra anca survivor paklar. Evimdeki leş ortamından bağışıklık sistemim de öküz gibi oldu maşallah. İşe başlayayım, öyle hasta oldum, yok karnım ağrıyor, yok dün uyuyamadım kafam çalışmıyor, vırt zırt diye izin istemem. Şimdiye kadar ölmemişim, bundan sonra hayatta ölmem!

* Zihinsel olarak da inanılmaz güçlendim. Beynim doğal sınırlarına ulaştı. Bundan bir adım sonrası kasede mis gibi beyin çorbası. E her an her şeyi bir arada götürmekten, her şeyi birlikte düşünmekten son hücresine kadar açılmasın da ne yapsın beynim? Hadi bir örnekle konuyu pekiştireyim, daha bu sabah -söylemesi ayıp- klozette oturup işimi görürken bir yandan kızı emzirip öte yandan telefonda konuşup daha öte yandan ayağımla yerdeki suyu paspaslayıp daha daha öte yandan omzumla oğlumu telefondan uzak tutup en öte yandan da öğlene ne pişireceğimi düşünüyordum. Şu kadar işi bir anda kaç erkek beyni organize edebilir, siz söyleyin Allah aşkına?

* Tabi bu hayat sayesinde organizasyon ve planlama yeteneğimi de doruklara çıkardım. E her an bir sonraki aşamayı düşünmek, iki bebeyi, evi, kocayı, evde sana yardım edeni, pek tabi ki bir de kendini idare etmek müthiş organizasyon isteyen bir iş. Buna bağlı olarak enerjimi de düzenli harcamayı öğrendim. Geçen salı akşam dörtten sonra (akşama kadar yapılan işleri hiç saymıyorum) hem iki bebeyi doktora götürdüm, hem iki bebeyle önce market sonra pazar işlerini hallettim, hem bebeleri sokakta oynattım, hem eve gelip yemeğimi pişirdim, hem ev halkını doyurdum, sonra da milleti uyuttum. Üstelik elim kolum birbirine dolaşmadan! Tıkır tıkır her işi götürdüm. Tabi ki de planlama ve organizasyon yeteneğim sayesinde!

* Takım çalışması ve liderlik yeteneklerim de tavan yaptı. E dile kolay iki yıldır bana yapışık iki bebe, baba, anneanne, büyük teyze, babaanne, dede, büyük baba, tonton anneanne, dip babaanne, amca, hala, teyze, bakıcı kızlar, konu komşu, Sarı çizmeli Memet ağa… bir arada bebe büyütmeye uğraşıyorum. Elbette anne olduğum için kontrol de bende. Bu kadar kısa sürede bu kadar tecrübe kazanmış bir lider nerede bulunur, Allah aşkına?

* İnsan ilişkilerimde de gözden kaçmaz bir gelişme oldu. Hem egoları tavanda gezen, nefisleri her an çatışan iki bebeyle hayatı idame ettirmekten hem de koca yıl aynı evde bir arada yaşamak zorunda kalan kocamı ve onun kaynanası olan sevgili anamı bir arada idare etmekten arabuluculuğum inanılmaz güçlendi. Bu insanları bir arada götürdüm ya yemin ederim artık baş müzakereci mi olurum ombudsman mı olurum, her yere atanabilirim.

* Hayatımın hiçbir döneminde bu kadar öğrenmeye açık olmadım. Şimdiye kadar hiç yapmadığım bir iş olan bebe büyütmek işini adım adım öğrendim. Yeri geldi bebelerin kakasını analiz edip internetten bilgi edinmem gerekti. Yeri geldi mama paketlerinde ne varmış diye binlerce sayfa karıştırmam gerekti. Araştırmacı ruhum inanılmaz beslendi.

* Çocukların dikkatini çekeceğim diye her an bir şey uydurmaktan, her şeye bir anlam katmaya çalışmaktan, çöpten bebek, mandaldan araba yapmaktan, uyduruk masallar anlatmaktan… hayal gücüm de uçtu gitti, sınır tanımaz oldu.

* Çocuk büyütmeyle birlikte sabrımın da büyüdüğünü söylememe gerek var mı? Tam 2,5 saat uykudan gözümü zor açarak uyutmaya çalıştığım bebeler, iki buçukuncu saatin sonunda suratıma bakıp şen kahkahalar attıklarında sinir krizi geçirmiyorsam, mutfaktan bir bıçak kapıp gelmiyorsam bilin ki sigortalarım sağlamdır, kolay kolay atmazlar.

Şimdi söyleyin bakayım, yeteneklerini bu kadar geliştirmiş bir insanı kim havada kapmak istemez?

Paylaş: