Gün her zamanki gibi başladı. Oğlan güneşle birlikte çöreklendi başıma. “Annea kalk, annea kalk, annea kalk!” Zor bela gözümü açıp kalktım. Sonra kız kalktı. Bez faslı, üst baş faslı… Bilgisayarı açtım. Maillerime bakacağım. Tivitır mail atmış. Yeni takipçi diye. Açtım, aaaaaaa o da ne! Okan Bayulgen is now following you, diyor. İnanmadım valla. “De get lan” dedim, “Okan Bayülgen beni niye takip etsin?” Sonra aklıma takıldı, bir bakayım dedim. Kesin çakmasıdır. Bir baktım ki ooooooooooo çakma makma değil, öz, hakiki, orjinal, essah Okan Bayülgen. Vallaha. Allah biliyor ya ilk aklıma gelen geçenlerde karısı biriyle atışıyordu da ben de kurtlu Anadolu kadını kimliğimle olay mahallinde biraz laf sokuşturmuştum. Onun için iki çift kelam edecek sandım. Sonra dedim koskoca diskocular kralı, niye girsin karı yoluşmasına. Belli ki benim tivitlerim için geldi. Çok pis havaya girdim valla. Sabahtan beri de havamdan geçilmiyor.

Gerçi ben alışkınım, tivitır kullanalı ünlülerle aynı karede olmaya. Geçen biri de sevgili ikiz anneleri diye Gülben Ergen ve Derya Coşkundeniz’le beni aynı iletide mention etmiş. O zaman da havalanmıştım ama bu daha büyük bir olay tabi. Koskoca Okan Bayülgen işi gücü bırakmış, beni takip ediyor, ne yazacağım diye gözünü üzerimden ayırmıyor. Demek ki bendeki cevheri fark etti. Bunun arkası gelir inanıyorum. Birkaç projem var, ben de ne zamandır kendisine mail atıp görüşmeyi düşünüyordum. Birlikte film bile çekeriz belki.

Bu havayla önce hemen eşe dosta mesaj attım, tebrikleri kabul ettim, sonra hızımı alamadım, feyse yazdım. Sonra komşuya çıktım. Allah’tan orada da başka komşular vardı. Bir fırsatını bulup “Laf aramızda beni de Okan Bayülgen takip etmeye başlamış,” dedim. Mahalleye Mercedesle girmişim gibi sükse yaptı. Herkes aaa uuu dedi. Niye takip ediyormuş ki? “Niye olacak,” dedim. “Keşfetti beni. Ünlü olacağım yakında. Konu komşu bir olur kısır yapar, TV’lerde izlersiniz artık beni. Selam gönderirim oradan size nihahahaha” Nasıl da kasıldım ama. Çatır çatır çatladı karılar da. Çaktırmamaya çalıştılar ama. Yok onlar hiç sevmiyormuş zaten Okan Bayülgeni. İstese de takip ettirmezlermiş kendilerini. “Yürüyün len” dedim içimden. Hııı hı canım hııı hıı dedim dışımdan. Uzanamadığınız ciğer tabi… Attım havamı indim aşağı. Artık görüşecek değilim zaten kendileriyle. Salon kadını oluyorum az kaldı.

Bu arada laf aramızda ben takip etmiyordum onun hesabını. Şimdi birden atlasam, takibe alsam şüphelenir diye hemen alamadım da. Hele biraz zaman geçsin “Ayy tivitır çıkarmış şekerim, ben de nerede bunun yazdıkları diyordum,” ayağına yatıp ekleyeceğim kendisini. Hem iki çift laf ederiz hem de konusu açılmış olur çaya çağırırım kendisini. Kısır da yaparım. Gelecekteki projelerimizden falan söz ederiz. Şirin de gelir. Çocuklara göz kulak olur biz konuşurken. İstanbul da bebelerle takılır içeride, fena mı olur? İnsagrama da resmini koyarım. Siz de oradan bakarsınız artık.

Bu postu bu noktada bitirmeyi çok isterdim, lakin biraz daha hava atayım, bak Okan Bayülgen şunu da takip ediyor, bunu da takip ediyor, efendim, aralarında ben de varım ayağında bir paragraf daha yazayım diye hesabını açtım. Takip ettiklerine bakıyordum ki o da ne! Lan zaten bir ben eksikmişim orada. Üç bebesiyle her şeyden çıkan Sema, deli anne, zırdeli anne, psikopat anne, manyak anne, şu anne, bu anne…. Lan herkes orada be! Üstelik en aklı başında duran da benim içlerinde. Ben de nevi şahsıma özel bir şey sanmıştım. Çok pis havam söndü. Çok sinirlendim valla. Eklemiyorum da hesabını falan! Bir kısır yapayım komşuları çağırayım, gönüllerini alayım bari. Zaten laf aramızda, hiç de sevmem kendisini.

Paylaş: