Ahh ah. Ne güzel yazılar yazacaktım size. Bir sürü de resim biriktirmiştim yazılar için. Ramazandan önce kitap yetiştiriyordum, blogumla çok ilgilenemedim. Sonra Ramazan telaşı… Bayram da geçti, normal günlere çıktık, yazıları yazarım diyordum başıma neler geldi. Kısmet başka bir şey yazmakmış. :/ Aman neler oldu neler…

Çocuklar altı yaşına girdi. İlk dört sene neredeyse hiç dışarı çıkmadım. Öğlen uyumazlarsa kafayı yediriyorlardı bana. Burnumu evden dışarı çıkarmam şunun şurasında iki senelik olay. Ne zamandır çocukları vapura bindirmek istiyordum. İstanbul’un yillisi olarak daha vapura binmemişti çocuklar vallahi. Bir iki kez feribota bindik ama şans işte hep uyudukları anlara denk geldi.

Cumartesi günü hazır İstanbul da boşalmışken vapura binelim istedik. Çocukların VAA-PUR VAA-PUR tempolarıyla arabaya bindik. Ta oraya gitmişken biraz gezelim dedik. İşte Sultanahmet, Gülhane, Eminönü… Bu arada ben telefonumla sürekli resim çekiyorum. Vapura bindik. Karşıya geçtik, orada da biraz tur…

Dönüş yolu. Yine uzun mesafeler yürüdük. Bu arada bir elimde 1,5 ltlik su şişesi (birim fiyatı daha düşük diye koca şişeyi aldım, Allah’tan beş litrelik yoktu.) öteki elimde girdiği umumi tuvalette kendini sulayan sevgili oğlumun ıslak donuyla şortu, bir poşet bulup içine koyamadım, sırtımda çanta, iki bebe iki tarafımdan çekiştiriyor, her üç dakikada bir ya su ya çiş molası veriliyor… Bu arada ben bu şartlarda fotoğraf çekiyorum! Ne azim.

Arabaya binmeden birkaç dakika önce tekrar resim çektim. Arabaya bindik. Bir şey almak için durduk. Ben de arabadan çıktım, babaları gitti, ben köşede çocuklarla oturuyorum. Anama bir mesaj atayım nöörmüşler dedim, elimi cebime attım telefon yok. Aa arabada bırakmışım dedim.

Babaları geldi, arabaya bindik. Telefon yok! Bir çaldırsana dedim. Çaldırdı. Ve TELEFON ARABADA ÇALMIYOR! Eyvah ki ne eyvah!

O minnacık süre içinde aklımdan neler geçti. Kaç sene önce bir gün yolda cüzdan bulmuştum. İçinde yalan olmasın 650 tl gibi bir para vardı. Kimlikler, kartlar da cabası. Götürüp polise bile bırakmadım ki olur ya biri içindeki parayı alır, sahibini bulur, paranı almışlar, cüzdanını atmışlar der diye. Aldım cüzdanı eve geldim. Facebooktan adamı bulduk, mesaj attık, geldi cüzdanını aldı. Meğer evleniyormuş hafta sonuna, gelinliği teslim alacakmış, onun parasıymış o da. “Cüzdanı kaybedince çok üzülmüştüm ama ben şimdiye kadar kimin neyini bulduysam sahibini buldum verdim, bana da öyle biri denk gelir elbette dedim” dedi.  İşte ben de o minnacık zamanda “Şimdiye kadar kimsenin malına el uzatmadım. Bana da öyle biri gelir, telaşlanma, şimdi birisi telefonu açacak, nerede olduğunu söyleyecek, biz de gidip alacağız” diyorum. Telefon çaldı, çaldı ve karşı taraf MEŞGULE ALDI! Beynimden vurulmuşa döndüm. Tekrar aradık. Telefon kapalı. 🙁

Şarjım çoktu, hayatta bitmez. Belli ki ulaşmayalım diye kapattı. Gitti telefon. 🙁 İçinde nelerim var ya! Daha da aktarmamıştım bir yere. Yüzlerce resim, video. Yazacağım yazılar için ayırdığım resimler, çocuklar ilk kez tek başlarına kek yapmışlardı, onun videosu, çaktırmadan oyunlarını çekmiştim, daha neler neler ayh. Bütün yazışmalarım, şifrelerim… Unutmayayım diye ekran görüntüsü aldığım kitaplar, tarifler…

Kardeşimi aradım hemen. Gir bütün şifrelerimi değiştir diye. Şans işte iki saat önce o da “Nihahah Secce Kuzu’nun hesabını ele geçirdim” diye feysbukuma ileti yazmıştı. Şakaydı gerçek oldu. 🙁

Allah’tan şifre vardı telefonumda. Onun da daha bir hafta önce koydum. Normalde evdeyim diye hiç şifre koymam. Dışarı çıktım çocuklarla, çantamın içindeyken telefon bir yerlere çarpmış teyzemi aramış. Bir daha olmasın diye şifre koymuştum. Yoksa bir de onunla uğraş dur.

Velhasılı kelam gitti telefon. Cebimden çaldığını düşünmüyorum. Zaten bomba korkusuyla kimseye yanaşmadım, kalabalığa girmedim. İki tarafımda da bebe vardı.  Sanıyorum ki düşürdüm. O da buldu. Ulaşmamı engelleyerek çalmış oldu. Keşke açıp da para isteseydi. Satsa 100 tl etmez, bir insanı şu kadar üzdüğüne değer mi? İçi anılarımla doluydu. 🙁 İnsanın en özelinin başkasının eline geçmesi de ayrı korkunç! Tuvalete düşürsem telefonu bu kadar içim yanmazdı.

Çok çok çok üzüldüm. Yapacak bir şey yok. Hepimiz hayattayız elhamdülillah, yine çekerim, yine yazarım diye kendimi avutuyorum işte. :/

Paylaş: