Vuuu bir milyon yıl geçmiş yazı girmeyeli ben. En son Kayseri’den gelip kendimi tadilatın ortasında bulmuşum. Hesaplarımıza göre tadilat ben Kayseri’deyken bitecekti. Ama zirvedeyken yetiştim olaya. Döndüğümde mutfağımın yeri, tavanı ve duvarları yoktu. 🙂

Arka odalarım olsa iyi. Onlarda da eşya ortaya toplanmış, her şey toz içindeydi. Asıl acıklı haber ise ne anam ne kaynanam ne bacılarım ne eltim İstanbul’daydı. DADAAAAAAAAAAAAA.

Neyse ki komşucum Ayşecim vardı. Attık kendimizi onun evine. Allah razı olsun. Bir yandan ev yerleştirdim bir yandan inşaat devam etti. Ay bir de okul var gebermem diyesice. Onunla da  ayrı uğraşıyoruz. Kahvaltı istiyor, beslenme istiyor, dönüşte yemek istiyor. Ayşe’de pişirip orada gömülüyoruz yemeğe.

Keyfimiz yerinde tabi ama yeni düzenin zorlukları da var. Bir gece mesela yatağa girdik. Saat on falan. Oğlan geldi yanıma, “Anneciğim, çok açım” dedi. Saat 4 gibi yemiştik. E acıkmış haliyle. “Ben de Ayşe teyzene çık, Ayşe teyze yiyebileceğim bir şey var mı?” de dedim. “Diyemem anneciğim” dedi. “Tarıkla (Ayşenin oğlan) kavga ettim, aşağı küs indim, şimdi gidip yemek isteyemem.” Asdskjfhdkjf. Aç yat öyleyse sıpa. Ahahhah. Ne diye kavga ediyon velinimetimizin oğluyla. Kalktım baktım, kuru kayısı buldum. Başka da bir şey yok evde. Oğlan kayısının başına çöreklendi. Kız da koştu geldi açım diye. Ay benim de içim kazındı. Babaları da uyandı siz ne yiyorsunuz bakıyım diye. Şakkıdı şakkıdı kuru kayısı yedik ailecek.

Derken Ramazan geldi. Bu düzen de iptal oldu. Değişmeyen tek şey inşaattı. Bitmedi anacım, bitmedi. Millet AVM dikiyor bu sürede bizim bir mutfak bitmedi. Ramazan kısmen daha rahattı. Nerede iftar görürsek, kimden bir iftar duyarsak yapıştık. Kimin, neyin olduğu hiç önemli değil. Bir sefer hiç unutmuyorum belediye iftarı diye gittim. Belediyenin değilmiş. Partidir herhalde dedim. Sonra baktım hiç partiye de benzemiyor. Acaba vakıf mı dedim. Vakıf da değilmiş. Yav kimin iftarına geldim ben, umarım yasa dışı örgüt değildir asdfghj falan diye düşünürken meğer yeni bir kolej açılıyormuş onun tanıtımıymış. Ahahha. Hele iftara gelenler de hiç fakire benzemiyordu. 🙂 O günden beri çocukları kaydettir diye arıyorlar beni. 🙂

Bu arada gebermem diyesice okul devam etmeye devam ediyor. Çocuklara beslenme de koyamıyorum tabi. Bir iki gün arkadaşlar koydu benim yerime ama bitmiyor ki… Para veriyorum ben de çocuklara. Oğlan bayılırdı okuldan yemeğe. En son para alırken “Anneciğim, ne olur, evimize ateş gelirse artık okuldan hiçbir şey yemeyelim” dedi. 🙂

Eve ateş gelmedi ama bana fenalık geldi. Delirdim artık. Yeme içme derdini geç. Bir de temizlik var. Gelir gelmez odaları temizleyip yerleştirmiştim. Ama her gün ustalar gelince tabi hopluyor her taraf. Bebeler tozu taşımasınlar diye her gün evi temizle dur. Eskiler beddua edeceği zaman “Evine usta girsin” derlermiş, ben de deneyeceğim bundan sonra, çok etkili bir yöntem. 🙂

Ay bu arada zırt pırt da canımız bir şeyler çekiyor. Sokak yemeğinden tiksindik. Akşama ne pişireceğimi düşünmeyi bile özledim. Pazara gidip ot çöp almak, kapıdan süt alıp kaynatmak, yoğurt mayalamak, dolabı açıp ne yesem diye bakmak…. Ayy hepsi burnumda tüttü.

Ve nihayetinde….

Eve ateş girdi. Etrafında şarkı söyledik, dans ettik. Adağımdı, ateş gelirse ilk domates çorbası pişirecektim, ohhh pişirdim.

Bu kadar emeğe mutfağım nasıl oldu merak ediyorsunuz tabi. Ayy çok güzel oldu. Günün birinde toplayabilirsem resmini koyacağım inşallah. İlk temiz haliyle çekmeyi unutmuşum. Bu kadar trajedinin içinde en güzel olay hayattaki en eski arkadaşımın iyi bir mimar olmasıydı. Bütün akılları ondan aldım. Ben anlamam arkadaş taştan duvardan.  Banyo duvarlarının farklı taşlarla döşenebileceğini 23 yaşında fark etmiştim. 😀 Davlumbazı yıllarca davul fırın sanmam boşuna değildi hani. Neyse ki Fundacığım vardı. Yaklaşık yedi kere ocak-lavabo-buzdolabı kombinasyonun yerini değiştirerek dolap resmi çizdirip gece gündüz mesajla taciz ettim. “Fundaaaaaaaaaaaa mutfak tezgahı granit mi olsun çimston mu? Hangisi kullanışlı?” “Fundaaaaaaaaaaaaa duvara hangi marka boyayı öneriyorsunuz? Bak zırt pırt silinmesi gereken bir şey çıkarma başıma ha.” “Fundaaaaaaaaaaaaa dolaplar leke belli etmesin diye desenli seçsem çok mu kıro durur?” Hey maşallah bir mutfak yaptık sayesinde, on sene temizleme çaktırmaz. 😉 Hem şık, hem kullanışlı, hem sır saklamayı biliyor. 😉 Bir tek tezgahta onun dediğini almamışız, yanlış almışız, pul biber bile leke bırakıyor. 🙂 Ona da battaniye örtmeyi düşünüyorum. 🙂 Neyse o da nazarlık olsun. Titizlik zor iş. 😉

Böylece trajedinin ikinci perdesini de kapattık. Sırada üçüncü ve son perde vardı…

O da yarın gelsin artık. 😉

 

Paylaş: