Gıcık olduğum çocuk türlerinin başında bilmiş bebeler gelir. Hani bir dediğine beş cevap veren, kocakarı gibi her lafı bilen, suratına çat diye lafı çakan çocuklar! Ayyy vallahi gıcık olurum!  İşin garibi denilene göre ben çok bilmiş bir çocukmuşum. Car car konuşurmuşum. Bilmişliğim hakkında anlatılan bir çok hikâye var ama biri en meşhuru. Efendim, ben 2,5 – 3 yaşlarındayken, bir gün dedeannem (dedemin annesi / annemin babaannesi) bana tüm içtenliğiyle “Senin gelinliğini de görür müyüm ola?” demiş. Ben de lafı çakmışım: “Ohooooo dedeanne, sen o zamana çoktan toz olursun!” Dedeannem çok bozulmuş. “Bu lafı söylemeyi bu bebe ne bilsin, kesin sen tembihlemişsindir,” diyerek gelinine yani anneanneme küsmüş. Anneannem yemin billah etmiş, “İlaaa anaaaa, ben ne bileyim o lafı söylemeyi?” demiş ama dedeannemi inandıramamış. Ben tabi bu olayı hatırlamıyorum. Büyüklerimden dinledim. Aradan yıllar geçti. Dedeannem çoktan -o zamanki aklımla- “toz” -şimdiki aklımla- “rahmetli” oldu. O göremedi ama ben evlendim. İki de bebem oldu. Veeeee zamanında dedeannemi bozan bilmişlik geni beni bozum bozum bozmak üzere kızıma intikal etti!

Kızım artık iyiden iyiye konuşuyor. Önceden sürekli ezber cümleler söylerdi: “Amet, çoğap giy. Üşürsün. Hasta olursun. Duktora gidersin. Duktor amca iğne yapar! Ağlarsınn. MEAAAA.” (Sondaki meaaa da ağlama efekti!) Artık kendi cümlelerini kendi kuruyor. Hani yabancı bir dil konuşurken insan bir an doğru kelime nedir diye düşünür ya. İşte ara ara öyle düşünerek cümlesindeki kelimeleri tıkır tıkır yerine koyuyor. Sonra da bir kaprisler, bir edalar, bir şımarık vurgular. “Offff Amet offf! Kardeşini üzme!” ya da “Ametciiiiiiiiiiiiiiiiim, buraya gel!” ya da bugünün lafı “Of Amet, ağlama, bekle! Anne gelecek! İşi var!”

Hafta sonu annemlerdeydik. Mutfak masasında babam kuruyemiş ayıklayıp kızın ağzına veriyor. Babamın masaya koyduğu kuruyemiş kabukları kızımın çok ilgisini çekti. Önce “Dede dökülmez!” dedi. Babam güldü. Kabukları masaya koymaya devam etti. Kızım durdu durdu 60 yaşındaki dedesine lafı çaktı: “Offff dede! Döktüğünü topla! Hemen!” Babam bu lafın ondan çıktığına inanamadı. Bakakaldı.

Sabahleyin de ben küçük hanımın eline su bardağını verdim. Bu ara bir oyun çıkardı, suyu içip kalanını yere döküyor. “Sakın dökme!” dedim. Suyu içti, ben başka tarafa bakarken kalanı hemen üzerine döktü. Çok sinirlendim. “Su bardağını bir daha eline vermeyeceğim! Sen suyunu döküyorsun!” dedim. Kafasını çevirdi duymazlıktan geldi. “Sana diyorum aloooo, duyuyor musun beni” dedim. Bana döndü, gayet bilmiş bir edayla “Duydum, tamam!” dedi, çekti gitti. Ben de arkasından bakakaldım.

Bu velet daha 22 aylık! 2 yaşına bile gelmedi. İkizi en fazla “Adam düştü paaaaaaaaaat!” diyebiliyor. Bu olayı bloğa kaydedeyim de yarın bir gün büyüdüğünde “Ben ne ettim de bu kızı böyle bilmiş ettim,” diye üzülmeyeyim dedim. Yapacak bir şey yok. Genlerden gelmiş. Dedeannem kızımın bu dediklerini duysa önce “Oohhhh canıma değsin,” der sonra da eklerdi: “Allah, çekmem diyesice, aynı anası! Fındık kadar g.tüyle şunun dediği lafa bak!” Doğru valla, çekmez olasıca aynı anası! Görünen o ki toz olana kadar bunun dilinden daha çok çekeceğimiz var!

Paylaş: