Şimdiye kadar elime geçen gelişim kitaplarında dilsel gelişim açısından erkek çocuklarının kız çocuklarından altı ay kadar geriden gelmesinin normal olarak kabul edileceğini okumuştum. Bizim evde bu gelişim 1,5-2 ay fark ediyor. Kızın geçtiği dil safhalarından oğlan da bir iki ay sonra geçiyor. Örneğin kız önceden anne – baba derken sonra annen, baban demeye başladı. Babasını “Babaaannn” diye çağırıyordu. Sonra da -sı ekine geçti. Bize annesiiii, babasıııı der oldu. En sonunda artık annecim, babacım demeye başladı. Oğlum da bir süre öncesine kadar baban derken nihayet dün annesiii, babasııı diye bizi çağırmaya başladı. Bu durum genel olarak bütün eklerde, kelimelerde, cümle yapılarında aynı: Oğlan kızı birkaç hafta geriden takip ediyor. Ama bir durum var ki oğlan bu farkı bırakın bir iki ayı, bir ömür kapatamaz gibi geliyor bana.

Dün ikisi de yatak odamda yere oturmuş kitaplara bakıyorlardı. Bu ara benim kitaplarıma merak saldılar. Özellikle sözlüklerimin sayfalarını çevirmeyi çok seviyorlar. Birkaç aydır ellerine kalem de veriyorum. Ama kesin bir yasak var: Boyama kitaplarından başka kitap çizilmez! Ellerine ne geçerse çizik çizik etmelerini istemiyorum. Bir iki gün öncesine kadar bu yasağıma direnen çıkmamıştı. Ama kız birden baş kaldırdı. Benim kitabımı çizmek istiyormuş. “Olmaz! Annenin kitabı çizilmez! Anne kızar!” dedim. Bıraktı. Bir iki kere daha denemeye kalktı. Tepkim yine aynıydı. Zorlamadı.

Dün yerde onlar kitaplara bakarken ben de sağı solu toplamaya çalışıyorum. Koridorda gelip gidiyorum. Bunlara bir kulak kabarttım ki o da ne! Kız kitabımı çizmek konusunda oğlanı fişekliyor. Elindeki kalemi oğlana vermiş: “Amet, al, çiiizz” diye benim kitabı uzatıyor. Amet de kaçırır mı bu fırsatı. Anadolu’nun saftirik çocuğu işte. Aldı eline kalemi benim kitabı çizmeye başladı. Ben de hışımla içeri girdim. Küçük hanım hemen ağız değiştirdi, kardeşini azarlamaya başladı: “Amet! Annenin kitabı! Çizilmez! Anne kızar!” İçimden “Vay cingöz vayyy, cinlikten cincinliğe terfi ettin demek” dedim.

Öğleden sonra mutfaktayız. Yine su içme kavgası var. Bardakları ellerine verirken su içme kuralını tekrar ettim: “Suyunuzu için. Kalanı yere dökmek yok. Anneye vereceksiniz. Yoksa anne kızar!” Oğlan bardağını bitirdi. Küçük hanımın bardağında iki parmak su var. Baktı ben etrafta görünmüyorum, bardağı oğlana uzatıyor: “Amet, al, dök!” Ben de hemen içeri daldım. Hanımefendi yine ağız değiştirdi: “Amet! Dökülmez! Olmaz! Anne kızar!”

Anne kızar’ Kızar yaa! Yaramazlık yapana kızar! Ama yaramazlığa teşvike, yardım ve yataklığa daha çok kızar! Bakalım küçük cincine buna nasıl anlatacağız.

Paylaş: