Sabahtan akşama, akşamdan sabaha temizlik yapan kadınlar olur ya… Hani onuncu kattaki evininin camına çıkıp çerçevesini falan cifleyen ya da ne bileyim domestosla yıkanan… Evlerine gidersiniz ki zangır zangır temizlikle titriyor her taraf. Leke bırakacağım diye yürümeye korkarsınız. Hiç anlamam böyle kadınları. “Aklı mı yok insanın da durmak bilmeden temizlik yapar? Bugün temizlersin yarın yine batar. Yine temizlersin yine batar. Deli mi be?” diye düşünürdüm. Dün temizlik delisi kadınların halini tam olarak anladım. Her şey kocamın kapıyı üzerime kilitleyip işe gitmesiyle başladı! Evet, yıl 2013, yer İstanbul. Hâlâ karısının üzerine kapıyı kilitleyip işe giden kocalar var. Bunlardan biri de benimkisi. Gerçi bir kez yaptı. Onda da ben kaşındım. Durun en iyisi en baştan anlatayım.

İki gün önce oğlan yine güneşle birlikte ayağa dikildi. Deli oldum. Yataktan çıkmamak için çok mücadele verdim. Zırt pırt kafama geldi. Yok çişim geldi, yok kakam var, yok karnım acıktı… Hepsini bir şekilde savuşturdum. Sonra babası kalktı. Ben de kurtuldum. Bebeyi babasının paçasına yapıştırıp hemen gözümü kapattım. Gözümü açtığımda oğlanın sesi yankılanıyordu. “Nerede lan bu?” dedim. Yataktan fırladım. Bir gittim ki dış kapıyı açmış, terliklerini giymiş, apartmana çıkmış. Kıçı da açık! İşe gidiyormuş. Yakaladım. Hemen içeri tıktım. Babası bırakıp kaçmış demek ki. Oğlan da peşine düşmüş. İyi ki uyanmışım. Kapıyı üstten kilitledim.

İlerleyen saatlerde telefonda konuşuyordum oturduğum yerde. Bir ara kızı gördüm. Sonra tekrar kızı gördüm. Bir kez daha kızı gördüm. Oğlanı hiç görmedim. “Nerede lan bu oğlan?” dememle sokak kapısına koşmam bir oldu. Bingo! Oğlan yine kaçmış. Üstelik mutfaktan sandalye taşımış. Kapının üst kilidini açmış ve firar etmiş. Ne yazık ki görünürlerde de yok bu sefer.

Aklımı oynatacaktım. Hemen üstüme bir şey taktım, dışarı fırlayacaktım ki kız peşime düştü. Onu da aldım artık. Apartmanın kapısında onu bıraktım. Fırladım dışarı. Kalbim yerinden çıkacak. Kim bilir ne kadar oldu kaçalı? Nereye gitti? Tekrar evin yolunu bulur mu? Ya biri görüp bir kötülük yaparsa? Senaryo üzerine senaryo yazdım o kısacık zamanda. Deli dana gibi sağa sola koşarken bir baktım ki sitenin dış kapısına gitmiş, güvenlikle çene yapıyor. Allah’tan adam yerindeymiş de tutmuş. Sinirli sinirli bağırdım, nereye gidiyorsun sen diye? “Em em eeem işe gidiyorum!” Kapıdaki adamı da ikna etmeye çalışıyormuş. “Melike ile anne uyuyor, ben babamın yanına işe gidiyorum!”

Aldım eve geldim ama kafayı yiyecektim. Zaten bu aralar fena taktım camlara kapılara. Çocuklar büyüdü. Güçleri her şeye yetiyor. Her kurnazlığı akıl ediyorlar. Ama kafaları hâlâ tam çalışmıyor. Bu sefer üç kez yukarıdan iki kez da aşağıdan kilitledim kapıyı. Kale kapısı oldu mübarek. Anca tankla çıkılır dışarı. Evde de tank olmadığına göre içim rahat. Ama Allah biliyor ya ben de kilitli kapılardan korkarım. Evde bir şey olsa kaçamazsın. Allah korusun. Neyse efendim, ben bu olanları feyste anlatınca sağ olsun arkadaşlar akıl verdi. Kocan kapıdan çıkarken kilitlesin dışarıdan diye. Bir Allah’ın kulu da demedi ki “Ama önce kontrol et, yedek anahtarın var mı!”

Dün kocam tembihim üzerine kapıyı üstümüze kilitleyip gitti. Biraz sonra ben kalktım. Günlük rutine başladım. Çocuklara kahvaltı verdim. Derken çocukları giydirdim dışarı çıkaracağım.  E malum gözümüzü açar açmaz sokaktayız. Aaa kapı kilitli. E anahtar? Ara, ara, ara… Anahtar yok! Delirdim ya. Bir an nefes alamadım. Ne yapacağımı şaşırdım. Bebeleri camdan falan sarkıtmayı düşündüm. Nasıl olsa birinci kat. Sonra dedim nasıl geri gireceğim? Hem ben inerken eteğim falan açılır. En iyisi balkona salmak çocukları. E orada da hava var. Saldım. Biraz da su verdim oyalansınlar diye. Ben de yapacak iş yok, ne yapsam ne yapsam diye düşünüyorum.  Ama o da ne! Balkon o kadar tozluymuş ki bebelerin ayağı zehir gibi oldu. Delirdim! Oooff dedim, bebeleri çıkarmasam balkonu yıkamak zorunda kalmayacaktım. Artık giriştim yıkadım. Dolabım falan var balkonda. Onun da tozu almış başını gitmiş. Onu da yıkadım.

Balkonda işi bitirdim. İçeri girdim ki ne göreyim! Ben balkonu yıkarken bebeler ıslak ayaklarıyla içeri kaçmamışlar mı? Her yer bıdık bıdık ayak izi. Üstelik ayakları da tam temizlenmemiş, siyah siyah izler bırakmışlar mutfakta. Delirdim! Ooof bee dedim, balkonu yıkamasam mutfağı viledelamam gerekmeyecekti. Viledayı aldım geldim. Iyy yere sürmek ne mümkün. Her taraf kırıntı döküntü. Süpürgeyi çıkarmak şart! Delirdim! Off be dedim, mutfak için viledayı çıkarmasam süpürge gerekmeyecekti.

Mutfağı süpürülebilmek için sağını solunu toplamaya başladım. Kirlileri koyayım diye makineyi açtım ki o da ne? İçi dolu. Delirdim! Oooff bee mutfağı süpürmeye kalkmasam makineyi boşaltmayacaktım. Onu boşalt, bunu doldur, mutfağı süpürmeye başlamam epey vakit aldı.

Artık başlamışken evi süpüreyim bari dedim. Girdiğim her odayı toplaya ede banyoya kadar geldim. Orayı da toparladım, tam süpürüyordum ki ıyyy o da ne? Klozetin yanında damla damla sidik izleri. Yıkamak lazım. Delirdim! Ooff bee banyoyu süpürmeye kalkmasam  yıkamam gerekmeyecekti.

Süpürgeyi kapattım. Tüm banyoyu boşalttım. Yıkamaya başladım. Hazır elim değmişken lavabo, küvet, klozet filan da tabi. Yıkadım, kuruladım. Geri yerleştirmeye başladım. Kocaman hasır sepetimi aldım yerine koymak için. İçini bir açtım ki oooo aylardır içinde bekleyen tül. Yer işgalinden başka bir şey değil. Yıkanıp asılması lazım. Makineye atayım da yıkayım dedim. Makineyi açtım ki içi dolu çamaşır! Kurutmaya konacak bekliyor. Kurutmayı açtım ki onun da içi dolu. Çıkartılacak. Bekliyor. Sepeti aldım ki onun da içi dolu. Katlanacak bekliyor! Delirdim! Oooof of banyoyu yıkamasam bu kadar çamaşır işi çıkmayacaktı. Önce aldım sepettekileri katladım. Sonra yerleştirmek için çekmeceleri açtım ki içlerinde bir ben eksiğim. Delirdim! Çekmeceleri düzelteyim diye boşalttım. İçleri bir parmak toz. Tozlarını aldım. Çamaşırları yerleştirdim. Öteki faslı makineden çıkardım. Onu yıkadım, berikini kuruttum, ötekini astım, asılanları topladım, ütüsünü yaptım derkeeeeeeeeeeeeeeeeeen tül yıkandı asılacak. Aldım gittim ki ooooooooooooy camım olmuş bir ayna. İçeriden dışarıyı görmek mümkün değil. Delirdim! Ooooff tül işi çıkmasa camı silmek zorunda kalmayacaktım. Aldım bezi çıktım cama, o cam bu cam derken camları da dolaştım. Tülümü taktım.

Kaldığım yerden süpürgeye devam edecektim ki süpürgem bozuldu. Allah’a hamdolsun. O sırada tıkır tıkır kapı açıldı. KOCAM!!! Onu gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim. Hemen bebeleri topladığım gibi kendimi sokağa attım. Dünya varmış! Biraz daha kalsam kesin camın dışına çıkıp çerçevelerini ciflemeye ya da domestosla yıkanmaya başlayacaktım. Allah korudu.

Yok anam yok, temizlik zincirleme bir iş. Bir ucundan bulaştın mı işin içinden çıkamıyorsun. En iyisi hiç başlatmamak o döngüyü! Delirmeye hiç gerek yok!

Paylaş: