Yeni kitabım Rüya Postacısı 8 Ağustos’ta çıktı. Ne zamandır ailecek heyecanla bekliyorduk. Kitabın editörü muhterem bacımla ilk ortak çalışmamız. Kitaplar tam da tatile çıkacağımız gün ulaştı elimize. Oğlan koliyi yüklendi tatilde okuruz diye. Hepsinin aynı kitap olduğunu anlatıp tekini almaya ikna etmem epey zor oldu. 😉 Açıkçası anlayacaklarını pek sanmıyordum. 9+ olarak düşündüğümüz bir kitap. Ama anladılar vallahi! Çok da sevdiler. Ben de bugün kitap üzerine bebelerimle bir röportaj yapayım bakayım dedim. Hep yazarla mı yapılacak röportaj? Biraz da okuyucuyla yapılsın. İşte en sadık okurlarımın yeni kitabımla ilgili hiçbir yerde bulamayacağınız röportajı: 😉

0000000702426-1

Anne: Öncelikle benimle röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. 

Oğlan: Şimdi yapmasak olur mu?

Anne: Aa nedeen?

Oğlan: Çünkü yapmak istemiyorum. Biraz çizgi izleyebilir miyim?

Anne: Evet, ama röportaj bitince.

Oğlan: Tamam. Ne zaman bitecek?

Anne: Sorularıma cevap verdiğinizde.

Oğlan: Tamam.

Anne: Rüya Postacısını nasıl buldunuz?

Oğlan & Kız: Güzeeeel!

Anne: Gerçekten mi?

Oğlan & Kız: Eveeeet!

Anne: Teşekkür ederim. Bu arada iyi bir okur olduğunuzu biliyorum. Gerçi dinleyici demek lazım belki de size. Okumayı henüz bilmeseniz de kitaplarla aranız çok iyi. Sahi en beğendiğiniz kitap hangisi?

Oğlan & Kız: Rüyaa Postacısıııııı.

Anne: Hadi canım! Niye?

Oğlan: Çünkü sen yazdın annecim.

Anne: İyi de ben başka kitaplar da yazdım. Niye en çok bunu beğendiniz?

Kız: Çünkü biz okurken ağlıyoruz.

Oğlan: Neden ağlıyoruz kardeşim?

Kız: Çünkü duygulanmış gibiyiz kardeşim.

Oğlan: Hee evet.

Anne: Bak seeen. Duygusal bir kitap galiba. Peki güldüğünüz yerler oldu mu? 

Oğlan: Evet. Çok güldük. Çok çılgın bir kitap.

Anne: Nesi çılgın?

Oğlan: Bebekleri hapse atıyorlar.

 

kitaba ikizlerimi sokmasam eksik kalırlardı ;)

kitaba ikizlerimi sokmasam eksik kalırlardı 😉

Anne: O hapis değil ki. Beşik.

Oğlan: Aaaa! Puhahahha. Ben hapis sanmıştım.

Anne: Bebekler hiç hapse atılır mı oğlum?

Oğlan: Ben çok ağladılar diye hapse attın sandım. (Bunu niye zamanında hiç düşünemedim! 😉 ) Şimdi biraz çiiiiz???

Anne: Daha değil! Kitapta ağlayan bebeklerin kim olduğunu biliyor musunuz?

Oğlan & Kız: Evet, biziz!

Anne: Sizi niye kitaba koydum acaba?

Oğlan: Çünkü sen yazdın kitabı. (Torpil yaptım, evet. 😉 )

Kız: Kitabı sen yazdın annecim. Bizi niye koyduğunu sen bilirsin.

Anne: Sizi çok sevdiğim için koymuş olabilir miyim acaba? Hatıra kalsın diye.

Kız: Eveeet!

Anne: Peki babanızı niye koymadım kitaba sizce?

Oğlan: Çünkü babamızı o kadar çok sevmiyorsun.

Kız: Haayııır! Çok seviyorsun. Ama kitapta babamız olsun istemedin.

Oğlan: Eveet. Zaten babamız olsa heyecanı olmazdı.

Anne: Niye ki?

Oğlan: Hep televizyona (bilgisayar) bakardı. (Çocuktan al haberi. 😉 ) 

Kız: Keşke babamızı da koysaydın annecim. Biz “Yakala da görelim, buradayım efendim” derdik, o da peşimizden koşardı, çok heyecanlı olurdu kitap. (Nasıl düşünemedim bunu. 😉 )

Anne: Peki bu kitabın konusu ne?

Oğlan: Miçiiiii.

Anne: Miçi kim?

Oğlan: Rüya postacılık yapıyor.

Anne: O nedir?

Oğlan: Yani insanların rüyalarını veriyor. Ali’nin rüyasını. Bebiştosların rüyalarını.

Anne: Böyle bir şey olabilir mi?

Kız: Olamaz.

Anne: Peki olmayan şeyi nasıl yazmış olabilirim?

Oğlan: Hayal gücünden.

Anne: Hayal gücüyle yazdım. Doğru. Peki kitapta neler oluyor?

Kız: Ali hep kabus görüyor. Çok üzülüyor.

Anne: Hadi yaa çok üzüldüm.

Oğlan: İyi de üzülüyorsan niye yazdın ki? Sen böyle kötü yazdın. Yoksa sen güzel yazdın da teyzem mi değiştirdi? (İyi fikir ha! Bütün dramı yık editörün üstüne. 😉 )

Anne: Yok ben öyle yazdım. Ama sonrası güzel oluyor diye.

Oğlan: Evet, evet güzel oluyor.

Anne: Sonra neler oluyor?

Kız: Annecim sen yazmadın mı kitabı? Niye bize sorup duruyorsun?

Oğlan: Anlamadıysan tekrar oku. (Hönk!)

Anne: Tamam, kitabın konusunu sormayayım. Merak eden okusun. Başka şey sorayım. Kitapta en çok kimi sevdiniz?

Oğlan & Kız: Miçiiii!

Anne: Başka?

Oğlan & Kız: Bılişleeeer.

Anne: Başka?

Oğlan: Yazar olarak da seni sevdik annecim.

Anne: Teşekkür ederim. Bu kitapta Gökçen teyzenizle çalıştığımı biliyor musunuz?

Oğlan & Kız: Eveeet.

Kız: Telefonda kavga etmiştin Gökçen teyzeyle. (Her şeyi de dökmeyin yavrucuğum ortaya. 😉 )

Anne: Aa niye acaba?

Kız: Bilmem. Sen herhalde demiştin Miçi’nin kafasını ben seçeyim. O dedi ki ben seçeyim. Kavga ettiniz.

Anne: Aa olabilir. Peki kimin dediği olurdu sizce?

Oğlan: Sen ablasın. Ben senden büyüğüm de senin dediğin olar. (Tabi ki de! Aferin 😉 )

Kız: Bence kimsenin dediği olmasın. Ortak karar verebilirsiniz. (Şu kızın olgunluğu yok ayol bende. 😉 ) 

Anne: Peki Gökçen teyzeniz ne yapmış olabilir bu kitapta?

Kız: Resimleri yaptı.

Anne: Hayır, resimleri Gülşen abla yaptı. Teyzeniz ne yaptı?

Oğlan: Kalıbını yaptı.

Anne: Kalıbını mı yaptı? Nasıl?

Oğlan: Arkadaşları var birlikte çalıştığı, onlar yardım etti.

Anne: Peki başka ne yapmış olabilir?

Oğlan: Bu kadar. Şimdi biraz çiiiz???

Anne: Hayır! Bu bu kitabı yazdığım zamanı hatırlıyor musunuz?

Oğlan & Kız: Eveeeet.

Anne: Nasıl yazmıştım?

Kız: Demiştin bize, Miçi’nin kafası bu mu olsun demiştin yoksa bu mu olsun. (Çizim aşaması, kafayı biz seçtik, doğru 😉 )

Oğlan: Biz de en çılgın kafayı seçmiştik. Bir de ilk yazdığında televizyon (bilgisayar) bozulmuş, kitabın içinde kalmıştı. Ağlamıştın. (Yok artık! Gözüme soğan kaçmıştı bikerem. 😉 )

Oğlan: Bi de bizi 12 saat bekletmiştin. Çizgi izleyelim mi demiştik. İşim bitince demiştin. 12 saat bekletmiştin!

Anne: Vauvvv 12 saat. Çok sıkıcı olmalı.

Oğlan: Evet, bir de hep tost yemiştik. (Hmm şey, kitabı zor yetiştirdim de. Çocukları biraz ihmal etmiş olabilerim tabi 😉 ) Şimdi çiiiiz???

Anne:  Hayır! Sorularım bitmedi. Şey sorayım size. Hmm. Şimdi bu kitabın devamını da yazacağım. Sizce ne yazayım içine?

Kız: Bence bebişler bıçakla Miçi’nin arkasından gelsin. (Sanırım gece bebeler beni yatırıp Dexter izliyor. 😉 )

Anne: Bıçakla mı?

Kız: Evet.

Oğlan: Bomba da atsınlar. Dikşuvv dikşuvvv ateş etsinler. Bir de bebişler dödedödedökdeöd desinler. Sonra da ödedödödeödödeöeöd.

Anne: İyi de böyle yazarsak okuyan ne anlayacak o kitaptan?

Oğlan: Yani bebişler “Haydi Allah bismillah Allahu Ekber” diyor. Bebişçe. (İkinci kitap cenk meydanında geçecek, belli oldu. 😉 )

Anne: Peki siz büyüyünce kitap yazmak ister misiniz?

Oğlan & Kız: Eveeet!

Anne: Nasıl bir kitap yazarsınız?

Oğlan: Ben senin yerine yazarım annecim büyüyünce. Senin çalışman gerekmez. (Evimin kadını olmama az kaldı. 😉 )

Kız: Ben de Deli Bebişler kitabı yazardım. (Konusunu tahmin eder gibiyim. 😉 )

Anne: Arkadaşlarınız okusun ister misiniz Rüya Postacısını?

Oğlan & Kız: İsteriiiz.

Oğlan: Harika bir fikrim var anneciğim. Bize bir sürü Miçi kitabı geldi ya. Onları satalım, para kazanalım. (Her gün yeni bir ticaret fikri doğuyor. 😉 ) Ama bir tanesini satmayalım. Büyüyünce hatıramız olur.

Kız: Bence arkadaşlarımıza hediye edelim.

Oğlan: Aaa evet. Doğum gününe gittiğimizde veririz. Hediyeye para vermeyiz.

Kız: Ama yetmeyebilir.

Anne: Yetmezse yeni baskısını yaparız.

Oğlan: Yeni baskısı nasıl oluyor annecim? Aynısını mı yazıyorsun?

Anne: Evet. Kitapların hepsi satılırsa yeniden aynı kitaptan basıyorlar. Başkaları da okusun diye. Ne kadar çok kişi okursa o kadar çok baskı yapıyor.

Oğlan: Güzel fikir. On yüz milyon beş baskı yapın.

Anne: E hadi inşallah. Kitabımı okuduğunuz ve röportaj için bana vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Oğlan: Bitti mi? Yaşasın! Artık çiiiizzz???

Anne: Tamam.

Oğlan: Yihuuu. Kar koş çiz yes! (Yani: Kardeşim koş, çizgi film izlememize izin verdi annem. 😉 )

Takipçiye mesaj: Koş oymb biii (Yani on yüz milyon beş baskıdan birini kapabilmek için koşun anacım. 😉 )

Paylaş: