(Konu ile ilgili ön bilgi edinmek isterseniz tıklayınız.)

Uzun zamandır bloga yazı giremiyordum. Aklıma sürekli yazılacaklar var ama işte yine bir kitap yetiştirme telaşındaydım. Ekmek parası işte naparsın. 😁

Bu sefer çeviri yaptım. Çok tatlı bir seriyi çeviriyorum. Elimdeki ikinci kitabıydı. Birinci kitabı çok yakında Uçan At yayınlarından çıkacak inşallah.

Evrenin en manyak kedisiyle tanışmaya hazır olun. 😀

Çevirinin son dönemecinde hastalanınca iş biraz uzadı. Ben de programlı insanım, hiç dayanamam öyle uzatmaları oynamaya. Son hafta çok yüklenmek zorunda kaldım kendime. Ev yine aldı başını gitti. 😒

Çeviriyi bitirdiğimden beri enkaz kaldırıyorum. (Bu arada unutuyorum söylemeyi pasak yarışmasında yazlık-kışlık kıyafet kaldırma kaosu yarışı yapacağım. Sonbahar için sanırım geç kaldım ama hani yazlıkları kışlıkları ortaya döktüğünüz günü fotoğrafla ölümsüzleştirmeyi unutmayın, kimin evi daha çok dağılmışsa, güzel bir hediye gelecek. 😉)

Kaç günün birikmişi tabi topla topla bitmiyor. Ev nasıl bu hale geliyor anlayamıyorum. Artık çocuklar da büyüdü. 🤔

Kızım maşallah tam bir prenses. Odası her daim toplu. Bazen odasına bakıp “Seni gerçekten ben mi doğurdum?” diye sormuyor değilim doğrusu. Sabah okula giderken yatağını topluyor, deli midir nedir.😁

Oğlum da bu konuda tam bir prens demek isterdim ama ne yazık ki prensin sihirli değnek değmemiş kurbağa evresinde henüz. Allah’ım bu kadar mı dağıtmak olur? Odasına girilmiyor. Evde kayıp ne var, yatağının altında buluyoruz. Terlik, suluk, pijama, kirliler, oyuncak, çatal… Yatağın altına ne zaman eğilsem gözlerim yerinden çıkıyor. 😠🤬

Normalde odalarını kendilerine toplatıyorum ama ne zamandır ilgilenemeyince ben iş çığrından çıktı. Oralara da el atmam gerekti. Oda toplama işinden nefret ediyorum ama çocuklarımın odalarını toplamak çok hoşuma gidiyor. Sağda solda, yazıp çizdiklerine rastlıyorum. Yüzümde kocaman tebessüm oluyor.

Mesela bu hafta şu şokla sarsıldım:

Kızım çizmiş! Benim gibi düz çizgi çekemeyen ananın kızı!

İlk şoku atlattıktan sonra göğsüm kabardı. Yazarlıkta pek kimsenin ulaşamadığı bir seviyeye ulaştım sanırım: Kendi çizerini kendi doğuran yazar mertebesi. 😁

Oğlanın odasında da ilginç şeylerle karşılaşıyorum. Pek çoğunun ne olduğunu bile anlamıyorum. Misal

hö?

Hacı Dudi Cemaat Seti. Ne ola ki? 🤔

Sonra şöyle bir şey çıktı:

Yine satılık bir şey ama ney?🤔

Bunun dışında bolca kitapla karşılaşıyorum. E normal. Oğlanın odası deyip geçmemek lazım, aynı zamanda Don Popo Yayıncılığın merkez üssü.

Popo Kardeş serisinin son kitabı mesela: Popo Kardeş Samoa’da. Samoa diye bir ada ülkesi olduğunu biliyor muydunuz? Şahsen ben coğrafya bilgimin çoğunu oğlumun Popo kitaplarına borçluyum.

Bu haftaki temizlikte elime bir kitap daha geçti. Hatırlarsanız Popo Kardeş En son Max Juli tarafından öldürülerek seri tamamlanmıştı. Oğlum yeni bir seri çalışmaya başlamış:

Bette Tarihi!

  1. Kitap

Elimizdeki nüsha bir adet JoBji BoBji romanı hikâyesi içerir.

Kapağı sırıtarak açtım. İlk sayfayı okuyunca sırıtışım yüzümde dondu kaldı. Elimde olmaksızın oha dedim:

“Kösedağ muharabesinden sonra anadolu selçuklu yıkılmış ve anadolunun ahvali hayli perişan olmuştu. anadolu parça parça beylikler halinde hayatta kalmaya çalışıyordu. bunlardan biri ise Osmanlı Beyliği idi. Batıya açılıp küfvarla cihat etmek istiyorlar. Osman bey kale beylerinin İstanbulla araları açılınca harekete geçti.”

“Kale beylerinin en güçlüsü İnegöl beyiydi. bu kuvvetli hasmı ile çarpıştıysa da muvaffak olamamıştı. söğüte çekilerek hazırlıklara başladı. inegöl beyi boş durmayarak karaca hisar beyiyle birleşti ve Domaniçde Osman bey bu muharabede onları bozguna uğrattı.

FETİH

osman gazi bursayı kuşattı. 10 sene süren kuşatma bittiğinde bursa osmanlı’nın başkenti oldu. “

Verdim mehteri! 😀

Hayır, evde kitap olsa diyeceğim oradan bakmış geçirmiş. Böyle bir kitap yok. Kaç zamandır youtube’da tarih videoları arasında cirit atıyordu oğlan. Sanırım artık birikimini aktarmanın vakti gelmiş. 😀

Mutluyum, merkez. Artık oğlum yazar, kızım çizer, bana da cam önünde çay içip bloga yazı girmek düşer. ♥️

Paylaş: