(Daha önceki anormal “normalleşme” hikâyeleri için bkz: 1. turşu2 çiş partisi., 3. gezenti4. cüzzamlı kurabiye, 5. AVM6. metrobüs7.tatil, 8.doğa, 9.titiz)

Dün çocuklarla bisiklet sürmeye çıktık. Daha da güneş inmemiş, cayır cayır hava, zaten hamlamışım, pedal mı çeviriyorum traktör mü itekliyorum belli değil, attım kendimi bir ağaç altına. “Siz sürün yavrılarım dedim, benden geçmiş.”?

Çocuklar bisiklet sürerken iki çene etsem diye sağa sola bakındım. Hemen biraz ilerimde bir ana. Üstelik onunkiler de ikiz. Daha da küçükler. Tek başına bakıyormuş. Yardım edeni, arada bir uğrayıp nefes aldıranı bile yok. Nasıl yapıyorsun? dedim. “Allah veriyor bir kolaylığını kardeş” dedi.

Biri meme diye ağlıyor, öteki anasının tepesine çıkıyor, ikisi birden meme emmeye çalışıyor, itişip tepişiyorlar… Ana da maşallah nasıl ana. Tıkı çıkmıyor. Ne söylenmek ne sinirlenmek. Valla bravo dedim.

Biri memede, biri tepede, hey gidi günler. 😀

Benim eski günlerim geldi aklıma. Hey gidi günler dedim. Şükür büyüdüler sağlıkla, kendilerini idare ediyorlar artık. Ben de cool cool oturuyorum. ?

Akşam eve döndük. Sofrayı kuruyorum. Telefon çaldı. Çaya davetliyiz. Şimdi düşündüm çocuklar doğalı akşam oturmasına hiç gittim mi diye. Yok valla hatırlayamıyorum. Küçüklerken zaten hiç gitmedim, okul başlayalı hiç hiç gitmedim. Çocuklar erken yatıyor zaten. Ben onlardan da erken yatıyorum. Dokuz dedin mi benim mesaim biter arkadaş. Akşam oturması bize göre değil.

Ama dün dedim ki “E artık çocuklar büyüdü, hayat normalleşti, zaten yaz tatili, gidelim yav.” ?

Koştur koştur hazırlandık. Süt gelmişti, onu kaynattım. Soğutup da mayalayacak vaktim olmadı. Neyse dönüşte yaparım dedim. Bebeler kedi eniği gibi kokuyordu. Niye acaba. ?? Onlar yıkandı, giyindi, hazırlandık, çıktık derken saat ona geliyor.

Daha gezmeye girdik, çocukların uykusu geldi.

Asddfgh

Çay faslı bitmeye bizim oğlan devrildi. ? Valla güne sabah 6:30’da başıma gelmiş, beni Ploşnik savaşı, Fatimiler, Urfa Hanlığı, Zengi devleti ve Memlükler hakkında sorulara boğmuştu. “Bilmiyorum küçük oğlan yaa, daha o konuya gelmedim ben,” diyerek başımdan zor savmıştım. (Coğrafya bitti, tarihe geçti ? başka yazının konusu)

Kız da ha uyudu ha uyuyacak, neyse müsaade aldık, oğlumuzu sırtladık, eve döndük.

Ooo gün bitmiş, yarın başlamış yahu. Ben de hiç alışık değilim o saatlerde ayakta olmaya. Hemen devrileceğim. Ay bir baktım ki ocakta süt mayalanmayı bekliyor. Hoff. Kaldırayım, sabah yapayım desem, tencereyi dolapta koyacak yer yok. Şimdi dolapta yer açmayla uğraşamam. Hemen sütün altını geri açtım. O ısınana kadar ben son işleri yapayım, mayalar yoğurdu yatarım.?

E işte son işleri hallettim. Bir iki bir şey vardı, onları yaptım, işleri bitirdim yattım.

Sabah gözümü açtım. Kız uyuyor, normal. Oğlan daha uyanmamış, e hayret, Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail birbirine girmeden biraz yatak keyfi yapayım. ??

Keyif de keyif olsa, tabi aklımda günün sorusu: Bugün ne pişirsem? Yoğurt çorbası mı yapsam? Yoksa kabak yemeği yapıp üzerine sarımsaklı yoğurt mu döksem…

Kahvaltı hazırlayayım diye mutfağa gittim ki o da ne??????

???

Ocakta kahverengi bir şey var. Uzun süre beynim basıp da ne olduğunu bile anlayamadım! O an yoğurdu mayalamam gerektiğini hatırladım! Ben ne ara gittim yattım yaa? Neyse ki süt taşmış da ocağı kapatmış. Ocak kapanınca gaz kesiliyormuş. Aksini düşünmek bile istemiyorum. Bir de çabuk ısınsın diye sonuna kadar açmıştım. ?

Ay dedim, çay içmek senin neyine kadın!? Yat zıbar vakitlice, sabah gözünü Miryakefalon savaşıyla açıp Napolyon’un askerlerinin Sina çölünü geçerken susuzluktan çıldırıp birbirlerini vurduklarını dinleyecek, İzzeddin Keykavus’un adını daha önce duyup duymadığını düşünecek, Safevilerin kim olduğunu hatırlamaya çalışacaksın! Ooof. Kabak yemeği için sarımsaklı yoğurdun yoğurdunu komşudan mı istesem, yoksa başka yemek mi düşünsem. Bak şimdi kafama takıldı. Ay önce bir mutfağı temizleyeyim yaaa. :/

Paylaş: