Şaka maka ilk okulun son sınıfına geldi çocuklarım. Daha oğlanın okulun ilk günü “Öğretmen okuma yazma biliyor musunuz?” diye sordu, belki biliyorumdur diye parmak kaldırdım, bilmiyormuşum,” repliği dönüyor kulaklarımda. Bir de öğretmeninin bir sürü karısı olduğunu sanmıştı. Teneffüslerde kapıya gelip “Kocam Kocam” diye bağırıyorlarmış. 😀

Kızım kardeşinden ilk kez ayrıldığı için ağlamaklı olmuştu. Kardeşinin sınıfına alayım deyince öğretmenini kastederek “Bu kızı çok sevdim. Kız öğretmende kalayım,” demişti. Teneffüste öğretmenine gidip “Sen sınıftan çıkmasan olur mu? Sen gidince bizi dövüyorlar,” dediğini duyduğumda ne üzülmüştüm. :/

Sonra meşhur Ela-Lale sürünüşü başladı. İlk sınıfın ilk dönemi kâbus gibiydi. Hâlâ düşününce nefesim daralıyor. İkinci dönem biraz daha rahatladım.

İkinci sınıfla birlikte bütün dertlerimden kurtulmuştum kiiii

DÖRT GELDİ!

Bu ne yaaa!

Ay ikinci, üçüncü sınıflar ne güzeldi. Tek derdim ‘beslenmeye ne koysam?’ sorunsalı idi. Dördüncü sınıf çok gıcık bir şey. Herkes söylüyordu da inanmıyordum.

Başlarda çok cool takıldım. Çocukların kendi dersi, halletsinler dedim. Herkes hocaya etüt açsın diye yalvarırken, ben bebelerimi özlüyorum, o kadar uzun okulda bırakamam dedim, vermedim.

Derken sınavlar başladı. Analar hangi konulardan soru çıkacak derdine düşmüşken kendi dersleri kendileri çalışsınlar dedim. Sınavların başlayacağı hafta sonu baktım sınıf grubu alevli, çocuklara “Deneme sınavı varmış, çalışın,” dedim. İlgisiz bir veli olmamak için de rüşvet teklif ettim: “0-5″ yanlış arası yaparsanız sizi yemeğe götürürüm!” Ama gizliden gizliye tehdit etmeyi de unutmadım: “Beş yanlıştan fazla olursa yemeği siz yaparsınız ona göre!”

Oooooooov. Dışarıda yemeği duyan bebelerim odalarının kapısını kapatıp asıldılar sınava.

Bütün hafta sonu ders çalıştılar sanıyordum, meğer ders çalışacaklarına, kendilerine sınav için “uğurlu bilezik” yapmışlar. 😀

Tabi sınav sonuçları bırak dışarıda yemeği, gece aç yatmamız gerekti. 😀

Baktım böyle olmayacak derslerine biraz el attım. Her zamanki gibi yine elimi verip kolumu kaptırdım.

Son iki haftadır sınav haftasıydı. Yemin ederim asabım bozuldu. Arkadaş ben ilkokuldan geçeli otuz sene oldu. Yine başa dönmenin ne gereği vardı şimdi? Bana ne bordan, linyitten, demir çelikten… Yok kimlik kartının çipinde ne bilgisi varmış, imza kartın hangi yüzüne atılırmış… Bir yandan esma-,i hüsna, öteki yandan dünyanın hareketleri. Ay deli oldum yemin ederim. Ben kendim öğrenciyken bu kadar çalışmamıştım.

Bugün son sınavım vardı. İnsan hakları. Ona da akşam çalıştım. Çok şükür, onu da başımdan savdım.

Başlasın artık tatil!

Yemin ederim evde en çok ben hak ettim bu tatili. Ayağımı uzatıp yatcam, oh! 😉



Paylaş: