Ne zamandır sesim çıkmıyor. Mesajlar geliyor öldün mü kaldın mı diye. 😁 “Kız nereye gittin Secce Kuzu, kış tatilinde misin?” Yok valla evdeyim. “E öyleyse çeviri yapıyorsundur kesin ya da yeni kitaplar var yolda.” Evet yeni kitaplar var tabi ama ben ekran başında değilim. Top editörlerinde, çizerlerinde artık. Peki ben neredeyim? Elbette anlatacağım, ama her zamanki gibi olayın tarihi seyrini bozmadan. 🙂

Her şey ne zaman başladı hiç bir fikrim yok. Kendimi bildim bileli kaygılı bir insanım. Programlı bir aktivitem varsa kafayı oynatıyorum. Özellikle sabah erken kalkılıp yapılacak bir şey ise bütün gece uyuyamıyorum. Şimdi şunu yazarken düşündüm de ay ben bunları anlattım ayol. Yaşlı nineler gibi sürekli en baştan anlatmayım, buyurun buradan başını okuyun, ben sadece son güncellemeleri gireyim. 😀

Çocuklardan sonra yeni bir kaygı eklendi hayatıma: “Ben ölürsem bu çocuklar anasız kalacak hüüüüüüü” kaygısı. Bunu da anlattım bir yerde ama yazıyı arayıp bulamayacağım şimdi, kısaca söyleyeyim. Çocukları bırakıp bir kere bir geceliğine Bursa’ya gitmiştim de dönüşte ağzım yüzüm uçuk içinde kalmıştı.

Her duyan gülüp geçiyor tabi. Ay herkes ölecek amenna da işte kafam takınca takıyor. Çocuklar yanımda olmazsa ne uyuyabiliyorum ne hayattan zevk alabiliyorum. Sanki onlardan ayrıldığım an başıma bir şey gelecek ve anasız kalacaklar. Herkes korkunun üzerine git dedi. Gittim. Sonuç: Panik atak!

Şehir dışına okul programlarına gittiğim bir gün havada ve karada atak geçirdim. Bu da uzun bir hikâye. Bir ara anlatırım inşallah.

Panik ataktan sonra doktora gittim. Doktor acil durumlarda kullanmak için ilaç verdi. Zaten artık şehir dışı dosyasını kapattığım için kendimce rahattım. İlacı kullanmama gerek olmadı. Gerçi ben binmeyi bırakın, havadaki uçağa baktıkça boğuluyor gibi oluyordum ama onun da çözümü var. Bakma kardeşim uçağa, deli misin, aaa.

Böyle de bir süre idare ettim. Sonra bir gün çocuklar okuldaydı, ben de bilgisayar başında çalışıyordum, bir an masa sallanıyor gibi oldu. Acaba dediğim an sallantı arttı. DEPREM!

Bir parantez daha açayım: 99’da depremi yaşamadım. Kayseri’deydim ama 99’dan beri deprem korkum da var. 21 senedir bir yere girince ilk olarak deprem olursa nasıl çıkacağıma ya da içeride nereye saklanacağıma bakarım.

İşte o gün de 5.8’di deprem sanırım, kendimi öyle bir sokağa attım ki ben çıktığımda daha sallantı bitmemişti asdjkhfjdfgh. Komşular nasıl o kadar hızlı çıktığımı sordu. Tabi bilmiyorlar ki 21 senedir bu planla yaşıyorum ben. 😀

Deprem sallantısını aslında çok hissetmedim. Sokağa çıkmakla meşguldüm sonuçta. Çıplak ayağımdaki beş numara büyük banyo terlikleri ile okula koştum. Bebelerimi aldım. Onlar hissetmemişler. Harika!

O gün iyiydim. Yavaş yavaş enerji çıkıyor, büyük depremi önlüyor diye düşünüyordum. Aman olsun da böyle olsun diyerek sırıtıyordum ki nete girip depremle ilgili bir şeyler okuma salaklığını yaptım. Dendiğine göre bu deprem enerjiyi boşaltmamış ama bulunduğumuz faya daha çok ağırlık yüklemiş. Büyük deprem daha da büyümüş yani. Bu arada BİNGO!: Olası İstanbul depremi için merkez bizim evin altı. Aasdjf. Ay sinirden gülüyorum, dalga geçiyorum sanmayın. Sonra şu Tayvanlı mıdır nedir Dyson’a takıldım. On gün içinde büyük İstanbul depremi diyordu. Bir kaç gece bebeleri alıp parka indirdim. Arabada yatırmaya falan çalıştım. Çocuklar çok eğlendi. Evde deprem tatbikatı falan yaptık. Birlikte yatıp kalkmaya başladık. Onlar mutluydu ama ben onlara baktıkça ağlıyordum. :/

😀

İşte film o günlerde koptu. Kısa bir süre içinde eve giremez oldum. Eve girdiğimde enkaz altında kalacağız korkusu yaşamaya başladım.

Bizim evimiz depreme karşı dayanıklı Allah’ın izniyle. Bunu beş yüz yerden teyit ettirdikten sonra bu sefer de evden çıkma korkusu geldi. Sanki ben evde olmadığımda deprem olacak, bizim eve bir şey olmayacak, ben başka yerde enkaz altında kalacağım korkusu başladı.

Sonuç: gece gündüz uykuyu yitirdim, yemekten içmekten kesildim, kaygı kaygı kaygı…. Baktım olacak gibi değil. Yine doktora gittim.

Bi panik atak da doktor kapısında geçirdim. Şimdi burada deprem olacak ben enkaz altında kalacağım kimse de burada olduğumu bilmeyecek, mezarım bile olmayacak hüüüüü.

Anlattım durumu. Zaten tipim benden iyi anlatıyordu. Doktor bir iki ilaç verdi. On güne kontrol verdi. On gün içinde akut durumum geçti çok şükür. Tek ilaçla devam ediyoruz. Dört ayı bitirdim. İki aya keselim dedi doktor. Maşallah sübhanallah kendimi çok iyi hissediyorum. Normal düzeyde kaygı ile yaşamak ne kadar güzelmiş.

Hele uyumak…

İlaç çok tatlı bir uyku verdi bana. Döne döne uyuyorum. Ondan önce günde 2-4 saat kadar uyuyabiliyordum. Şimdi bıraksalar 24 saat uyuyacağım. Ama ne güzel bir uyku. Dinlendiren, mutlu eden…

Bu arada tabi bir de kedimiz var. Kıvrılıp kıvrılıp yatıyoruz ikimiz bir. Gözüm açıkken sadece kitap işlerini halledebildim. Onları da gönderip kış uykusuna yattım. Çocuklar da evdeydi. Okul kaygısı da yok. Ooooh. Hayatımın uykusunu uyudum.

Konular birikti, notlarını aldım. Yazacağım hepsini bu ara inşallah. Ama hele biraz uyuyum. 😀 

Paylaş: