Hafta sonu bir arkadaşımla konuştum telefonda. “Kedi insan psikolojisine çok iyi geliyormuş, terapistler kedi sahiplenmeyi öneriyormuş, ne dersin?” dedi. Yaklaşık kırk beş dakika verdiğim kedili hayat brifinginden sonra arkadaşım tereddütle şu soruyu sordu: “Peeekiii, psikolojiye iyi gelme kısmı bunun neresinde?” Asdkfjhjgh. Valla biz de henüz o kısma gelemedik. 😁 Hazır konu da sıcacıkken anlatayım size kedili hayatımızı.

Kediyi eve getirdiğimizde ilk gündemimiz adının ne olacağıydı. Oğlan “Tepsi Baklava Putin” koymakta ısrar ediyordu. Bir kedi daha alırsak “Tepsi Baklava Trump,” bir kedi daha olursa “Tepsi Baklava Merkel” olarak devam edecekmiş.

Kız ise “Göbekli Eşek,” “Şeker Bebet,” “Sütlü, Bitter ve Beyaz Çikolata,” gibi daha yerli ve milli isimleri tercih ediyordu. Bense daha radikal takılarak “Kedi” koyalım dedim. Gerçekten de çok orjinal geliyor kulağa. 🐈

Sonra oğlan “Jüpitaklı Halil,” olsun diye tutturdu. Şirvanlı Halil’den esinlenmiş. Şirvanlı Halil kimmiş diye merak ettim tabi her sıradan yurdum vatandaşı gibi.

Efendim, Şirvanlı Halil, Şah İsmail’in önderliğindeki Safevi Devleti ordularının yıktığı bir devletin başının adıymış. Kaç bin yıllık şanlı Türk tarihinden esinlenecek daha parlak birini bulamadın mı dedim, ama vazgeçiremedim. Tutturdu Jüpitaklı Halil diye. Ben de ikinci kozumu öne sürdüm: Halil mübarek isim, kediye konmaz, peygamber adı yavrum aaaa, çarpılırsın valla.

Kedi Jüpitaklı olarak kaldı. Sonra kızım yerli ve milli duruşundan vazgeçip biraz daha beynelmilel takılarak adına Lulu ekledi.

Bakmayın böyle hızlı hızlı anlattığıma. Nereden baksanız kırk günlük müzakereler, gelgitler, tansiyonun yükseldiği toplantılar sonucu ismine karar kıldık. Kulağına ezanı da okuyup konuyu kapattık şükür. ♥️

***

Jüpitaklı Lulu (Bundan sonra Lulu olarak anılacaktır) tahminimizce dört aylık oldu. Eve ilk geldiğinde bitliydi. Arkadaş bit değildir o piredir diyordu ama zıplamıyordu hayvanlar. Nasıl olsa geri sokağa bırakacağım masraf etmeyim diye düşündüm ama sonra çocuklar bitlenirse alacağım bit şampuanı fiyatını hesaplayıp canımı dişime takarak bir dış parazit aşısı aldım. Hayatta ilk kez veteriner gördüm bu arada.

Veteriner olayı tamamen ayrı dünya. Adama dış parazit damlası istiyorum diyorum, kaç kilo diyor. Asdjhfjfhg. Yaklaşık 167 damlaya denk gelecek gramajda lütfen dememek için kendimi zor tuttum. Dalga geçercesine “Damlayı kiloyla mı satıyorsunuz?” dedim. Tamam dilciyiz ama o kadar da matematik biliriz. 😎

“Kediniz kaç kilo diyorum hanfendi!”

Asdjkfhgjf.

Ay çok pardon, hayatta ilk defa kedim oluyor, annem evlenmeden kedi sahibi olmayı kesinlikle yasakladı. Zor bela bir koca buldum onunla da evliliğimizi oturtup kedi gündemine gelmemiz on beş sene sürdü, aslında bana kalsa… diye açıklamaya girişemedim.

Valla bilmiyorum kilosunu dedim, elimle “İşte şu kadar bir şey” diye tarif ettim. “Kediyi görseydim” dedi. “Kediyi taşımak zor. Cırıyor” dedim. “E taşıma sepetine koysaydınız?” “O da ne?”

Rafın üzerindeki sepetleri gösterdi. Oha! Bir de buna mı para verilecek? Geçiniz, çamaşır sepetine koyar üstünü streçlerim. Sokak kedisi bu, anlamaz farkı.

Aşılarını yapmam için getirmeniz lazım dedi. Aşı fiyatlarını aldım. O parayı verirsem inme iner bana, bir de üzerine ek hastane masrafı olur diye şimdilik o konuyu erteledim. (Ay lütfen başlamayın illaaa yaptırman lazım, yaptırmazsan şöyle olur böyle olur kâbus yorumlarına. Biz parazit aşısıyla mı büyüdük Allah aşkına asdfghfgj?)

Neyse tırnak kadar dış parazit aşısına 45 lira bayılıp eve döndük. O günden beri düşünüyorum acaba kedi bebek değil büyük deseydim daha ucuz bir aşı mı verirdi? Keşke “en ucuz aşıya uygun büyüklükte bir kedi” diye tarif etseydim. Hiç aklıma gelmedi yeminlen. Gelecek sefere bakarım.

Ay tabi gelecek seferi varmış. İki ayda bir aşı diyor adam. Çocuklara bit tokası maliyetini hesaplıyorum, daha uygun olursa o seçeneği deneyeceğim.

***

Bu arada google sanırım kedinin miyavını duydu. Karşıma petshop reklamları çıkarıp durdu. İndirim varmış. Ne var ne yok diye bir girdim şok oldum. Anam ne çok şey var kediler için. Evinden battaniyesine, mamasından klozetine, yok tarağı yok fırçası yok tuvalet önü paspası yok oyuncağı….

Kedi başlangıç paketiymiş bu. Daha başlangıcı bu yani. PUHAHAHHAHAHA dedim. Ben iki bebeme bu kadar masraf yapmadım. Kuzenlerinin eskisiyle büyüdüler valla. Kedinin kuzenini aramaya karar verdim. Bu iş başka türlü çözülmeyecek.

Devam edecek inşallah…

(Bebeler okuldan geldi, daha yemek yok ortada. :))

Paylaş: