Allah biliyor ya, karantina sonrası nüfus patlaması olacak haberlerini sırıtarak okumuştum. Ama ben ne bileyim ilk haberin bizden geleceğini! Sırıtışım yüzümde dondu kaldı. Şimdi aklımda tek soru var: Nidecez? 😱

Karantinadan hemen öncesi hatırlarsınız hava çok güzeldi. Sevgili kedimiz Jupitaklı Lulu’nın bu şahane havalarda eve hapsolmasını istemedim, alıp bahçeye indirdim. Aslında onun için istediğim ev kediliği modeli istediği zaman dışarı çıkıp istediğinde geri gelmesi üzerine kurulmuştu.

Buralar müsait. Alt komşumun kedisi var. O da dolanıp geliyor. Halamın da kedileri gezer gelirdi. Harika bir şey bence bir kedi için. ♥️

Lulu’yu zaten sokaktan bulduğumuz için sokağa uyum sağlaması zor olmaz diye düşünüyordum. Hiç düşündüğüm gibi olmadı ama. Sokaktan epey korktu.

İlk çıkışında bir ağaca tırmanıp beş saat aşağı inmedi. İndirmeye çalışınca beni boydan boya cızdı. Neredeyse sonunda itfaiye çağıracaktık. Neyse sonra tuvaleti geldi de indi aşağı, koşa koşa eve tuvalete gitti. 😒

İkinci çıkışında bir arabanın motoruna girdi. Eşimle çocuklar 2,5 saat uğraşıp çıkardılar. Bir daha sokağa salma diye bana sıkı sıkı tembihlediler.

Ama ben kıyamadım. Özgür bir birey o. Evimize hapsedemeyiz! 🐈

Özgür Lulu sokaktan korkuyordu ama apartman için ölüyordu doğrusu. Kapının önünde nöbet tutuyor, her çıkanla apartmana kaçmak istiyordu. Apartmanda da yaptığı dokuz kat yukarı çıkıp geri aşağı inemeyip miyavlamak. 😒

Evin yolunu bir türlü öğrenemedi. Her seferinde yukarı çıkıp alıp geri iniyordum. 😒

Derken bir gün burnunda bir kızarıklık fark ettim. Fotosunu çekip kedici arkadaşa attım. Dayak yemiş dedi. ☹️

Hımm. Alt komşunun kedisidir kesin. Lulu sokakta da ondan kaçıyordu zaten. Kedi bir kaç kez kapımıza gelmiş, kapıda türkü çığırarak Lulu’yu dansa davet etmişti ama Lulu gitmemişti.😉

Bir seferinde de bizim açık kapıdan içeri girmiş, Lulu’yu yakalamaya çalışmış, zor bela evden çıkarmıştım. Her gördüğü yerde Lulu’yu sıkıştırıyordu. Epey de iri bir kedi. Önce arkadaş olmaya çalıştı, Lulu yüz vermeyince de bu apartmanın kedisi benim, çek git diyor herhalde diye düşündük. Ayol el kadar kedi o, yemeyecek ya apartmanını. O da otursun, sen de otur ne olacak. 😒

Lulu’yu dövüyor diye o varken apartmana çıkmasına izin vermiyordum. Zaten apartmanı dolaşmasına da sinir oluyordum doğrusu. Ya mis gibi hava. Hava al diye sokağa salıyoruz sen bodrumları dolaşıp geliyorsun be yavrum. Tam çöp kedisi yeminlen ha. Ruhunda yok hayvanın asillik.😒

Bu anlattığım toplasan on gün sürdü. Sonra bir gün Lulu dışarı çıkmak istemez oldu. E iyi dedim. Zaten zor oluyordu geri getirmek, temizlemek… Evden çıkmama özgürlüğünü kullansın. Zaten o dönem karantina başladı. İstese de çıkaramazdım. İsabet olmuştu yani. 👍

Kedici arkadaşımla konuşuyoruz, ona Lulu artık dışarı gitmek istemiyor iyi oldu dedim. Kısırlaştırmış mıydın sen dedi. Yahu ben kedinin orjinalliği bozulmasın, garanti kapsamından çıkmasın diye tırnağını kesmeyen insanım. Ne kısırlaştırması? 😁

O hamiledir, geçmiş olsun dedi.

Yuh dedim. Daha kendisi bebek. Ne bebeği?

Kediler altı aya doğurur dedi.

Parmak hesabı yaptım.

İhtimal vermedim ama içime bir kuşku düştü doğrusu. Bu sırada komşunun kedisinin türküsü ile kendime geldim. Alt komşuya mesaj attım, senin kedin kısır değil mi diye.

Yooo dedi.

Peeekiii dişi miydi? (Lütfen Allah’ım lütfen dişi desin.)

Hayır, erkek.

Birinci aya belli olurmuş kedinin karnı. Öteki aya da doğururmuş zaten. Bu hafta birinci ay bitiyor.

Komşuya mesaj attım, bebek bohçası, beşiği sana ait. Hazırlanmaya başla. Yavrular geliyor. 😱

Gideyim de iki yumak ip alayım, patik modeli bakmaya başlayayım bari. 🚬🚬🚬

Paylaş: