Dostlar beni hatırlasın…

Karantina süreci benim için çok zorlu geçti. İnsanlar çılgınca uzaktan eğitimlere, spotifaylara, podcastlere, zoomlara koşarken, ben de evde çılgınca koşuyordum. Düşündüm de bunca çevrimiçi hizmetten yararlanıp kendim için bir şey yaptım mı? Evet, yaptım. Yapmaz olaydım! 😒

Ben erkenci insanım. Çok da erken yatarım. Ama tabi karantinada alt üst oldu her şey. Gece yatışlarda ipin ucunu iyice kaçırdık. “Yarın okul vaaaööör” diye böğüremiyorsun da çocuklara. Onlar da oynadıkça oynuyor arkadaş. O seste nasıl uyanacak? Gecemiz gündüzümüz birbirine karıştı.

Sabah gözümüzü açıyoruz, hemen koştur koştur kahvaltı. Benimkilerin maşallah bir iştahları açıldı. Ellerinden kedinin yemeğini zor kurtardım. Beni de ekmek arası yapıp yiyecekler diye aklım çıktı. 😱

Kahvaltı bitiyor ders vakti. Ebaları, zoomları falan takip edemedik. Ben çalıştırdım çocukları. Okul kitaplarından işledik konuları. Biraz da artı ders olsun tabi diye İngilizce ile Kuran-ı Kerim sıkıştırdım araya.

Ay arada bir de Ramazan atlattık tabi. Bebeler oruç tutmak istediler. Ne yalan söyleyeyim sevindim, hiç olmazsa biraz çeneleri kesilir, boğaz dertleri azalır dedim ama nerdeee. Tam enerji devam. İftardı sahurdu, çaydı kekti börekti derken mutfaktan çıkamadım bir türlü.

Bu süreçte her ne kadar Secce Bacı kimliğim öne çıksa da bir de ünlü yazar kimliğim var tabi. Çevirmek ve yazmak için dünya kadar projeye he demiştim. Birden okullar kapanıp çocuklar da evde kalınca program mrogram kalmadı. Bırakın kitap yazmayı okumayı, kısa sürede mailleri açıp okuyamaz hale geldim.

Çalıştığım yerler de dosya bekliyor benden. Şu işi halledeyim de başına geçeyim diyorum, çamaşır makinesinin yıkaması bitti diye alarmı ötüyor. Zaten bir gün önceden içinde unutup kokuttuğum çamaşırdı. Bir gün daha duymazlıktan gelemem bu alarmı.

Koşarak çamaşırı boşaltıyorum, asılacakları asıyor, kurutulacakları makineye atıyorum. Bilgisayara doğru koşarken oğlan çıkıyor karşıma. Mamacıkmış. Onların yemeğini ocağa koyuyorum, mutfak olmuş leş. Oraya bir süpürge tutuyorum, ayağıma yapışıyor zemin. Hadi bari bir de sileyim diyorum, duvara kadar lekeler gözüme batıyor, onlara el atayım şu tezgahı biraz yoluna koyayım derken yemek pişiyor.

Çocukları masaya çağırıp bilgisayarıma geri koşarken Lulu tuvaletten çıkıyor. Aaa kumu değişecekti. Onun için banyoya giriyorum, lavabo leş. Bir süngerle onu temizlerken kurutmanın alarmı duyuluyor. Kırışmasın diye içindekileri boşaltırken öte yandan ikinci postayı çamaşır makinesine tepiyorum.

Temizleri yerleştirmek için dolabı açıyorum, üzerime yıkılıyor. Hepsini indirip katlayıp koyayım diyorum bu arada ütünün fişini takıyorum. O ısınana kadar dolabı yerleştiriyorum.

Ütü yaparken ayağıma Lulu geliyor. Sokak istiyor. Onu sokağa atıp geri koşuyorum, hazır anneleri yokken bebekleri yuvadan çıkarıp yuvayı temizliyor, odayı havalandırıyorum.

Çalışmak için yeniden bilgisayarın düğmesine basıyorum, sözlüğümü ve gerekli kitapları almaya gidiyorum ki kitaplık yıkılıyor, el atmak lazım. Masamın üzerinde aradığım hiç bir şeyi bulamıyorum. Oraları toparlamaya çalışırken dışarıdan Lulu’nun miyavını duyuyorum, eve dönmek istiyor.

Çocuklara onu aldırıyorum, sahi çocuklarım vardı benim. Ne yapıyorsunuz bebeler diyorum. İki lafın belini büküyorum, çocuklar akşama “film gecesi” yapmak istiyor. Bütün gün ilgilenemedim veletlerle tabi, biraz birlikte vakit geçirelim. Tamam akşam yemeğini koyayım da diyorum. Ay alınacaklar vardı. Çocuklar da çıkamaz şimdi. Koşarak markete gidip geliyorum.

Haydi geri mutfağa. Yemeği koy. Bulaşık makinesini boşalt, mutfağı topla. Akşam yemeği, tekrar mutfak topla. Çayı al, bebeler mısır/kek/börek istedi, onu da yanına al, haydi içeri.

Film saati. Bebelere filmi açıp izliyor gibi yaparak ya çamaşır katlıyorum ya okumam gerekenleri okuyorum. Ya da yeniden plan program yapıyorum. Neyse yatırayım da çocukları çalışırım nasıl olsa.

Onlar yatmaya pestilim çıkıyor. Çoğu geceler zaten onlardan önce düşüp bayılıyorum. Neyse sabah erken kalkar işime bakarım diyorum…Sabah kalkıyorum…. Önceki gün onca iş yapılmamış gibi sıfırdan yeniden başlıyorum yapmaya.

Kendimi kafesteki çarkında koşan hamster gibi hissediyorum. Koşuyorum koşuyorum, dörtnala canla başla koşuyorum, delirmişçesine sabahtan akşama koşuyorum ama milim ilerleme yok. ☹️☹️☹️

He tabi millet karantinada online eğitimler mi dersin, sertifika programları mı, yeni kitaplar, zoomlar, sohbetler… Gezip tozuyor. Ben sadece uzaktan bakıyorum, kedinin ciğere baktığı gibi. ☹️☹️☹️

Derken bir gün bir mesaj aldım. Sanal ziyarete açılan müzeler varmış. Hiç sevmem müze işlerini. Ama yazar evleri çok ilgimi çekti doğrusu. Bir bakayım dedim yazarlar nasıl yaşıyormuş. 🤔

Tıkladım hemen en çok ilgimi çekenlere. Ay arkadaş başıma ağrı girdi. Anam şunları görse nasıl da laf sokar bana, bak bak milletin evine bak, bir de kendi pasağına bak diye. 😒

Hastalandım resmen. Bunlar nasıl ev? Her taraf yerleşikli, tertemiz. Lavabolar parlıyor. Tüller bile ütülü. Kitaplıklar muntazam. Çalışma masasının üzerinde bir tane fazla şey yok. Benimkinde erik çekirdeği mi dersin mandallar mı, Lulu’nun boyunluğu mu, kızın küpesi mi oğlanın çorabı mı… Ağlayacaktım, daha fazla dayanamadım, kapattım. Kaç gün başım ağrıdı. Hay bakmaz olaydım dedim.

Vasiyetim olsun, günün birinde gerçekten ünlü bir yazar olursam, ardımdan evimi müze yapmak isterlerse arka odamı şöyle muhafaza etsinler. Ne şartlarda çalıştığım, o kitapları neler çekerek ürettiğim, arada derede nasıl vakit bulup da yazdığım, şu ev işlerinden vakit kalsa, biraz daha şansım olsa daha neler yazardım bilinsin arkadaş. ☹️☹️☹️

☹️

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

38 yorum

  1. Öyle evlerde herkes yazar bacım, önemli olan seninki gibi zor şartlarda üretebilmek 😍😍

  2. Bu kadar paralandığımız için çok üzgünüm, halimize elhamdülillah demeden de sine rahat etmiyor. İki arada bir derede dünyalığı geçiren tüm bacılarıma bir ferahlık, bir hafiflik, bir huzur dilerim Rabbim’den ablacığım. Böyle tüy gibi hissettirecek yardımlar yetişsin Hızır eliyle, bir soluk olsun deniz mavi, gök mavi dünya cennet parçası dedirtsin başımızı dışarı çıkarmaya el verip. Yazarken rahatladım kız. 😁

  3. Bebemi ayağımda sallarken okuyup yorulduktan sonra aynı işlerin tekrar tekrar her gün beni beklediğini fark etmek😔 bu sefer üzdü 😬

  4. Off okurken yoruldum.Ama bu yaptıklarımız bize sadaka olarak yazilacak.He bu arada evin erkeğ ne yapiyor bu arada :)Hic yardımı olmuyormu ben karantina günlerinde eşimden cokbyardim aldım Allah razin olsun hep is bölümü yaptık. Eee o mutlu ben mutlu😁

    1. eşim işe devam etti. çok arttı işi personel azalttıkları için. göremedik bile doğru düzgün.

  5. Ikiz bebeklere hamileyken bu daginikligin biraz abarti oldugunu dusunmustum galiba… simdi toplu ev biraz abarti bi beklenti geliyor bana 3 abi + ikiz bebelerle hahahah.. sirf ev biraz daha yasanilabilir olsun diye minimalist videolar seyrediyorum bu ara 🙂

  6. Ünlü bir yazar olman ve kedi beslemen dışında tam beni anlatmışsın 😂 her kelimesinde kendimi gördüm ☺️ Allah güç kuvvet versin ne diyeyim 😘😘🌸🌸

  7. Yine harika durum tespiti yapmışsınız. Rahmetli annem dağınık evler için kedi enciğini kaybetse bulamaz derdi. 😇 Lulu ve encikleri bir sorun yaşamadığına göre yoksa siz…? 🤪😉 ( Lütfen daha çok yazın. Yazılarınızı merakla bekliyorum.)

    1. Ayyy okurken yoruldum… Ama. Bizde durum farklı mı hayır… Tek farkla bizde kedi yok sadece aralıklı oruç diyeti yapan bir balık var.. O da garibim neredeyse konuşmaya başlayacak “yemek” diye.. Hayvanlara o kadar duyarlıyız yanii.. Secce kedileri nerden sardın başına demeden gecemedim okurken 🙈

  8. Secce Bacım..
    ben pek yemiyorum bu “pasaklıyım” mevzuunu DYSON süpürgeni gördükten sonra haberin olsun
    ahahahhaa.. herkes bilir ki DYSON almak-aldırmak her süper titizin hayalidir. sende var ve tabi ki her gün kullanıyosundur kalıbımı basarım..yeme bizi bacım ..fsfagagfaga

  9. Offf okurken yoruldum, yaparken daha çok yoruluyorum. Kızım anne ben büyüyünce yemek yapmayı sevicem senin gibi olmicam diyo😂. Napayım arkadaş sevmemek ne demek nefret ediyorum yemek yapmaktan. Kadın olmayı sevemedim ben. Çok dertliyim bu konuda. Haa senin baktığın o yazar evleri erkek yazar evleridir, arkalarını toplayan birileri vardır, kadınsa da yatılı yardımcıları vardır.

  10. Sen git milyonların sesi ol, Instagram bir link verdirmesin, olacak iş değil. Seviyoruz seni, ailemizin yazarı ❤️

  11. Onlar pasak değil kuzucum senin ilham kaynağın ev isi. Kara delik gibi ömür biter o işler bitmez

  12. Secce oyle bir yazmissinki bi an bende evinin bahsettigin yazarlar gibi oldugunu sandim. Basima agrilar girdi. Her cumlede yikildim. Taki son resmi gorene kadar. Su an nasil mutluyum anlatamam. Gidip kahve koyup ayagimi uzaticak yer bulabilirsem uzatip keyif yapicam 😀

  13. Aaa okurken yoruldum valla 😅 gülüyordum ki sonuna doğru hüzünlendim ve eve yardımcı istiyorum şu an. Her işi de biz yapmak zorunda mıyız canıım aaa 🤪

  14. Canıııımmmm Secce’m sen iyi ki varsın be bacım hiç üzülme benim gibi kaç kişinin yüzünü güldürüyorsun Allah bilir. Eski yazılarını okurken ağlıyorum bunda da ağladım. Üçüz annesiyim yaşadığım şeyleri senin dilinle okurken hem karnım ağrıyarak gülüp hem zırıl zırıl çok ağladım. Bölüne bölüne, sürüne sürüne yaşamaktan çok yorgunum ben de Secce’m. İkiz annelerinin yazılarını da koyuyorsun ya bazen ben de kendimi toparlayıp vakit bulabilirsem kendi gözümden üçüz annesi olmayı yazacağım sana inşallah. Şu yazdıklarının hepsi kadınlar neden iş hayatında aktif olamıyor goygoyunun cevabı. Bal gibi biliniyor ya neyse! Türkiye’de kadın olmak zor iş Secce kardeşim. Sevgilerimle

    1. Semraaaaa çok teşekkür ederim yorumun için. o kadar çökkün bir anıma denk geldi ki. enerji buldum sayende, yeni yazı gireyim bari dedim. 😀 Üçüz anneliğini mutlaka bekliyorum ilk fırsatta. 😉

Aysel için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.