İki yaş çocuklarının kendi aralarında konuşmasını izlemek kadar zevkli bir şey var mı, Allah aşkına? Bıdır bıdır bıdır, ne şekerler yaa. Özellikle kendilerinden başka biriymiş gibi söz etmelerine hastayım. Oğlan yere düşüyor, “Amet düştü paaattt,” diyerek kalkıp tekrar kendini yere atıyor. Ya da su istiyor, koşarak yanıma gelip “Amet’e su,” diyor. Kız tabi biraz daha profesyonel. Çok daha kapsamlı cümleler kurabiliyor. Bazen bu laf bundan mı çıktı diye bakıp kalıyorum. Ama o da  kendinden başka biri gibi söz ediyor. Hatta işi epeyce de abartıyor.

Sanırım kızım ruhunda iki kimlik barındırıyor. Biri Mekki biri de “ben” dediği kendisi. Geçenlerde kahvaltı ediyoruz. Küçük hanım su istedi, verdim. Suyunu bitirmiş, bardağı bana uzatıyor: “Anne şunu al ki Mekki düşürmesin.” Ben de o sırada ocakta bir şeyle uğraşıyorum, hemen koşup alamadım bardağı, “Dikkat et de düşürme,” dedim. El-cevap: “Ben değil, Mekki düşürür!”

Bazen de onu kendi kendine konuşurken yakalıyorum. Bir yandan duvarı çiziyor, bir yandan kendini paylıyor: “Mekkiiii duvarlar çizilmez, anne kızarrr, Mekkiiii, çizmeeeeeee, sadece boya kitabı çizilir, Mekkiiiiiiiiiiii.” Ama yaramaz Mekki oralı bile olmuyor!

Dün anneannesi namaz kılıyordu. Bu da seccadede yuvarlanıyor. Tabi bir taraftan da kendini haşlıyor: “Mekki, kalk, anneanne Allah diyor, önüne yatılmaz!” Ama işin kötü yanı Mekki onu hiç dinlemiyor, seccadede yuvarlanmaya devam ediyor. Kızım sinirleniyor: “Mekkiii, kalk diyorum. Yatılmaz! Anneanne Allah diyor.”

Her şeyi anlıyor, söylüyor, zamirleri, ekleri çatır çatır kullanıyor ama bir türlü kendinin Mekki olduğunu kabul etmiyor. Ben de ister istemez düşünüyorum, acaba bir Mekki mi var Mekki’den içerü?

Share and Enjoy !

0Shares
0 0
Paylaş: