(Daha önceki madam yazıları için bkz. 1, 2, 3, 4, 5)

Bu yazıyı yazmadan önce yine olayı tarihi akışını bozmadan ele almak için anamın evindeyken hiç yatak topladım mı acaba diye düşündüm. Topladığımı hiç hatırlayamadım valla. Anamın deyişiyle odayı döker saçar okula kaçardık. Döndüğümüzde de pırıl pırıl olurdu oda. Tabi benim anam madam olmadığı için evlendirene kadar bizi peşimizi topladı. Anneannem çok üzülürdü bu duruma. “İlaaa kızııııım, üzük üzük üzüyorsunuz ananızı. Yaptığınız ananızaysa öğrendiğiniz kendinize. Yarın bir gün el kapısı var yavrııııım, el kapısı,” diyerek bizi korkutmaya çalışırdı.  Ama nafile.  El kapısından girene kadar yatak toplamadım.

Tabi ben anam değilim. Koskoca Madam Secce’yim. Evlenene kadar bebelerin yataklarını toplayacak değilim. Hem yarın bir gün el kapısı da var. Ona da hazırlamak lazım çocukları. Sonra arkalarından “Aman anaları da ne biçim yetiştirmiş bıdı bıdı” ettirmesinler. Şanıma yakışmaz bir kere. İşte bu yüzden bebeleri hayata, bununla birlikte el kapısına hazırlamak için ne zamandır Madam’ın “bırakınız yapsınlar, bırakınız döksünler” felsefesiyle hareket etmeye devam ediyordum. Gerçi en son yazıda tövbe etmişim madamlığa ama insanın kanı asil oldu mu duramıyor işte. Ama müjde! Dün ilk kez çektiklerimin karşılığını almaya başladım!

Yine sabahın köründe uyandık. Evi toparlamaya çalışıyordum. Kıza “Git de yatağını topla” dedim. Tabi yatak toplamasını falan beklemiyorum. Maksat başımdan göndermek. Kısa bir süre sonra geri geldi. “Anne, topladım, gel de bak,” dedi. Laf olsun diye gittim. Topladım dedi ya, ne görsem tezahürat yapacağım. Odaya bir girdim. Bir yatağa baktım, bir kıza baktım. O an durup “Bu yatağı ben toplamıştım da unuttum mu acaba” diye düşündüm. Yoo toplamamıştım. Peki babası toplamış olabilir mi? Yok, daha neler. Vallahi de billahi de kız toplamış yatağı! Aha aynen böyle! Heyt beee, analar neler doğuruyor, maşşşaaallah!

 

hey yavrum heeey

hey yavrum heeey

Yemin ederim fotoşop falan yok! Yastığını düzeltmiş. Yorganı örtmüş. Örtüsünü de kapatmış. Ağzım açık kaldı. Ellerini öptüm. O da asil bir madam yavrusu olarak mutlulukla miyavladı.

E kardeşi yaparsa ondan bir dakika önce dünyaya teşrif eden haliyle dünya hayatında daha tecrübeli olan ikizi de yapardı elbet. Oğlanı çağırdım ve yatağını toplamasını istedim. Ağladı, zırladı, “Sen büyüdün artık anne, sen toplayabilirsin” diye beni ikna etmeye çalıştı, bacısı yapsın diye kıza olmadık baskılar yaptı, yerlerde süründü, yastığı alıp kaçmaya kalktı, ölü numarası yaptı, “Daha ben çok küçüğüm, ellerim minnacık,” diye beni kandırmaya çalıştı, “Bacın yapıyor, sen de yapabilirsin,” deyince tam bir erkek olarak “Heh işte, o yapabiliyor, o yapsın benimkini de” diye kaytarmaya çalıştı… Yaklaşık 45 dakika süren ikna çabalarım sonuç vermeyince tehdit aşamasına geçtim ve yatağını toplamazsa İtfaiyeci Sam’i bir daha izleyemeyeceğini, artık onunla helalleşip ayrılması gerektiğini söyledim. Can evinden vurdum yani bebeyi. İşte buna dayanamadı. Önce ona izletmeyeceğime inanmadı. İçeriden sesini duyup kendisini odaya kapalı bulunca can havliyle topladı. Aha o da şu!

hmm en azından yorgan yatağın üstüne çıkmış. tersi de olabilirdi!

vay yavrum vaaay

Açıkçası ben bu kadarını da beklemiyordum. En azından yorgan yatağın üzerine çıkmış. Pekâlâ tersi de olabilirdi. Tebrik ettim kendisini.

Gördüğünüz gibi bebelerin yaşı dörde çeyrek kala Madam Secce olarak ektiğimi biçmeye başladım, arkadaşlar. Nihai hedefim olan kızın yerleri, oğlanın da camları sildiği benim de kahve içip salındığım ortama az kaldı. Şimdi sen kork benden elden kapısı! NİHAHAHHAHAHHA.

Paylaş: