Uykusuz her gece! Sen fark etmesen de!

Blogumla ilgili bana en çok gelen eleştiri “Puhuhahaha amma da abartıyorsun bea!” eleştirisi. Peki abartıyor muyum? ASLA! diyemem ama abartacak kadar da abartmıyorum hani. Zaten bu abartıyorsun eleştirisi ya bekârlardan geliyor ya da çocuksuzlardan. Ha hiç çocuklulardan gelmiyor mu? Geliyor tabi, ama sadece çocuklu erkeklerden!  Kadınlardan duymadım valla! Geçenlerde bir yazı yazmıştım ya hani dinamik… Okumaya devam et Uykusuz her gece! Sen fark etmesen de!

Yeni oyuncaklarımız

İkiz sahibi olmanın en zor yanlarından biri iki çocuğa da eşit davranabilme zorluğu. Haksızlık olmasın diye bebeklerken sağdığım sütleri bile cc hesabı yapıp veriyordum vallahi. Gerçi ince hesaplar yaptım da ne oldu, oğlan dört aylıkken bıraktı emmeyi, kızı iki yaşında zor kestim. Herkes nasibini yer elbette amenna, ama anne olunca işte herşeyi ince ince düşünüyor… Okumaya devam et Yeni oyuncaklarımız

Lulutata – Sosyal Güve

Bugün güzel bir haberim var size. Güzel bir yerde yazmaya başladım. Lulutata Çocuklu Aile Rehberi. Çocuklarla yaşama dair hemen hemen her şeyi barındırmayı hedefleyen yeni bir web sitesi bu. Asıl odaklandıkları alan ise çocuklarla gezmek. E malum, en zor iş!

Yayım tarihi
Biraz da benden olarak sınıflandırılmış

Yarım Elma Gönül Alma

Her sülalenin öne çıkan bir özelliği vardır ya, işte bizim sülalede o özellik anneye hediye alma zorluğudur. Anneye hediye almak zordur, çünkü analar hiçbir şeyi beğenmez. Hediyeden memnun olamama geni sülaledeki analar arasında nesilden nesile itinayla aktarılmıştır. Mesela annem anneannemin bir türlü hediye beğenememesinden yakınır durur.  Ne alsa “Ben şundan görmüştüm, o daha güzeldi, bilmem… Okumaya devam et Yarım Elma Gönül Alma

Ne diyeyim? Nasip böyleymiş…

“Herkes bir gün on beş dakikalığına ünlü olacak” demişler ya, ne kadar doğru bir söz. Gün geçmiyor ki tanıdığım biri TV’lerde, gazetelerde boy göstermesin. Tabi biz gibi garibanlara da onları izlemek kalıyor! Ha bir de konu komşuya gösterip yorum yapmak tabi ki de.  “ Aboooovv kız bu bizim Nimet değil mi? Yemekteyiz’e mi katılmış? Ne… Okumaya devam et Ne diyeyim? Nasip böyleymiş…

Kendin pişir kendin ye!

Yemek yapmayı çok severim. Hele yeni yemekler denemeye bayılırım. Annem bu konuda yeniliğe pek kapalıdır. En azından benim bildiğim son 32 yılda annem hep aynı şeyleri pişirdi. Misafire pandispanya, mercimekli köfte, börek –özel misafirse yaprak sarması. Ev halkına da her evde pişen klasik şeyler, klasik tarifler işte. Şimdi kafama terlik yemeden hemen belirteyim, yaptığını süper… Okumaya devam et Kendin pişir kendin ye!

Hayatın normalleşmeye başladığının resmidir – IV – Cüzzamlı Kurabiye

(Daha önceki anormal “normalleşme” hikâyeleri için bkz: 1., 2., 3.) Kurabiye yapmayı hiç beceremem. Hamuru hadi neyse de tek tek minik minik şekil vermekten nefret ederim. Hepsi ağızları bir tarafa, burunları öteki tarafa bakar. Kurabiye ile aram hiç bir zaman çok iyi olmadı. Aslında iyi olabilirdi de her şey travmatik bir geçmişle başladı. Şimdi koltuğa… Okumaya devam et Hayatın normalleşmeye başladığının resmidir – IV – Cüzzamlı Kurabiye