Nasıl başlasam?

Haftalardır gün sayıyorum. Bir an önce bitse şu işler de bloga dönsem diye. Bu arada bazen o kadar komik olaylar oldu ki kendimi zor tuttum her şeyi bir tarafa atıp yazı girmemek için. Unutmayayım diye notlar aldım kikirdeye kikirdeye.

Yayım tarihi
Oradan buradan olarak sınıflandırılmış

Döndüm

İşler bitti, döndüm şükür. Yalnız uzun süredir olmadığım için blog epey tozlanmış. Hele bir cam kapı temizleyeyim, hemen başlıyorum 😉

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış

Az kaldı

Bu yazıyı yazmayayım diyordum ama olmadı. Gittim, geliyorum yazılarını hiç sevmem. Arada kaçamak yapıp gelecek olsa da soğutur insanı. Ben de uğrarım nadir de olsa diyordum ama olmadı. Sağ olsun mail atıp soranlar var, öldüm mü kaldım mı diye merak edenler. Elhamdülllah hepimiz iyiyiz. Sadece elimde işler biraz birikti. İstemeden bir ara verdim yazılara. 8… Okumaya devam et Az kaldı

Yayım tarihi
Genel olarak sınıflandırılmış

Madam Secce 6. Bölüm “El kapısı var yavrııııım, el kapısı!”

(Daha önceki madam yazıları için bkz. 1, 2, 3, 4, 5) Bu yazıyı yazmadan önce yine olayı tarihi akışını bozmadan ele almak için anamın evindeyken hiç yatak topladım mı acaba diye düşündüm. Topladığımı hiç hatırlayamadım valla. Anamın deyişiyle odayı döker saçar okula kaçardık. Döndüğümüzde de pırıl pırıl olurdu oda. Tabi benim anam madam olmadığı için… Okumaya devam et Madam Secce 6. Bölüm “El kapısı var yavrııııım, el kapısı!”

Pasta bulamazsanız, em em eeemmm ne yerseniz yiyin hulen!

Sanırım ben hiç abur cubur yemeden büyüdüm. Annem aldırmazdı. Markete giderdik birlikte. Bir şey istemeyi de bilmezdik öyle. Hadi o gün arsız günümüzmüş, diyelim ki canımız çekti, kek istedik, “Ooo” derdi annem, “Ben size evde âlâsını yaparım.” Ya da bisküvi isterdik, annem hemen atlar, “Ben size börek yaparım.” Hazır meyve suyu eve sokulmaz zaten. Annem… Okumaya devam et Pasta bulamazsanız, em em eeemmm ne yerseniz yiyin hulen!

Trafik çilesi

İnsan elindekinin kıymetini kaybedince anlıyor. Kayseri’de benim yaşadığım yerde, benim yaşadığım zamanda birbirine paralel uzanan iki şeritli dört yol vardı. Üzerlerinden saatte bir otobüs geçerdi. Onun dışında araba görünmezdi. İstanbul’a bir akşam vakti geldik. Binlerce araba farını bir arada görünce dilimi yutuyordum neredeyse. O günden sonra trafik çilesi hayatımızın sıradan bir parçası oldu.  Sürekli söylendik… Okumaya devam et Trafik çilesi

Oturun evinizde!

Geçen hafta pek keyfim yoktu. Belki açılırım diye bebeleri alıp dışarı çıktım. Yağmur yağmıştı. Her yer ıpıslak. Parka gitsek bebeler ıslanacak. Yürüyüş yaptık biraz. Yolda anamı aradım. Uzun yoldalarmış. Ankara’ya dedemi ziyarete gidiyorlar. Karı koca, üç çocuk. Çocuk dediklerim de 25-35 yaş arası. Aile tamam, yani bir ben yokum aralarında. Niye benim haberim yok dedim.… Okumaya devam et Oturun evinizde!

Fış fış kayıkçı…

Bir arkadaşım var.  Benimkilerden bir iki ay büyük bir çocuğu var. Çalışan bir anne. Bebekten kısa süre sonra işe döndü. Bebeler çok küçükken görüşmüştük. Ben perişan haldeydim tabi.  Saçlarım yağ bağlamış, kokumdan yanıma yaklaşılmıyor, gözlerimin altında mor halkalar… Bebelerimse her daim ciyak ciyak ağlıyor. Onunkisi çok usluydu maşallah. Geldi, gitti, sesini duymadık. “Zor olmuyor mu… Okumaya devam et Fış fış kayıkçı…