“Herkes bir gün on beş dakikalığına ünlü olacak” demişler ya, ne kadar doğru bir söz. Gün geçmiyor ki tanıdığım biri TV’lerde, gazetelerde boy göstermesin. Tabi biz gibi garibanlara da onları izlemek kalıyor! Ha bir de konu komşuya gösterip yorum yapmak tabi ki de.  “ Aboooovv kız bu bizim Nimet değil mi? Yemekteyiz’e mi katılmış? Ne bilir ki o yemek pişirmeyi? (Hahaha evet, Nimet, adını özellikle kullandım bacım, bir önceki yazıma yazdığın yorumdan ötürü!) / Şu şarkı söyleyen kız var ortaokulda bizim sınıftaydı, aslında bu kadar güzel değil. Burnu estetik, kaşları iki parçaya ayrılıp inceltilmiş, dişleri de vampir gibiydi, yaptırmış demek ki. / Aman ben onun çocukluğunu bilirim. Gece gündüz anasından dayak yerdi. Büyüdü de psikolog olup TV’ye mi çıkıyor, yerim onun psikologluğunu. / Hıı evet bizim sınıftaydı. Hıı hı Türkiye birincisi olmuş. Hıı evet çalışkan sayılırdı. Benim netlerim hep daha yüksekti ama tüh işte kaydırmasaydım…” Tabi hava atmayı seven bir millet olduğumuz için TV’ye çıkanı çok yakından tanımamıza da gerek yok. Gerekirse dokuz göbek bağlantı kurmayı da beceririz biz. Mesela Kayseri’de biriyle tanışmıştım. Kendisi Abdullah Gül’e çok yakınmış. Abdullah Gül’ün emmisinin bağının olduğu büküşün başında bunun amesinin bağı varmış. O kadar yakın yani!

Lan bi şöyle hava attıramadım kendimle. Anlattım ya küçüklükten beri ünlü olma hayaliyle büyüdüm ben. Daha bacak kadar çocukken bacımla kendi kanalımızı kurmuştuk bile: KIZLAR TV! O kadar potansiyeli yüksek bir aileyiz yani. Hem artık büyüdüm de. Ayol kapı gibi de blogum var be. Her konuda on numara yazı paylaşıyorum. Ne yazsam “Huaa Secce Kuzu, çok güzel yazmışsın lan” diye yorumlar alıyorum. Kendi çapımda hayran kitlem, fan kulübüm, sevenlerim, istek parça yollayanlarım bilem var. İstiyorum ki artık ben de TV’lerde boy göstereyim, çocuk büyütme hususunda engin bilgilerimden yararlanılsın, yemek programlarına konuk olarak katılıp tatlı sohbetim eşliğinde cüzzamlı kurabiyeler, çişli kekler pişireyim, beni orada gören kurtlu karılar çatır çatır çatlasın, hasedinden tırnaklarını kemirsin, “Ay ben bu kızı tanıyom bea…” diye yorumlar yapılsın… Akşama da sevenlerim arasın, telefonum kitlensin, “Kız seni gördüm TV’de” desin. İşte bunların hepsi bir hayaldi. Ve gerçek oldu! Sonunda ben de ünlü oldum, TV’de boy gösterdim. Ama hiç tahmin etmediğim bir şekilde!

Geçen hafta evdeyiz. Bebelerin ablaları var. Ben de bilgisayar başında iş yetiştirme derdindeyim. Dışarıdan sesler geliyor. Duydum ama ilgilenmedim. O sırada cincin kızım bağırdı, “Anneaaa itfaiyeler!” Gayri ihtiyari camdan baktım ki o da ne! Dört koca itfaiye, bir polis aracı, iki ambulans, konu komşu sokakta… Lan dışarıda kıyamet kopmuş bizim haberimiz yok. Karşı apartmanın üst katından dumanlar çıkıyor. Camda iki çocuk, iki kadın… İtfaiye bir yandan yangını söndürüyor, öte yandan içeridekileri kurtarıyor. Durur muyuz hiç evde? Durmadık tabi! Balkona döküldük. Bebeler birer turşu kavanozuna çıktı, ben belime kadar aşağı sarkıp konu komşudan malumat aldım. Herkes panik halinde. Yüreğimiz ağzımızda kurtarma operasyonunu izledik. Elhamdülillah kimsede bir şey yok. Derin bir nefes aldık, eve girdik.

Akşama kadar sağdan soldan telefon geldi. Duyan tanıdıklar beni aramışlar ne oldu, ne bitti diye. Ve akşam işte o yıllardır beklediğim telefonlar, mesajlar gelmeye başladı ardı ardına: “Kııııııııııııııız seni gördüm, TV’ye çıkmışsın!” Resmen telefonum kitlendi!

Evet, on beş dakikalık ünlü olma sıramı aklıma hayalime gelmeyecek bir şekilde kullandım. TV’ye çıktım. Hem de ana haberlere! Ama ünlü blogır Secce Kuzu; lezzet ustası Chef Secce; kurtlu anadolu kadını Secce Bacı; asil, narin, entel dantel kadın Madam Secce;  müthiş ikiz anası… olarak değil! Komşuda çıkan yangını balkonda turşu bidonuna çıkan bebeleriyle vah vah tüh tüh diyerek, dudak kemirerek izleyen gerzek meraklı komşu kadın kategorisinde!

Paylaş: