Sevgili hanımlar,

Babalara rehberin 1., 2. ve 3. bölümünden sonra ahan da 4. bölüm karşınızda. Malum önümüz bahar. Ailece addaa sayılarımızda inşallah önemli bir artış olacak. Sizin evde de annenin dışarı çıkarkenki sorumlulukları dönünce yenecek yemeği hazırlamak, kocanın giyeceklerini hazırlamak, bebeleri hazırlamak, çantaları hazırlamak, kendini hazırlamak, evi toparlamak… babanın sorumluluğu ise kapıda “hadi hadi” demekse, buyurun efendim yazıma. Her zamanki gibi çemkirmesi benden ulaştırması sizden.

Sevgili babalar,

Bir babalara rehberle daha yine karşınızdayız. Bugünkü parmak basacağımız konu dışarı çıkma rutiniyle ilgili bilinmesi gerekenler. Dışarı çıkma rutini –adı üzerinde- herhangi bir sebep için ailece dışarı çıkarken yapılanlardır. Bu rutinin en önemli özelliği, rutin ne kadar kısa olursa, ailece kapıdan o kadar çabuk çıkılacağıdır. Dışarı çıkma rutinini minimum süreye indirmek için sizin de yapabilecekleriniz şöyle:

  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin. Kapıdan çıkmamız için onlarca kez tekrarlanan hadi kelimesi, sanıldığının aksine, annenin kapıdan çıkışını hızlandırmaz, bilakis sinirlerini bozup olmadık bir kavga çıkararak, kapıdan çıkma sürenizin uzamasına sebep olur. Hadi hadi diyeceğinize bir işin ucundan da siz tutun. Hep birlikte daha çabuk kapıdan çıkalım.
  • Evdeki işlerden kaçmak için “Ben arabada / aşağıda / dışarıda bekliyorum,” diyip can havliyle kendinizi sokağa atmayın. Bu rutinde annenin “aşağıda koca bekliyor” baskısıyla evde yalnız bırakılması sanıldığının aksine annenin kapıdan çıkmasını hızlandırmaz, sadece dışarıda direk olmanıza, başınıza güneş geçmesine, onlarca kez anneye “Hadi hadi” demek için telefon açmanıza… neden olur.
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Anneye “Oha şimdi yemek hazırlamanın sırası mı? Geç kalıyoruz, hadiiiii” diye bağırmadan önce düşünün: dönünce ne yiyeceksiniz? Hayır, “Onu da dönünce düşünürüz” yanlış cevap. Unutmayın, doyurulması gereken tek mide sizde değil. Bir de bebeler var. “Canım, ne yemeği, dışarıda yediririm ya da eve gelir gelmez hemen yemek ısmarlarım” diyorsanız oh ne âlâ. Ama herhangi bir yemek sözü vermiyorsanız, dışarıda yorulmuş, acıkmış bebeleri eve girer girmez doyurmak için annenin mutlaka yemek hazırlaması gerektiğini lütfen unutmayın!
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Anne üzerinde bir de “Şimdi ben giyeceğim?” / “Şu gömleğimi bir ütülesene” / “Nerede benim çoraplarım” baskısı oluşturmayın. Ne istiyorsanız giyin, dolap sizin. Ütüleyebiliyorsanız buyurun ütüleyin. Ütüleyemiyorsanız, ütü istemeyen bir şey giyin. Yeter ki giyin! Çoraplar için de en son attığınız yere bir bakmayı deneyin.
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Annenin çocuklar için hazırladığı çantayı görünce “Oha yatılı mı gidiyoruz. Ne doldurdun bunun içine?” demeyin. Biz de tosba gibi tüm evi sırtımızda taşımaya bayılmıyoruz. Ama çocuk olunca her şeye ihtiyaç oluyor, ne yapalım?
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Anneye lütfen “Sen daha giyinmedin mi?” diye söylenmeyi kesin. Giyindirilmek için modacımızı beklemiyoruz herhalde. İşlerden sıra gelirse giyineceğiz! O da olacak, merak etmeyin.
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Annenin iki taşın arasında sağı solu toplamaya çalıştığını görürseniz “Şimdi temizliğin sırası mı. Yürü artık!” demeyin. Unutmayın ki bu davranış nesilden nesile analarımızdan aktarılarak bize kadar ulaştı. Biz sadece ya yolda başımıza bir şey gelirse eve girdiklerinde “Amaaan rahmetli de ne pasaklı kadınmış” demesinler diye ya da eve bir misafirle dönmek zorunda kalırsak misafiri korkutup kaçırmayalım diye evdeki enkazı kaldırıyoruz. “Ulan biz öldükten sonra ev dağınık olmuş toplu olmuş ne önemi var,” demeyin. Biz de zamanında analarımıza öyle derdik ama “pasaklı koca” diye bir şey olmadığını, “pasaklı kadınınsa” yedi nesil anıldığını öğrenince böyle olduk, ne yapalım?
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Annenin hazırlanmaya çalışırken “Ay gebereceğim,  sizinle bir daha bir yere gidersem gidişim olsun da dönüşüm olmasın inşallah” diye çocuklara cırlaması üzerine “Bağırma çocuklara” diye bağırmayın! İşin aslı anne sadece hızlandırılmış tura geçebilmek için ilginizi çekmeye çalışıyor. Aslında o bebecim-sana-bağırıyorum-kocacım-sen-anla-da-bir-zahmet- kıçını-kaldır-yardım-et bağırışı. E bi zahmet!
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Çocukları hazırlamaya çalışıyorsanız unutmayın ki en son ayakkabılar giydirilecek. Üzerinde kıçındaki bezden başka bir şey olmayan çocuklara ayakkabı giydirseniz ne olur giydirmeseniz ne!
  •  Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Tam kapıdan çıkarken karşılaşacağınız “Anne çişim geldi” cümlesi ya da keskin bir b.k kokusu üzerine anneye “Hadi artık beeee, bi çıkamıyorsunuz” diye bağırmayın. Unutmayın, bebelerin boşaltım sisteminin sorumlusu biz değiliz.
  • Allah aşkına kapıda dikilip “Hadi hadi” demeyi kesin.
  • Anne bu kadar iş yapıp zar zor kendini kapıya attığında ALLAH AŞKINA bilgisayar ya da TV başında oturup bir de kendinizi hadiletmeyin. E hadi, hazırız, çıkıyoruz!
  • İtiş tepiş, bağırış çağırış, bebe belik sokağa çıkmışken “Aaa cep telefonumu almadın mı?” / “Tüh arabanın anahtarını unutmuşum” / “Yaaa gözlüğüm nerede? Taktım diye hatırlıyorum” tipli kendinize kafa attıracak cümleler kurmayın. Altı üstü yanınıza almanız gereken en fazla 3 aksesuar var, onu da bari unutmayın!

Hepinize ailece mutlu mesut geziler dilerim.

Paylaş: