Salın da geeel saaalııın daaaaaaaaa

Hani demiştim ya çocuklarımın bana çekmesini istemediğim özelliklerim var. Bunlardan biri de kalaslığım. Yani tamam, ince narin bir insanım, ama şöyle bir düğüne müğüne gidelim, ortada müzik çalsın, insanlar şıkır şıkır oynasın, hele biri de bana zorlatsın “oturmaya mı geldin, kalk kız, iki de sen dön” desin, valla kaskatı kesiliyorum, kalas oluyorum resmen ya. O yüzden nefret ediyorum, düğünden dernekten, kına gecelerinden. Ben oynayamıyorum kardeşim. Israr etmeyin bana lütfen. Yemin ederim, oynayanlara bile el çırpışım maymun gibi. Normal alkış tutmayı bile beceremiyorum. Ah ben istemez miydim, meydana atlayayım, öyle bir gerdan kırayım, göbek atayım ki herkes dönsün bana baksın, millet kendi oynadığından utansın, etrafımda halka olsun bana tempo tutsun. Yok işte olmuyor, zorlamanın alemi yok. Şimdiye kadar her katıldığım mecliste bu işin sıkıntısını yaşadım, millete diller döktüm ben oynayamam edemem diye, masaların altına saklanmaya kalktım ama yok! Ne ederse edeyim rezil olmaktan kurtulamadım. Hani analar ister ya ah çocuğum yüzme bilsin, satranç oynasın, keman çalsın… Vallahi hiç birinde gözüm yok, ben çocuklarım büyüdüklerinde düğünlerde hayatta kalacak kadar, en azından canları istediklerinde kurtlarını dökecek kadar oynamayı bilmelerini her şeye yeğlerim.

Küçüklüğümden beri nefret ederim oynayamamaktan. Aslında içten içe hep özenmişimdir oynayanlara, ama ben beceremiyorum işte. Böyle şeyler genetik, biliyorum. Ama alın yazısı da değil ya kardeşim, sonradan da öğrenilebilir. Yıllar önce sosyal hizmetlerde gönüllü annelik yapıyordum. 2-3 yaş grubuna. Bir Roman çocuk vardı. Adı Beşe. Yemin ederim kapı gıcırtısına oynuyordu çocuk. O nasıl bir gerdan kırma, bel bükme öyle. Bakıcılar elleriyle çalar, oynatırlardı çocuğu. Nasıl severek oynardı. Onu görünce dedim ki “Yav el kadar bebe bile yapıyorsa bu işi, ben niye yapamayayım?” İşte o gün makûs talihime bir nokta koymaya, oynamayı öğrenmeye karar verdim.

Bir ev arkadaşım vardı. Çok güzel oynardı. Müzik çaldı mı yeri bırakır, masa üstlerine, kanepelerin üstlerine tırmanır oralarda oynardı. Utana sıkıla ondan ders almak istediğimi söyledim. Yakın gelecekte bir arkadaşımın kınası vardı. Kınaya kadar hazır olmak istediğimi söyledim. Çok destek oldu sağ olsun. Yani bir ara sinirden nefes alamaz oldu ama yine de destek oldu. Uzun çalışmalarımızın sonunda bundan sonrasının bana kaldığını, azmedersem olabileceğini falan söyledi. Ben de gizli gizli alıştırmalar yaptım. Kına günü geldi. Herkes döküldü saçıldı meydana oynamaya başladı. Millet bana da “gel gel” diye işaret yapıyor. “Hadeeee oturmaya mı geldin, kaaaaaalk” diye çekiştiriyorlar. Yine çok utandım. Kalkamadım. Maymun gibi el çırpıyorum köşede. Ama canım da nasıl istiyor, ortaya çıkayım, yeni figürlerimi göstereyim. Derken bir ara “Salın da gel salın da / Meydan kız görsün aman” türküsünü üzerime alınıp kendimi kaybederek ortaya fırladım. Sonuç: millet oynamayı bıraktı, etrafımda halka oldu, beni izledi. Ve tam dokuz yıldır ne zaman kızlarla bir araya gelsek, o günkü oynayışımın taklidini yapıp gülmekten yerlere yatıyorlar!

Allah biliyor ya çocuklarım bu konuda bana çeksin hiç istemezdim. Çekmişler mi? Sanırım evet. Oynak olmadıkları belli. Ama sonuçta yine aynı tezi savunuyorum: bu sonradan öğrenilebilir bir şey. Ehil ellere kalsınlar yeter!

Dün akşam sokaktan geldim, benimkiler kapıyı açtı, nasıl sevindiler. Altı üstü üç beş dakika komşuya bir şey bırakmaya çıkmıştım ama gurbetten gelmişim gibi tezahürat yapıldı. İkisi de sevincinden yerinde oynamaya başladı. Ben de bebelere gaz vermek amaçlı hemen “bıdı bıdı bıtlak çekirgeye” başladım. Maksat bebeler alışsın öz kültürümüze, utangaçlıklarını atsınlar, kıvırtsınlar, biraz pratik yapsınlar, yarın bir gün sağda solda rezil olmasınlar! Benimkiler türküyle coştukça coştu. Ooooh ikisi iki taraftan oynuyor. Ben de katıldım, yılların hıncını alıyorum, kimse yokken doya doya oynayayım bari. Bir ara baktım ben ne yapsam beni taklit ediyorlar. Ben de onlara bir kaç figür gösterdim. O sırada eşim geldi, halimizi görünce gülmekten yerlere yattı. Çok bozuldum. Ama belli etmedim. İşi deliliğe vurdum, oynamaya devam ediyorum. Bir yandan da çaktırmadan şöyle bir dışarının gözüyle süzdüm kendimizi: Aman ya rabbim, bildiğin maymun dansı yapıyoruz yaa. Hiç bir evrim geçirmemiş hareketlerimiz. Bir tek uga uga diye bağırmamız eksik. O kadar ilkel, o kadar yabani. Çok moralim bozuldu. Bebeleri kendi haline bıraksaydım keşke, bir de onlara kötü örnek oldum. Bu böyle olmaz, onları da kendime benzetmeden derhal onlar için iyi bir örnek bulmalı, ders aldırmalıyım.  Yok olmadı, yakınlarda bir Roman mahallesi var, olmazsa bebeleri oraya staja göndereyim. Elimde heba olacak çocuklar. Bana yazık oldu, onlara da yazık olmasın. Hiç kıyamam kuzularıma! Ana yüreği işte.

 

Share and Enjoy !

0Shares
0 0

22 yorum

  1. Haha gözümün önüne geldi birden oynayisin. Ben oynamayı degil cahil cesareti dağıtmayı tercih ediyorum o yüzden. Genetiğimiz böyle napalim 🙂

  2. Hem okudum hem guldum 🙂 hic oynayamasamda her dugunde piste atlarim herkes benim oynayisimi konusur sonrasinda :))) deli saniyorlar beni artik. Bu beceriksizlikle nasiloynuyorsam artik

  3. Bulursan o ehil insanı beni de çağır nolur! İlk kez 23 yaşında oynmayı denedim, o günden bugüne hiç yol katedemedim. şu Azade benim gibi olmasın, içi fıkır fıkır kaynarken bedeni kasım kasım kasılmasın istiyorum çok mu?

  4. Yine çok güldüm yine çok güzel yazmışsın.. Aman ben güzel oynuyorum her oyunu pek güzel biliyorumda noluyo.. Bendede konuya sonradan dahil olduysam eğer algılayamama problemi var. Eşimin en çok dalga geçtiği konudur.. Kim demiş ne demiş nerde olmuş niye yapmış niye etmiş derken en sonunda okkalı bi laf yiyorum.. İnş oğlum bana bu konuda benzemez oynayamasında anlasın yeter

  5. yaa çok güldüm. bende aynıyım valla, düğün dernek olacak diye aklım çıkar, sülaleden kimse evlenmesin bekar yaşasın herkes istiyorum. ısrarlarla başedebilmek oynamaktan da zor, kalkıyorum ama resmen rezil bi durumdayım 😀 insanın annesi falan oynak olmalı gerçekten, tek başına olmuyor.

  6. ayy çok güldüm secce, allah da seni güldürsün 🙂
    adeta kendimi gördüm yazında, ve bir anlamda yol gösterici de oldun bana. kafamda özel ders alma fikri vardı, artık yok (:

  7. bayılıyorum yazılarına yine döktürmüşsün gözümden yaş geldi
    ben oynamaya bayılırım oğlum da bana çekmiş ama sporsu olsun istiyorum ama pek ışık göremedim bedenci ananın oğlu yapamıyor yaaaa

  8. valla ben azmettim oldu,tıpkı senin gibiydim.Hele şu alkışlamada bile ritmi kaçırırdım,deli olurdum.sonra nasıl olduysa kafaya taktım,şimdi fena olmayacak derecede oynuyorum düğünde-dernekte.Favori şarkım da ankaranın bağları:)

  9. Çok şaşırdım valla , seni bir kuzenimle öyle özdeşleştirdim ki yazılarını okurken sanki onla sohbet ediyormuşum gibi geliyor. O ki öyel bri gerdan kırar bir oynar bir oynar Kayseri yerinden oynar 🙂 Ama bende senin gibiyim tek fark köşede maymun gibi el çırpmam sahnede şebek gibi oynamaya çalışırım 🙂 Bahsettiğim kuzenim fala düğünlerde mecbur kalmazlarsa benimle oynamazlar. Allahtan Özge az biarz teyze biraz babaya çekmişte el çırpsam bel büküp popo sallıyor 🙂

  10. Çok güldüm yine. Allah iyiliğini versin inşallah. Sanırım bahsettiğin kınada ben de vardım ama senin oynayışın aklıma gelmiyor ya. Demek ki o kadar da kötü oynamamışsın. Sen diğerlerini geç ya onlar kapı gıcırtısına oynayan profesyonel dansçılar olunca tabi seni beni beğenmezler 🙂

  11. ne zaman yazılarını okusam keyfim yerine geliyor gülüyorum sayende teşekkür ederim hep yaz daha cok yaz

  12. 🙂 ay çok güldüm yazını okurken.. ben de öyleyimdir.. çok sıkılırım düğünlerde.. hatta kendi düğünümde bile 15 dk dan fazla oynamamışımdır.. ama diloş öyle değil.. telefon sesine hatta zil sesine bile kıvırıyor 🙂

  13. yıldız tilbe ile bir akrabalığın yoksa bence sorun yoktur:)))) önemli olan oynarken senin ne kadar keyif aldığın, milletin ne dediği değil. ayrıca “şarkıcı karıssııı binnnazzz” a bile dans figuru bulunmuştur:))

  14. burda gözümden yaş geldi süpersin secce yine harikasın yaa:) var ya bazen yazılarını okumasam da canımın sıkkın olduğu günler için biriktirsem mi diyorum:)

  15. Yazı çok keyifliydi ama yorumum ciddi olacak. Oynayamama sorununun temeli genelde ritm duygusunun eksikliğinden kaynaklanır. Eğer bir süre ritm konusunda çalışmalar yaparsanız düzelir. Gözlerini kapatıp ritmi hissetmeye önce el ve ya ayakla o ritmi yakalamaya çalışın sonra vücudun diğer kısımlarını dahil edin. Çocukların da ritm duygusunu geliştirmek için sırayla ritm tutun. Mesela masaya tap tapa tap diye vurun aynısını tekrarlasın . Gitgide karmaşıklaşsın bu denemeler.

  16. ahh cansın ya. bende aynı dertten.benim kızımın 1sınıfta hafta bir halk oyunları dersi var ve ogün gitmemek için ağlıyor.ne diller döküyom izledikçe yaparsın diyom ama ogün öğretmenini ararım diyip okulagidiyor.bugün halk varsa okula gitmeyecem diye kaltı rüyasında gördü herhalde.zamanla değişir belki.

  17. Turkiye’de yasamadigim icin en sevindigim noktalardan biri de bu. Valla burada bazen arkadaslarin aklina yok sira gecesi yok kina gecesi ( bunu genellikle aramizdaki en yeni evlilere yapariz ki bu bazen iki- uc yillik evli biride olabilir. Maksat muhabbet olsun, kurtlarimizi dokelim.) Bu bizim gecelerde oynayanlarin yaptiklari figurler sanirim seninkine epey yakin Selcen. Valla gonlumuzden nasil geliyorsa, aklimizda ne kadar kaldiysa, Allah ne verdiyse dokeriz kurtlarimizi. Halay cekelim deriz kimin ayagi sagda, kiminin solda, kimi kolbasti oynar, kimi cifte telli. Yanliz bazen arkadaslar annelerini-kayinvalidelerini falan getiriyor. Teyzelerin elleri agizlarinda, gozleri kocaman bizi izliyorlar. Onlari oyle gorunce hep ne guzel eglendigimizi dusunuyorlar diye aklimdan geciriyordum ama simdi senin yazdiklarini okuyunca sanirim bizimde disardan goruntumuz pek de oyle degil. Seni de bekleriz Selcen gecelerimize, buyur gel gonlunce oyna 🙂

  18. merhaba..sizin yeni takipçilerinizdenim.günlerdir ağlamaktan şişmiş gözlerimden şimdi bu yazıyı okuyunca gülmekten gözyaşları geldi..sağolasın..yaşadığım sıkıntıların üzerine çok iyi geldi kafa dağıtmak için..ben de sana yazmayı düşünüyordum.12 hftalık hamileyim. 2 gün önce plasenta previa (plasentanın önde olması, rahmi kapatması) teşhisi kondu ve bir sürü felaket senaryosu yazdı doktorum..dünya başıma yıkıldı sanki..benim ve bebeğin ölümü, rahmin alınması, çok erken doğum vs..riskli gebelik ve hamilelik süreci.. benim senden ricam takipçilerinden önceden bu teşhis konup sonra durumu değişip bebeğini sağlıcakla kucağına alan var mı acaba?bir ümitle yaşarım belki..

    1. aynı rahatsızlıktan birlikte yattığımız hanımlar vardı. hepsinin de doğdu çocuğu. biraz erken oldu ama. küvezde benimkilerle kaldılar, zamanı gelince tıpır tıpır çıktı gittiler. kötüye odaklanma. allah korusun. sadaka ver. sadaka belayı musibeti önler. allah sağlıkla kucağına almayı nasip etsin inş. feysten takip edebiliyor musun? oradan sorayım istersen

      1. faceden takip ediyorum..bu azıcık anlattıkların bile beni ümitlendiriyor..sağolasın..

ece'nin annesi için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.