Allah biliyor ya kızımın bana çekmesini istemediğim özelliklerimin başında bakımsızlığım gelir. Evet, acıklı ama oldukça bakımsız bir insanım. Ne giydiğimi yakıştırmayı bilirim, ne süslenmeyi… Haldır huldur biriyim işte. İstiyorum ki kızım benim gibi olmasın. Yani öyle boyacı küpüne batıp çıkmasın ama giyinmeyi, kendine yakıştırmayı bilsin, görünüşüne önem versin, süslensin, şıkırdasın biraz ayol. Kız kısmı sonuçta. Ama gel gör ki genetik olarak benimle hiç bir alakası olmayan, hatta ara ara benden olduğundan bile şüphelendiğim yavrum, genetik çöplük gibi gitmiş en nefret ettiğim genimi bulmuş, almış gelmiş. Kadere bak!

Kızımın yaşıtlarına bakıyorum, hepsinin elinde ayna tarak, oyuncak makyaj setleri, kollarında bilezikler. Topuklu ayakkabılara bayılıyorlar. Saçlarında rengarenk tokalar. Benim saçaklı kızıma toka takmanın imkanı yok. İlla da saçı gözüne girecek. Cool bir hava verdiğini mi sanıyor acaba. Özensin diye gittim bilezik aldım kaç tane, ilk heves bir iki taktı, kaldırıp attı. Tokaları dersen yerlerde geziyor. Hafta sonu bir de saç fırçası aldım, hani heveslenir de saçını tarar belki diye sabah baktım ki ne saç taraması, oturmuş kendini kaşağılıyor.

hasbinallah!

Tabi aklıma geldi, kız anadan beller sofra dizmeyi, oğlan babadan beller sokak gezmeyi diye boşa dememiş atalarımız, ben bakımsız olursam bu bebe de benden farklı olmaz dedim. Aldım elime kırık dökük bir kaç makyaj malzememi, geçtim ayna karşısına gözümü çıkarmadan kalem çekmeye falan çalışıyorum. “Aaa annea sen gözüne yazı mı yazıyorsun?” dedi. Çocuğun önünde güzel bir örnek yok tabi. İlk kez görünce afalladı. “Yok annecim, makyaj yapıyorum, bak şimdi de ruj süreceğim,” dedim. Biraz kendime sürdüm, az biraz da onun dudağına çaldım. Zırıl zırıl zırladı, vay efendim yüzünü niye boyamışım sadece boyama kitabı boyanırmış! Hey Allah’ım!

Baktım böyle olmayacak, hepten soğutacağım çocuğu, “Gel saçlarını süsleyeyim, bak ne kadar güzel olacaksın,” dedim, tokaları aldım, yanına gittim. Aman aman dokundurmuyor ki yoluk kafasına. “Gel sen beni süsle” dedim, saçlarımı feda ettim, önüne uzandım, oyyyyy kafa derimi yüzüyordu yeminlen. Kellemi elinden zor kurtardım. Moralim bozuldu, kendi haline bıraktım, içeri çamaşır asmaya gittim. Nasıl bağırıyor ciyak ciyak: “Koş annea koş, bak ben süslendim!” Hevesle koştum geldim ki ne göreyim: Kendine gelin başı yapmış!

gelin başı

Ey Allah’ım beni senden ayırma! Bu da ne? Manzarayı görünce yutkundum. Yok anacım yok, çekmez olasıca aynı bana çekmiş. Mayasında yok bebenin, ne kadar boyasan da badanalamaya çalışsan da benim kızım işte! Benim kızım!

Paylaş: