Aksini söyleyen çok olsa da ben çocukların en zor döneminin ilk zamanlar olduğunu düşünüyorum. Hele ikizse, oyy Allah yardım etsin. Ananın işi bir dakika olsun bitmez. O günleri ben annemle aştım. Her ne kadar yanımda annem olsa da yine de çok yorgundum. Geceler hep uykusuz, gündüzler yorucu… Kafamda sürekli ateş kazanı taşıyor gibi hissediyordum kendimi. Cayır cayır yanıyordu başım, beynim. Gece çocukları emzirmek için kalktığımda yastıkları emziriyordum. Çocuklar ayağımda uyuyakalıyordum. Çocuk kucağımdayken bebeyi kaybettim diye bas bas bağırıyordum. Bunlar sıradan şeyler tabi. Bir de sıra dışı olanlar vardı. Mesela bir gün koca bir kayık tabak salataya yağ döküyorum diye güzelce bulaşık deterjanını döktüm. Ha bir yandan döküyorum bir yandan da “Lan bunun kıvamı niye bu kadar koyu, rengi niye böyle yeşil?” diyorum. Sonra gayri ihtiyari lavabonun yanına koyduğumda fark ettim yediğim haltı. Bunu feyste paylaşınca bir çok yorum geldi. Dalgın anne örneklerine çok güldüm. Feys uçar blog kalır diyerek burada da paylaşmak istedim. Katkıda bulunanlara çok teşekkür ederim. Haydi, gülelim bakalım ağlanacak halimize.

Gurur: Ben de cezveye yumuşatıcı koyup kaynatırım genelde. Kızım daha 2 aylık ancaydı. Yine cezveye yumuşatıcı koydum. Onu da ocağa koydum. Kızımı emzirmeye gittim ve farkına varmadan uyuyakalmışım. Bir arada TVde bir haber duyar gibi oldum. 1 gün önce yakınımızdaki parfümeride yangın çıkmıştı, onun haberi. Aaa kalkıp izliyim dedim. Bi kalktım içerde çok yoğun bir yumuşatıcı kokusu. Mutfağa bir gittim cezve alev topu gibi. Alevler aspiratöre kadar değiyordu. Önce üfledim salak gibi:)) Daha da fazlalaştı sonra nasıl tuttum bilmiyorum lavabonun içine atıp suyu açtım. Söndü tabi ama TV’deki yangın haberine kalkmasam Allah korusun belki benim haberimi vereceklerdi.

Ayşe: Yemekleri bulaşık makinasına, kirlilerimizi buzdolabına koymuşluğum vardır. Bir de olur olmaz her şeyi çöpe atıyordum:)

Semiha: Sürahinin kapağını hâlâ bulamıyorum, sanırım çöpe gitti.

Gül: 4 aylık bebeğe kaşıkla çorba verip 4 buçuk yaşındakine biberon vermişliğim var. Meyve suyu sıkmak için tülbenti kaynatayım diye ocağa koyup onu unutup küçük çaplı yangın çıkarmışlığım da var.

Hülya: Ben her seferinde evden çıkarken bir şey unuturdum. Bir gün çıkmak için hazırlanırken çantamı, çocukların eşyalarını vs. her şeyi ama her şeyi tek tek kontrol ettim. Unutkanlığıma alışkın olan kızım ve eşim kapıdan çıkarken “bir şey unutmadın değil mi? çanta, anahtar, biberon…” diye sordular. “yok, yok dedim. Bugün hiçbir şeyi unutmadım. Hadi çıkalım!” çıktık arabaya bindik, sokağın başına geldik. Koltukta şöyle bir yerleşeyim derken gözüm ayaklarıma takıldı. Amanın ayakkabılarımı giymeyi unutmuşum!!”

Senem: Yanan ocağa çaydanlık yerine plastik sürahiyi koymuştum:) Anında altının erimesiyle fark ettim tabi, ne uykusuz günlerdi be.

Aynur: Ofis 5. Katta. 4. kattaki komşuların kapısını anahtarla açmaya çalışmışlığım var. Baktım olmadı, içerden de sesler geliyor çaldım kapıyı özür diledim. Hee bide ev terlikleriyle işe gidecekken apartman boşluğunda eşim yakaladı.

İlknur: Ard arda 4 yumurtayı çöpün içine kırdım  neyse kutuyu bitirmeden fark ettim dedim . Devamında 2 yumurtayı daha çöpe kırınca kek yapmaktan vazgeçtim.

Yeliz:  2saatten uzun uyumamak zaten aklın yarısını götürüyor kalan yarısı da süt olup akıyor:)

Yeliz: Eşime sesleniyorum gelmiyor alla alla.. Bir daha sesleniyorum.  3-5 derken suratında hortlak görmüş bir ifade ile geldi.. Meğer eşime “anneee annee” diye sesleniyormuşum. Geceleri yastık emzirmeye Çalışmışlığım da çoktur:)

Hilal: Daha 40lı bile değilken, çocuk beşiğinde mışıl mışıl uyurken ben uyku sersemi kalkar, yatağa oturur yastığımı alır bir güzel onu pışpışlar ninni söylerdim. Eşim ne yapıyorsun dediğinde de sessiz ol Ayse’yi uyutuyorum uyanacak simdi diyormuşum:) Bir de sürekli dalgın olduğum için çocuğun nefes almadığını düşünüp yattığı yerden alıp deli gibi sarsıyordum çocuğu. Sonunda ağlayınca aman nefes alıyor yaşıyormuş diye sevinip saatlerce yeniden uyutmaya çalışıyordum. Artık nasıl dalgınlıksa hala daha ses gelmedi mi sarsıyorum çocuğu. :))

Sema: Oğlum yeni doğdu. Daha 15 günlük falandı. Sterilize etmek için biberon yerine kaynar suya makineyi atmışlığım var.

Özlem: Oğlum 15 günlük ve ben uykusuz iki haftadan sonra annem kız kardeşim yeğenim geldi. Çocuğu kucaklarına verdim, koltukta daldım 5 dakika geçmedi bir şangırtı. Yeğenim çekmeceyi düşürmüş, çatal bıçak seti olanı. Ben bir fırladım ayağım sehpaya takıldı, uçtum, kendimi vitrinin önünde buldum :))) Hey gidi günler heyyyy ( o an oğlumun üstüne vitrin düştü sanmıştım.) Annemle kız kardeşim baya güldüler halime nasıl uçtun öyle diye :))

Aysun: kızım 10 günlük falandı gece uyanmışım yatağın içinde deli gibi aranıyorum. Bi yandan da eşime bağırıyorum bebek, bebek yok bebek yok! Eşim yazık uyku sersemi allak bullak uyandı kalkıp önce ışığı açtı, sonra benim gözümü. Bebek beşiğinde mışııııl mışıl uyuyor. Ben epey bi süre bebek uyusa da uyuyamadım tedirginlikten, bu anlattığımda da artık yorgunluktan içim geçmiş ve 20 dk falan uyumuştum sonu böyle oldu :))

Zeynep: bazen odalara gidip buraya niye geldim diye oturup koltuk üzerinde dakikalarca düşünmüşlüğüm var. ayrıca kirlileri mutfağa bulaşıkları da banyoya götürüp bırakmışlığım var .

Zeynep: Uyutmaya çalışırken kafasını pışpışlamıştım.

Özlem: Oğlumu iki yaşına kadar emzirdim. Ertesi gün de işe gittiğim için geceleri onun odasındaki üçlü koltukta yaslanır, onu kucağıma alır, br yandan emzirir bir yandan gözlerimi kapatırdım uykum kaçmasın diye. Bir gün sabah uyandım baktım ki koltukta tekim. Çocuk yok. Sonra bir baktım ki yerde yatıyor 😛 Emzirirken uyuyakalmış oğlanı düşürmüşüm. O da hiç istifini bozmadan uyumaya devam etmiş.

Özge: Elektrikli cezveyi ocağın üstüne koymak ve sayısız yemek yakmışlığım vardır .

Fatma: Ben de yemeğe tuz yerine toz halindeki ciflerden dökmüştüm. Yemek köpürünce anladım ama bütün yemek çöpe gitti.

Nursel: Benimkiler ikiz. Dalgınlık hat safhada hele küçükken … Daha 10 aylıklardı tek başına kalmıştım. 2 ay kadar annem dinlenmeye gitmişti evine. Ben de uykusuz, yorgun, bir gün altlarını değiştiriyorum ama o da ne? Getirdiğim pijama altı yok.  Aradım, aradım, çıldırdım, eminim getirdiğime. Neyse gittim yenisini aldım içerden. Giydirdim. Bir sonraki sefer altlarını açtığımda çocuğa iki tane giydirmişim.

Sinem: Deterjanı kirli sepete, kirli çamaşırı da tuvalete attım. Allahtan sifonu çekmedim.

Aygül: Saçımı kurutup sonra gayet sakin ve normal şekilde saç kurutma makinasını buzdolabına koymuştum . Olay 2saat sonra eşimin buzdolabını açmasıyla fark edildi. Bir de çocuk 5-6aylık falandı gece yatağın üstünde ayağımda sallarken uyumuşum. Hayal meyal ayağımdaki ağırlıktan rahatsız olduğumu hatırlıyorum. Sonra da çocuğu bi güzel silkeledim attım yere. Hemen fark ettim ama iş işten geçti, yavrum sümük gibi yapıştı parkeye.

Zeynep: Demliğin alt kısmına çayı döküp demlemek.

Meryem: Çay doldurmaya gidip boş bardakları geri getirmek gibi.

Elif: Ablamdan getirdiğim miss gibi börek poğaça tatlı ve yemek kapının önünde unutulup kapıcı tarafından çöpe atılır:((

Seda: Kirlileri kirli sepeti yerine klozete kapağını açıp atmışlığım var.
Kettle’a su koyup ocağın üstüne koyup altını yakmışlığım var.
Çocuğu kendi yatağımda uyutup odasına yatağına koyacağım diye kucağımda uyuyan çocukla mutfağa girip (mutfakla odası yan yana) ben buraya niye geldim diye o vaziyette bir kaç dakika düşünmüşlüğüm var.
Yumurtayı çöpe kırmışlığım da vardı benim .

Zehra: Kırklı bebe birde altı yaşında oğlanla arkadaşların ısrarı üzerine güne gidilir. Orada alınan-satılan derken uykusuz kafa iyice sersem edilir. Kapıdan çıkarken oğlana giydireceğim kapüşonlu hırkayı kendim giymeye çalışmıştım. Herkes kahkaha attı ama ben çok üzülmüştüm halime.

Dilber: Oğlumun altını alıp kirli bezi çamaşır makinesine atmıştım. Sonra o bezle siyah çamaşırları bi güzel yıkadım. Çamaşırların ve makinenin hali içler acısıydı.

Çisem: Bir  gün çok uykusuzdum. Oğlumun çorabı çıkmış. Ben ayağı yerine biberona giydirmiştim çorabı.

Songül:  Keke yağ koymadan pişirmek, temiz çamaşırları kirli sepetine koymak, çamaşır veya bulaşık makinesini bitti sanarak daha çalıştırmadığımı gőrmek gibi bir sűrű şey. 1çocuk+ikiz annesi olunca bunlar gayet normal gelebiliyor:-))

Arzu: Yüz üstü uyurken bile ayağımda çocuk varmış gibi sallardım. Eşim uyandırırdı napıyorsun diye.  Bir dün de biberonu ocakta ısıtacağım diye benvari usulü direk bibetonun altını yakmıştışlığım var. 5 kere falan.

Efe:  Çocuk ayağımda düştü diye bağırmıştım ama ayağımda çocuk falan yoktu.

Sibel: ikiz benimkiler. 4  aylıklardı. sabaha kadar ağlayan ikizin tekini apar topar doktora götürdüğümüzde aç bu ondan ağlıyor demişti doktor. sabaha kadar aynı çocuğu doyurup durmuşum. Bir de 1.5 aylıklardı yine sabaha kadar aynı çocuğun bezini almışım diğeri boğazına kadar çiş olmuş o zaman fark ettim. diğeri kupkuru bi güzel uyuyor. bi de mama hazırlarken mama koymamışım. aslında koymuşum ama tezgahın üstüne. ılık su içirmişim gece. sabah biboronu elimde tertemiz görünce kafa dank etti. daha çok var neyse allaha emanet büyüdüler :)))

Aygül: Ha birde muhteşem yüzyılda hürremin bebeği emzirirken öldürdüğü bölüm tam benim emzirme dönemimdeydi diziyi izlemedim ama o kadar çok konuşuluyordu ki etkisinde kalmışım herhalde, gece oğlanı emziriyorum içim geçmiş o arada oda öyle bir dalmışım ki o kısacık zamana birde rüya sığdırmışım. çocuğu emzirirken boğuyorum bir kendime geldim tabi uyku sersemi çocuk kucağımda koşarak ışığı açtım. sonra koltuk altlarından havaya kaldırıp başladım araassss araasss diye silkelemeye, gözleri de açmışım 2,5lira kadar. tabi o çığlık ve kargaşaya eşimde fırladı ne oluyo diye. sonuç :misss gibi uykudan uyandırılmıış bir bebek ve sabaha kadar salla babam salla

Semra: Çöpe yumurta kırdım. Kirli kıyafetleri bulaşık makinesi ne tıktım. Eşimin iç çamaşırlarını giyip kendimi zayıflamış sandım. Elektrikli çaydanligi ocakta yaktım. Çift çorabı tek ayağına giydirip ikinci ayağa başka tek çorap giydirip gezmelere gittik. En acısı çocuk kucağımdayken çocuğu aradim, basbaya aradim.

Gamze: Arkadaşlar gibi yumurtayı çöpe kırmak, yemeği yakmak. İlaveten sokakta elimde çöple uzuuun uzun yürüyüp gitmek, çay demlerken telefon çalınca kapağını aloo diye kulağıma dayamak, elimdeki kirli bebek bezini bulaşık makinesine / buzdolabına koymak, tv vs. kumandalarını telefon niyetine çantama atıp çıkmak.

Ayşe: Bebekten önce evde kedi vardı mutfakta ayağıma dolanınca su serper kaçırırdım. Kızım ayaklanıp da bacaklarıma dolanmaya başladığında bol bol su döktüm kafasına kedi sanıp.

Zeynep: Ayrana maydanoz doğradığımı hatırlıyorum, daha geçen günde saklama kabına koyacağım yemeği tencerenin kapağına koydum, daha bunun gibi bir sürü şey

Yasemin: Kızlar 10 aylıklar ve ben haftanın bir günü çalışıyordum. O gün eşimden arabayı aldım ve arabayla gittim işe. Dönerken otobüse bindim sanki birşey unuttum diyorum kendi kendime. 3 durak sonra araba aklıma geldi, indim, tekrar otobüse binip otoparka gittim:) Bir de birkaç kez tuz kavanozunu buzdolabında buldum. Kim koydu bilmem:)))

Özlem: 17 ağustos depreminde evden yenidoğan bebeği alacam diye yastıkla çıkan sonra onun bebek olmadığını fark edip eve giren birini biliyorum:))) en sık yaptığım cezveye yumurta koyup su koymadan haşlamak . Bir koku bir koku. Tuzla cay yan yanadır. Benim çaydanlığa tuz yemeğe çay atmışlığım da var :))

Vildan: Ay neyse ki ben iyiymişim …..))) iki çocuk da ben büyüttüm ama bi çamaşırı buzdolabına koymak, bir de demliğin altına çay atmak dışında önemli bir vukuat yok.

İpek: Oğlum birkaç günlüktü. Gece ağladığında kucağıma aldım. Büyük gelen kıyafetin kol kısmı boş, aşağı sallanır vaziyette görünce panikle ve ağlayarak yatakta kol aradım.

Ayşe: 2 saatte bir emziriyordum. kolaylık olsun diye de yanıma yatırıyordum, duydum ki başını bir o tarafa bir bu tarafa koymak lazımmış, yoksa yamuk olurmuş.  her seferinde kafanın ne tarafta olduğunu unutup “kafasııı çocuuumun kafası yoook” diye çıldırıyordum.

Elif: Ben de bebek ağlayınca yatakta uyanıp annemi yada eşimi pişpişlerdim.  hele bir keresinde oğlan ağlıyor kalkıp yanına gittim. elimi sırtına vuruyorum pişpiş diye bir yandan da eşime sesleniyorum oğlan nerde diye. O da garibim uyku sersemi kalktı oğlanı arıyor. tabi ben de düştü mü çocuk nerde diye aranıyorum. sonra bir kendime geldim ki çocuk bende, pişpişliyorum ya ben onu.  ey uyku sen nelere kadirsin.

Emel: Oğlum yedi aylık falandı. Doktora gitmek için hazırlandım. Çantası, kendimi ve oğlumu hazırladım. Son defa kontrol ettim, kapıyı kilitledim, arabaya bindim aaa o da ne? Oğlumu evde unutup çıkmışım. Kapıyı da üstüne kilitlemişim. Hemen döndüm bi baktım yavrum amam sandalyesinde koyduğum yerde sesi çıkmadan montuyla beni bekliyor. Allahtan hastanede fark etmedik yokluğunu.

Burcu: ben de arkadaşıma yemeğe giderken süslendim püslendim. oğlanın her şeyini aldım. Metrobuse bindim ki şıpıdık terliklerim ayağımda! ne utanmıştım altı kaval üstü şişhane o halde gittim. Allahtan dönüşte arkadaş bıraktı yoksa rezilliğim tescillenecekti.

Paylaş: