Perşembe günü çocukların bisikletlerinin frenlerini yaptırmak için bisikletçiye gittik. Çok yakınımda bir barakada çalışıyor bizim bisikletçi. Çok güler yüzlü, konuşkan bir adam. O bisikletleri tamir ederken, biz de bebe belik taburelere oturduk bekliyoruz. Bu sırada benim bebelerin bisikletçinin barakasındaki kediler dikkatini çekti. Anne ile dört yavrusu, uyukluyorlar. Çocuklar kedilere ilgi gösterince bisikletçi kedilerin hikâyesini anlattı bize. Ben de hemen o sırada feyse yazdım hikâyeyi.

Screenshot_20160526-175708-587

Perşembeden beri amanın kalpler, dualar, paylaşımlar yağdı sayfama. An itibariyle 171.021 görüntülenme, 3500 küsur beğenme, 253 “Hay Allah razı olsun, dert görmesin,” temalı yorum, 963 paylaşım!

Valla ne yalan söyleyeyim içerledim durumu. Şurada beş senedir size ne olaylar anlattım, ne atraksiyonlar yaptım, ne fotolar koydum… Hiç birine bu kadar ilgi göstermediniz. Yarından tezi yok bebeleri atıp eve iki kedi alıp biraz da oradan deniyorum. Ya da tır şoförüne muavin olup yol hikâyeleri mi yazsam? Hmm bak bu daha mantıklı geldi. 😉

İşin şakası bir yana, ben de çok etkilendim olaydan. Çok duygulandım. Duyduğumdan beri ben de dua ediyorum adama. Bu sabah ekmek almaya çıktım. Aa ne göreyim, bizim bisikletçinin biraz ilerisinde bir tır park etmemiş mi? Arkasında “Bize her yer Trabzon” yazan, yurdum tırlarından biri. Hemen araştırmacı, meraklı, kurtlu mahalleli Secce Bacı olarak olaya el attım. Yoksa sözü edilen tır bu muydu?

Bisikletçi, hanımı ve bir arkadaşıyla çay içiyordu. Direk konuya daldım, kedileri götüren tırın o olup olmadığını sordum, demesin mi “Aha bu adamdı” diye! Aaaa.

Tır şoförüne hikâyesini dinlediğimi, çok duygulandığımı, hatta feyste paylaşdığımı, aldığı dualar sayesinde gökten her an kafasına altın yağabileceğini falan söyledim. Sonra da birinci ağızdan olayı dinledim. Kulaktan kulağa biraz değişmiş hikâye. Ama aslı da ilki kadar güzel.

Olay tam olarak şöyleymiş:

Tır şoförü bizim burada oturuyormuş. Bisikletçiyle de yakın arkadaş. Bir sabah tırına giderken tırın dorsesinden bir kedi atladığını fark etmiş. Ama kedilerin tırına yerleşeceği hiç aklına gelmemiş tabi. Tıra konteynır ile mal yüklenmiş, işini halletmiş. Akşam gelince tırı başka yere park etmiş.

Bisikletçiyle konuşurken  bisikletçi barakasına bir kedinin yavruladığını, birkaç gündür onu beslediğini, o gün de kedinin ağlayıp durduğunu, yavrularını birinin çaldığını düşündüğünü söylemiş. Tır şoförü de ah vah etmiş.

Ertesi gün yine yola çıkmış. Gelince yine başka yere park etmiş tırı. Yine bisikletçiye uğramış. Bisikletçi hâlâ çok üzgünmüş. Kedinin yavrularının bulunmadığını, anne kedinin sürekli ağladığını, memelerinin çatlayacak gibi şiştiğini, kediciğin ızdırap çektiğini söylemiş. Yine üzülüp ayrılmış şoför.

Ertesi sabah yine yola gitmiş. Karşıda bir yerde durduğunda biri “Yahu senin konteynerin altında kedi yavrusu var,”  demiş. (Konteyner dorse üzerine yerleştiğinde bir karışlık boşluk kalırmış arasında.) O an şoförün kafasında acaba?? sorusu belirmiş. Bir bakmış ki gerçekten de yavrular orada! Meğer dorsede bir yarık varmış. Kedi bebekleri oraya taşımış!

aha burası

aha burası

Zor bela yakalamış yavruları,  hemen şoför mahalline almış. Süt falan vermiş ama bebecikler becerip içememiş. Şoför de işi mişi bırakmış, atlamış geri dönmüş. E6’dan çıkamamış. (Gümrükten çıkaramadım arabayı dedi, gişe demek istedi herhalde. Niye çıkaramadığını da sormadım, herhalde ya şehir içine giremeyeceği bir saat olduğundan ya da yüklü olduğundan. İrdelemedim.)  Bir taksi tutmuş, atlamış bebeklerle gelmiş.

Anne kedi hâlâ orada ağlıyormuş. Yavruları vermiş. Simsiyahtı bebeler diyor. Çok da zayıflamışlar. Anaları hemen doyurmuş, pırıl pırıl temizlemiş.

Ertesi gün şoför yine yoldayken bakmış ki bir bebek daha var tahtaların arasında! Çok bitkinmiş o. Hemen atlamış, vakit kaybetmeden onu da geri getirmiş.

Sabah anne kediyle bebeleri güneşleniyorlardı. Hepsi de iyi, gayet sağlıklı. O an aklıma evde aç bekleyen kendi yavrularım geldi. Şoföre bir kez daha dua edip fırının yolunu tuttum. 🙂

13265962_782282615206649_707103633576806761_n

Paylaş: